Kayıp telefon krizi: İsrail devlet yapısında derin çöküşün fotoğrafı
İsrail ordusundaki işkence skandalı ve kayıp telefon krizi, yalnızca bireysel bir soruşturma değil; Gazze işgali ile birlikte ordu, yargı, istihbarat ve devlet bürokrasisinde yaşanan derin çöküşün, panik halinin ve iktidarın kontrolü kaybettiğinin en somut göstergesi haline geldi. Habertürk TV Güvenlik Politikaları Koordinatörü Çetiner Çetin'in haberi...
ABONE OLİsrail kamuoyu günlerdir tek bir soruya kilitlenmiş durumda: “O telefon nerede?” Askeri Başsavcılık görevinden alınan Tümgeneral Yifat Tomer-Yerushalmi’ye ait olduğu düşünülen cep telefonu, sıradan bir dijital cihaz değil, devletin sinir uçlarına dokunan bir kriz unsuru haline geldi.
İsrail güvenlik kaynaklarına göre cihazın içinde, yalnızca kişisel yazışmalar değil; üst düzey askeri yetkililerle yapılan gizli görüşmelerin kayıtları, emir zincirine dair mesaj trafiği ve özellikle Gazze işgali sırasında yaşanan ihlallere ilişkin belgeler yer alıyor. Bu nedenle telefonun kaybolması, Tel Aviv yönetiminde yalnızca bir soruşturma konusu değil, doğrudan bir “devlet güvenliği” krizi olarak görülüyor. İsrail medyası, hükümetin olayı örtbas etmeye çalıştığını, ancak iç istihbarat birimleriyle askeri polis arasındaki koordinasyonsuzluğun paniği büyüttüğünü yazdı.
Gazze işgali sonrasında İsrail’in kurumsal bütünlüğü ciddi şekilde sarsılmış durumda. Siyasi liderlik, kontrolü kaybetmemek için yargı, ordu ve istihbarat üzerinde baskı kurarken; bu baskının alt halkalarında panik, suskunluk ve karşılıklı suçlamalar hızla artıyor. Kayıp telefon olayı da bu baskının doğrudan bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Haaretz gazetesi, “Bu yalnızca bir kadının telefonu değil; İsrail devlet mekanizmasının karanlık yüzüne tutulan bir ayna,” yorumunu yaptı.