İlk yazı zordur..
Bir Ege sevdalısı ve İzmir aşığı olarak yerimi yadırgamayacağımı, sizin de beni içinize alacağınızı sindirerek kolları yeni gazetem için sıvıyorum. Bir ‘Turgutlulu yani Kasabalı ve Nazilli doğumlu’ olarak Ege yazmak zaten tutkumdu.
..Ve tabii ki İzmir’den başlıyorum..
İzmir’i hep bir yerlerle kıyaslamak gerekir..
İstanbul..
Başka bir şey orası.. Başka bir alem..
Atina..
Belki; ama yine de aynı tadı vermiyor. Her sokaktan fışkıran rembetico, ya da günde bir saat fazla çalışacağı için ekonomik kriz var sanan insanların durmadan uyuduğu ve dans ettiği bir şehir. İzmir’den daha tembel..
Ama maalesef elin Japon’u bizden daha iyi biliyor Ege’nin kıyısını ve az gerisini..
Hepsinden var İzmir’de, ama hepsi de biraz eksik. Devletin desteğinin kıt kanaat olmasından mı; yoksa şehri daha yaşanır hale getirmek isteyenlerin ‘izmirlilik’ duygusunun zedelenmiş olmasından mı, bilemiyorum..
Aynı sahada top bile oynamışlığım var eski ve yeni belediye başkanı ile, yani aynı adamla, yani Menderes Türel’le..
Ve Antalya’yla kıyaslamak geliyor aklıma ve yeniliriz diye vaz geçiyorum. Üstelik Antalya ile İzmir’in aldığı destek konusunda ‘orantısız güç’ kullanıldığını bildiğimden vaz geçiyorum...
Yaşadığınız yerin medeniyet ve kültür düzeyi, aslında orada yaşayanın medeniyet ve kültür düzeyini gösterirmiş..
Bu iki kavram içinde birer ölçek var aslında.
Biri şehirdeki sinyalizasyon, diğeri ücret ödeyerek müzelere giriş yapan insan sayısı.
Bir yörenin şehir trafik ışıkları; yani sinyalizasyon sistemi bir bilim dahilinde organize edildiğinde ve günün dağılımına göre sürekli yeniden düzenlendiğinde ortaya çıkan tablo ise o yörenin medeniyet kat sayısını veriyor. Tabii ki o sinyalizasyona uyan insan sayısının uymayanlara olan üstünlüğü ile..
Birbirimizin kafasını kırıp gözünü çıkarabilmek için basketbolu bile telef ettik çok şükür!.
Şimdi transfer dedikoduları, yeni sezon hayalleri kuruyoruz ve yepyeni kavgalara hazırlıyoruz kendimizi. Ama bir taraftan da Dünya Kupası üzerine ahkam kesmeyi sürdürüyoruz.
Bir kere şunu teslim edelim ki golü bol, yeni öğretileri pek görülmeyen ama sürprizleri nedeniyle en cazip kupayı yaşıyoruz. Üstelik TRT kurumu ilk defa hiçbir maçın başını kaçırmadan, seremonilerin tamamını yakalayarak işi savsaklamadığını gösteriyor.
Sadece bir eleştirim olacak, o da şu:
Öne geçen bir takım için ‘ şimdi kontratak oynamaya başlamaları mümkün’ demek için Brezilya’ya gitmeye ne gerek vardı, onu çözemiyorum bir türlü. Bir de bazı maçları içindeki 5-6 gole rağmen ‘heyecanlı bir Karabükspor-Gençlerbirliği’ duygusalına indirmelerini yadırgıyorum genç arkadaşların.
Bir ‘küçük’ haberdi..
Bana çok ‘büyük’ gibi geldi..
Kaba inşaatı tamamlanmış olan Muğla ili Ortaca mevkiinde Resort Spa Otel’in inşaatı sahibi Yücel Okutur tarafından durdurulmuş..
Kuşların göç etmesiyle
inşaat tekrar başlayacakmış..
Dünyanın en prestijili ödülünü alan ‘kış uykusu
47 bin seyirci..
Recep İvedik 1 milyon 140 bin seyirci..
Bir yerde bir arıza var ama..
- Çekler bile çek veriyor artık..9 yıl önce
- Her çözüme itinayla bir sorun bulunur..9 yıl önce
- Yeşili almayın İzmir'den9 yıl önce
- Oteller haraç mezat satılıyor..9 yıl önce
- Güzeltepe gençlere dokunuyor9 yıl önce
- Biz yarınları emanet aldık çocuklardan..9 yıl önce
- Karşıyaka mağdurları9 yıl önce
- Hukukçu eğilmez, kırılır9 yıl önce
- Zaman unutturmaz; uyuşturur..9 yıl önce
- Tüketiyorsan haklısın..9 yıl önce