SEÇİN AMA DOKUNUN...
Bir ülkede, yönetenlere duyulan saygı ve güven, o ülkenin istikrarı için çok önemlidir. Yönetenlerine saygı duyan ve güvenen halk, aidiyet duygusu ile hareket eder, fedakarlık yapar ve alınan kararlara sahip çıkar.
Siyaset kurumunun, hak ettiği saygınlık düzeyine ulaşması ve güven tesis edebilmesi için gereken pek çok şart vardır.
Bunlardan biri de kamuoyunda sıkça tartışılan milletvekili dokunulmazlığıdır.
Detayları pek konuşulmayan ve belki de çok fazla bilinmeyen milletvekili dokunulmazlığı, ülkemizde de, medeni dünyadaki şekliyle uygulanmaya başlanırsa, siyasete olan saygı ve güvenin artacağı çok açıktır.
Parlamenter sistemle yönetilen ülkelerde, yasama, denetleme ve temsilcilik görevlerini layıkıyla yapabilmeleri için, Parlamento üyelerine bazı haklar ve ayrıcalıklar tanınmıştır. Bu haklar, görevlerini özgürce yerine getirmeleri ve halk adına karar verirken hiçbir baskı altında kalmamaları için verilmiştir (İşledikleri suçtan dolayı korunmaları için değil).
Sınırları ve boyutları farklı olmakla birlikte hemen her ülkede bu haklar mevcuttur. Bunların esası, yasama görevini yerine getirmede sorumsuzluk ve ceza kovuşturmasından koruyan dokunulmazlıktır.
Dokunulmazlıkların tarihsel kökeni 1397’lere kadar uzanır. Bu tarihte İngiliz Parlamentosundan Thomas Haxey, hazırladığı yasa ile, Kral II. Richard’ın yaptığı yanlışlıkların ülkeye olan mali yüklerini denetim altına almak istedi. Ancak (Kralın isteği ile) vatana ihanet suçu ile yargılandı ve ölüme mahkum edildi. Bunun üzerine Avam Kamarası baskı yaparak Haxey için af çıkarttı. Bu olay Parlamento üyelerine özgürce karar verme hakkı için bir dönüm noktası oldu.
Bu tarihten sonra, değişik düzeylerde tanınan haklar, 1689 yılında kayıt altına alınarak, Parlamenterlerin tartışma ve eylemleri, Parlamento dışındaki her türlü müdahaleden korunmaya başlandı.
Aynı gereklilik 1789 Devriminden sonra Fransa’da da ortaya çıktı ve 1790’da çıkartılan bir yasa ile Parlamento üyelerinin Parlamentonun izni olmadan yargılanamayacağı karara bağlandı.
Yasama sorumsuzluğu ile ilgili tutum, genel olarak tüm Avrupa ülkelerinde vardır ve benzer niteliktedir. Parlamenterler, görevlerini yaptıkları sırada ortaya koydukları görüşlerinden, verdikleri oylardan ve bunlarla ilişkili eylemlerden sorumlu tutulamadıkları gibi, kişisel haklara saldırı boyutu taşımayan konuşmalardan da sorumlu tutulamazlar (kürsü dokunulmazlığı).
Yasama dokunulmazlığı ise, Avrupa ülkelerinin hepsinde olmakla birlikte geniş bir yelpazede farklılıklar gösterir. Genel yaklaşım tutuklama için Meclis kararının gerekliliğidir. Yargılama ile ilgili ise ortak yaklaşım, suçüstü durumlarında kısmi de olsa dokunulmazlıkların kaldırılması ve belli bir süre (bazı ülkelerde 2 yıl) cezayı gerektiren suçlar için Meclis kararına ihtiyaç duyulmadan yargılanabilmesidir.
Bu durumda ortaya çıkacak hukuki yaptırımlar, Meclisin karar vermemesi halinde üyelik bittikten sonra uygulanır.
Parlamenterlerin sosyal hakları ile ilgili de, ülkelere göre pek çok farklılıklar vardır.
Milletvekillerinin seçildikten sonra bazı görevleri üstlenememesi ve bazı işleri yapamaması karşılığı sağlanan bu haklar da kuşkusuz ülkelerin kendi iç dinamikleri ve reel koşulları ile yakından ilgilidir. Maaş, emeklilik sistemi, sigorta, ek ödenekler, özel ödenekler, devamsızlık kesintisi, görev sonu ödeneği gibi ayrıntıları, genellikle ülkelerin ihtiyaçları ve koşulları belirlemektedir.
Milletvekili dokunulmazlığı ile ilgili düzenlemeler, 3 Kasım 2002’den beri tartışılıyor. Ama ne yazık ki bu tartışmalar, basit bir polemiğin ötesine geçip gerçekçi bir zeminde ele alınmadı.
Geçtiğimiz günlerde, AK Parti ve ANAP’ın karşılıklı restleşmesi ile bu konu tekrar gündeme geldi. Kimileri seçim atmosferinde bunu gereksiz görebilir. Ama ne olursa olsun, halkın beklentileri ve sonuç itibarı ile siyaset kurumuna sağlayacağı prestij dikkate alınırsa, bunun ele alınması, tartışılması ve sonuçlandırılması şarttır.
Modern dünyanın gereklerine uygun olarak yapılacak bir düzenlemenin, Türkiye’nin şeffaflaşması ve halkın Ankara’ya bir adım daha yaklaşması için yararlı olacağı ortadadır.
Sosyal haklarla ilgili yapılacak düzenlemeler de yönetenler ve yönetilenler arasındaki ayrışmayı azaltacak ve parlamenterlerin daha çalışkan ve üretken olmasını teşvik edecek nitelikte (örneğin milletvekili maaşını, asgari ücretin kabul edilebilir bir oranına endekslemek ve bunun dışında yapılan çalışmalar ve hizmetler için ek imkanlar sağlamak gibi) olursa; siyaset kurumu, daha itibarlı hale gelecektir.
İktidar partisi, vaat ettiği bu değişikliği (2001-AK Parti Programı: 2-2 Siyasi İlkeler: Milletvekili ve Bakanların yargılanmaları önündeki Anayasal engeller kaldırılacak; dokunulmazlık, tüm kamu görevlilerinin yargılanabilmeleri önündeki engeller ve ayrıcalıklarla birlikte ele alınacak ve milletvekillerinin Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerine inhisar ettirilecektir…) hayata geçirirse, hem kendine, hem de Türkiye’ye önemli faydalar sağlayacaktır.
Dokunulmazlıkların arzu edilen şekilde düzenlenmesi, demokratik parlamenter rejimimizin olmazsa olmaz kuralı haline gelmiştir.
Sevgili Okuyucularım…
Önümüzdeki seçimler bu ülkenin daha demokratik, daha aydınlık, daha güçlü ve daha güvenli olabilmesi için yeni bir fırsattır.
Bunu lütfen iyi değerlendirin…
Dokunmadan güvenemezsiniz…
Seçtiklerinize dokunmak istiyorsanız, dokunabileceklerinizi seçin…