Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Bugün Türkiye'nin ilk resmi bayramıdır. 1 6 Mart 1920'de İstanbul işgal edildikten üç gün sonra Mustafa Kemal, yeni bir meclisin Ankara'da toplanacağını açıklamıştı. Bu meclis olağanüstü yetkilere sahip olacaktı. Meclise katılacak üyelerin seçilerek Ankara'ya gönderilmesini illere bildirmişti. Kapatılan Osmanlı Meclisi'ne de çağrı yapmış ve milletvekillerinin yeni meclise katılmalarını istemişti. 23 Nisan 1920'de Meclis'i açtık... Osmanlı İmparatorlu-ğu'nun ve işgalci devletlerin karşısında artık bir Meclis hükümeti vardı. Bu hükümetin başbakanı ve Millet Mecli-si'nin başkanı aynı kişiydi: Mustafa Kemal... Türk parlamentosunun adı "BMM/Büyük Millet Meclisi" olarak konulmuştu. Halk bu ismi hemen benimsedi. Bir süre sonra Mustafa Kemal konuşmalarında "TBMM/Türkiye Büyük Millet Meclisi" tanımlamasını kullanmağa başladı. Bu tanımlama, 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla kalıcı hale getirildi. İki ay sonra Saruhan (Manisa) Milletvekili Refik Şevket (İnce) ve arkadaşlarının önergesiyle "23 Nisan Milli Hakimiyet Bayramı" olarak ilan edildi... Böylece 23 Nisan ilk ulusal bayramımız oldu... * Olayın üzerinden sekiz yıl geçti... Bu arada cumhuriyetimiz ilan edilmişti. Cumhuriyetin hedefleri arasında, çocukların yetiştirilmesi en fazla önem verilen konu olarak değerlendiriliyordu. Hatta çocuklar için bir kutlama haftası bile ilan edilmişti. 1929 yılında Çocuk Esirgeme Kurumu Başkanı Kırklareli Milletvekili Dr. Fuat Umay'ın önerisiyle Çocuk Haftası ile Milli Egemenlik Bayramı birleştirildi. Bu birleşme Mustafa Kemal'in onayına sunuldu. Böylece Bayramın adı 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı oldu. Başbakan İsmet İnönü ile Meclis Başkanı Kazım Özalp bu yeni isimli bayramın ilk kutlama törenine geldiler. Çocukların gönüllerini alarak şekerler dağıttılar, hediyeler verdiler... Bugün "Milli Egemenlik Bayramı'nın" 85'inci; "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının" 80'inci yıldönümündeyiz. Daha nice bayramlara... Ama TRT bu bayramların kutlanış biçimini değiştirmiş. İşi keyfe bırakmış... Ne günlerden, ne günlere...

Obama'nın CIA teşhiri...

Bush "Tanrı'yla konuştum ve Irak'a girdim" demişti. Güya hareketine bir "ilahi icazet" varlığı katmak istiyordu. Oysa uygulamasının bütün hışmı ve zulmü gizli ve vahşi kaldı. Obama, işte bu "gizli" ibaresi taşıyan çok sayıda dokümanı kamuoyuna duyurdu. Bu hareket, rastlanılmamış bir "Başkan" tavrıydı. Özellikle CIA kadroları bu yayınlamaya karşı köpür-düler. Çünkü ClA'nin rezillikleri dünya kamuoyuna açıklanmış oldu. Bush dönemi işkenceleri, Obama dönemi teşhirleriyle Amerika'nın en evrensel ayıbı olarak ortalığa saçıldı... Bu arada işkence yöntemleri de gündem de yerini aldı. Hepsi tüyler ürperticiydi... CIA mensuplarının sorgulama metotlarından biri olan ve sorgulanan kişiye suda boğuluyormuş hissi veren "Waterboarding" adlı işkence yöntemi vahşetin doruğuydu. Bu yöntemi CIA uzmanları geliştirmişler ve bir Arap zanlı üzerinde 203 kez uygulamışlardı. * Bu işkencelerin açıklanmasını istediği için sert tepkiyle karşılanan Obama, istediği ilk tesiri yarattıktan sonra CIA Merkezi'ne bir ziyarette bulundu. Bu kez itibarını kırdığı örgüte yönelik destek açıklaması yaptı. Bu bir "gönül alma" jestiydi. Amerikan kamuoyu, ne şişin, ne kebabın yanmasından yana değildi... Çünkü eski CIA Başkanı Michael Hayden, Obama'yı sert dille eleştirmişti. Oba-ma'nın bu raporları halka açıklaması, çok gizli işkence tekniklerinin açığa çıkmasına yol açmıştı. Bu açıklamalar, terörle mücadelede CIA'nin elini kolunu bağlayacaktı. Eski Başkan Yardımcısı Dick Cheney de Obama'nın tavrına karşı diklendi. CIA'nin işkence yoluyla önlediği terör girişimlerini açıklamasını istedi. Yani işkencelere devam edilmesini öneriyordu. Obama kararında ısrar ciddiyeti gösteren bir tavır sergiledi: "Gerçeklerle yüzleşmek Amerikalı olmanın bir gereğidir" dedi. * Obama, işkenceyle alınan ifadelerin durdurulmasını isterken, sözlerindeki şefkatli edebiyat ümit verici gibi görünse bile maalesef güven verici gözükmüyor. Çünkü işkence yapan CIA yetkilileri aleyhine dava açılamayacağı konusunda teminat vermesi, gelecekle ilgi taleplerinin geçerlilik ölçüsünü gölgeliyor. İşin doğrusu, belki önemli bir olayı görmezlikten geldiği izlenimi yaratmadı. Ama işkence yöntemlerini dünya kamuoyuna ilan eden tavrında ciddi bir ayıp gizlendiğini de fazla sıcak tutmak istemedi... Başkaları bu ayıptan "ders mi alır", yoksa "yöntem mi araklar" orası henüz belli değil...

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar