Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Altın Yumurtlayan Tavuk

Bir varmış, bir yokmuş. Çok çok eski zamanlarda etrafında masmavi nehirler, içinde kocaman yemyeşil bahçeler olan küçük ve şirin bir köy varmış. Köydeki insanlar yoksulmuş yoksul olmasına ama birbirleriyle çok iyi anlaşır, beraber mutlu bir hayat sürerlermiş. Herkes birbirini sever, ihtiyaçları olunca da hemen birbirlerinin yardımına koşarlarmış. Uzun senelerdir bu köyde yaşayan bir çiftçi varmış. Bahçesinde de çok sevdiği ve gözü gibi baktığı bir tavuk beslermiş. Her seferinde onu okşar, halini hatırını sorar, onun iyi olması için elinden geleni yaparmış. Tavuk da onu çok sever, kıymetini bilirmiş.

Çiftçi ile hanımı her sabah merakla tavuğun yanına gider, yumurta bulduklarında çok sevinirlermiş. Bu tavuğun yumurtası diğer tavuklarınkinden farklıymış. Yumurtanın özelliği altından olmasıymış. Tavuk yumurtlayınca adam yumurtayı alıp hemen şehre iner, her seferinde aynı kuyumcuya yumurtayı satarmış. Gele gide senelerce bu düzen böyle devam etmiş ve köylü giderek zenginleşmiş. Çalışmadan parası olunca, paranın değerini bilmemeye, huyu suyu giderek değişmeye başlamış. Parayı har vurup harman savuruyor, istediğini alıyor ve hep daha fazlasını istiyormuş. Eskisi gibi kimseye iyi davranmaz, selam vermez, yardım etmez olmuş. Her gün aldığı bir yumurta ile mutlu olmaz, bu mutsuzluğunu da etrafındaki herkese yansıtır olmuş. Çevresindekiler de bu değişimin farkına varıyorlarmış varmasına ama ellerinden de hiçbir şey gelmiyormuş.

Derken bir gün hergün yumurta sattığı kuyumcu köylünün aklına garip bir fikir sokmuş:

-Bre adam, senelerdir her gün bir yumurta için taaa nerelerden kalkıp teee buralara gelirsin. Böyle uğraşacağına tavuğu kesip içindeki tüm yumurtaları bir kere de getirsene, demiş.

MASALLAR VE DİĞER EĞLENCELİ İÇERİKLER İÇİN SİZİ Youtube HT ÇOCUK KANALIMIZA BEKLİYORUZ 

Köylünün de tavuğun midesinde bir hazine taşıdığına aklı yatmış. Zenginliğine zenginlik katmanın yolunun ancak tavuğun içindeki o hazineye ulaşmak olduğunu düşünmeye başlamış.

Karar vermiş: Tavuğu veterinere götürecek karnını açtıracak, içindeki tüm altınlara ulaşacak ve hayatı boyunca istediği zenginlikte yaşayıp gidecekmiş. Böyle bir açgözlülüğe kapılmış.

Bir gün aniden kümese girmiş ve tavuğu kovalamaya başlamış.

Tavuk bir yandan kaçıyor, bir yandan da adama söyleniyormuş:

-Bırak peşimi. Ne istiyorsun benden. Korkutuyorsun beni. Amannnn. Senelerdir gül gibi geçinip gidiyoruz. Beni tutup ne yapacaksın, uzak dur benden aman, deyip adamın elinden kurtulmaya çalışmış.

DİĞER MASALLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

Ama nafile!

Köylü büyük bir uğraş sonucu tavuğu yakalamayı başarmış. Büyük bir heyecanla kaptığı gibi veterinere götürmüş. Veteriner tavuğun karnına bakınca bir de ne görsün: her gün yumurtladığı yumurtadan başka hiçbir şey yok.

Köylü ne kadar yanlış bir hareket yaptığını o an anlamış. Hırs ve açgözlülüğün ne kadar kötü bir şey olduğu fark etmiş. Çok daha fazlasını isterken elindekinden olmuş. Bu ona çok büyük bir ders olmuş. Bundan sonraki hayatında çalışmadan birgün bile geçirmemiş. Masalda burada bitmiiiiş. Gökten üç elma düşmüş: Biri anlatana, biri dinleyene yani sanaaa, sonuncusu da tüm çocuklaraaa.