60'lı yılları sarsan cinayet! Maktulün kimliğini tespit için kesik başı karakolda sergilediler!
Semt sakinleri, Kasımpaşa Karakolu'nun önünde uzun kuyruklar oluşturmuştu. Karakolda masanın üzerine teşhis için konulan 'kesik başı' görenler dehşete kapılıyordu. Bir erkeğe ait olduğu belirlenen kesik başın kime ait olduğu, ilk etapta yapılan bu yöntemle saptanamadı. Ancak parçalanmış eller ve tırnak aralarına sıkışmış kalay zerrecikleri, olayın seyrini değiştirdi. Tüyler ürperten cinayet, maktulün tırnaklarında bulunan bu kalay zerreciklerinden yola çıkılarak çözüldü. Kıskançlık krizine giren bir kalaycı dayı, yeğenini öldürüp parçalara ayırmıştı. 1964'te işlenen ve Türkiye gündemini yıllarca sarsan 'Kesik Baş Cinayeti'nin tüm detayları Mustafa Şekeroğlu'nun özel haberinde...
ABONE OLYıl 1964’tü. Takvimler 22 Mart’ı gösteriyordu. Akşamın ilerleyen saatlerinde Ahmet Bey, Kasımpaşa Karakolu’na nefes nefese girdi. “Komiserim, komiserim!” diye telaşla bağırıyor, gördüğü dehşeti anlatmaya çalışıyordu. Ahmet Bey’in anlattıkları, karakolda bir anda büyük hareketliliğe neden oldu. Ekipler hızla araçlara atlayarak olay yerine doğru yola çıktı. İhbara göre, Piyale Paşa Camii’nin hemen yan sokağında bir insan başı bulunmuştu. Bir süre sonra bütün Türkiye’nin gündemine oturacak olan bu olay, “Kesik Baş Davası” adıyla hafızalara kazınacak ve akıllara durgunluk veren ayrıntılarıyla yıllarca konuşulacaktı.
Olay yerine gelen polis ekipleri, dehşet verici bir manzarayla karşılaştı. Bir erkek kafası, sokağın duvarı dibinde kanlar içinde duruyordu. Kesik başı bulan Ahmet ve Mehmet Bey kardeşler, yaşadıkları o anları şöyle anlattı: “Kahveden çıkıp Baruthane Caddesi’ndeki evimize gidiyorduk. Yol kenarında bir kedinin miyavlayarak bir şeyi yediğini fark ettik. Merak edip yaklaştık. İlk anda ne olduğunu anlayamadık, tavuk ölüsü sandık. Bir kibrit çakıp iyice bakınca dehşete kapıldık: Bu bir insan başıydı! Kediyi kovaladık, birimiz başın yanında kaldı, diğerimiz hemen karakola koştu.”