Türk sineması 100 yaşında -2
100 yaşına basan sinemamızın unutulmazları ... Mehmet Çalışkan yazdı...
MEHMET ÇALIŞKAN- HT GAZETE (YAZI DİZİSİ-2)
100 yaşına basan sinemamızın unutulmazları arasında, ünlü yönetmen Ertem Eğilmez’in, çekeceği film için Yıldız Kenter ile yaptığı ‘küfür etmeme’ anlaşması da, Yavuz Turgul’un, sektörü ayağa kaldıran ve 2.5 milyon kişinin izlediği ‘Eşkıya’sı da vardı
SİNEMAMIZA çektiği filmlerle büyük katkı sağlayan Ertem Eğilmez çalışırken son derece küfürbaz bir yönetmendi. Çekim stresiyle öfkesini küfürlere dökerdi. Eğilmez, 1967'de çekilen 'Yaşlı Gözler' için Yıldız Kenter'e teklif götürdü. Kenter, "Ben küfür yiyemem. Küfür etmeyeceksen rol alırım" cevabını verdi. Eğilmez de Kenter'in filmde oynaması için söz verdi.
Ne var ki çekimler sırasında Eğilmez on dakikada bir Kenter'in yanından uzaklaşıp küfür ettikten sonra sete dönüyordu. Kenter, filmin verilen küfür aralarıyla bitmeyeceğini düşünerek "Peki peki Ertem Bey, küfür edebilirsiniz" diye anlayış gösterdi. Bunun üzerine Eğilmez, kendisini günlerce küfür nediniyle kısıtlayan Kenter'e okkalı bir küfür ederek çekimlere devam etti.
İDDİA ÜZERİNE ÇEKTİĞİ FİLM ÖDÜLLERİ TOPLADI
Arkadaşları Ertem Eğilmez'i "İyi yönetmen olduğunu söylüyorsun ama ödül alamıyorsun?" diye kızdırıyordu. Eğilmez ise "Öyle bir film çekerim ki ödülleri toplarım ama o film beni hüzünlendirir, mutlu etmez. Ben artık öyle filmler çekmek istemiyorum" yanıtını veriyordu.
İş iddiaya girmesine kadar geldi... Eğilmez, çok istediği televizyonun evine gelmeden çok kısa bir süre önce kan kanserinden ölen bir çocuğun hikâyesi olan 'Canım Kardeşim'i çekerek Altın Portakal Film Festivali'nde ödülleri topladı. Dönemin starlarını bir araya getirmekteki ikna edici yeteneğiyle yönetmenlikte ustalığını birleştiren ve 'Dahi Yönetmen' olarak tanımlanan Eğilmez'in filmleri bugün de hâlâ reyting listesinde ilk 10'da yer alıyor.
'Eşkıya' çöken sinema sektörünü ayaklandırdı
Sinemanın tarihinden söz ederken Yavuz Turgul'un 'Eşkıya'sını unutmak mümkün değildir. Şener Şen, Uğur Yücel ve Kamran Usuluer'in başrollerini paylaştığı film 1980'li yılların başından 1996'ya olan dönemde üretim ve izleyici bakımından büyük bir çöküş yaşayan Türk sinemasının dönüm noktası oldu. Zira 'Eşkıya', bir filmin en fazla 300 bin kişi tarafından izlendiği sinema sektörünün makus tarihini değiştirerek 'Bir filmi milyonlarca kişi de izleyebilirmiş' algısını oluşturmasıyla sektöre damgasını vurdu.
Yapımcılar ve yönetmenler, 2 milyon 568 bin 339 kişinin bilet aldığı 'Eşkıya' ile birlikte hedef yükselterek film çekmenin nasıl olması gerektiği konusunda o güne kadar bildiklerini bir kez daha sorgulamak zorunda kaldı.
7 filmde rol aldı ama 19 milyon kişi izledi
Karikatür çizerliğinden stand up gösterilerine, oradan da sinemaya geçiş yapan Cem Yılmaz, yer aldığı her filmiyle Türk sinemasına damgasını vurdu. Yılmaz'ın bugüne kadar başrolünde yer aldığı 7 filme toplam 18 milyon 939 bin 489 bilet kesildi. Yılmaz'ın en belirgin özelliklerinden birisi, başrol kaprisi yapmamasıydı. Hollywood'un ünlü aktörleri Dustin Hoffman, Robert De Niro ve Al Pacino'nun yaptığı gibi...
Cem Yılmaz, başrol karakterleri olmadığı halde Ferzan Özpetek'in 'Magnifica Presenza'sında ve Yılmaz Erdoğan'ın 'Organize İşler'inde kamera karşısına geçti. Yılmaz, yan rollerde de ne ölçüde etkili olabileceğini bu iki filmde de gösterdi. Özellikle 'Organize İşler'deki 'Müslüm Duralmaz' karakteri filmin en çok konuşulan sahneleri arasında yer aldı. Hatta Cem Yılmaz, bu karakteriyle 2006'da Sadri Alışık Ödülleri'nde 'En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu' ödülünü kazandı.
Yılmaz, sinema sektörüne 37 milyon TL kazandırdı
Cem Yılmaz, 'CM101MMXI Fundamentals' ile de Türk sinemasında bir ilke imza attı. Stand-up gösterilerini beyaz perdeye taşıması tam bir olay oldu. 'Stand-up gösterisi film değil ki, neden sinemalarda gösteriyor? Para için yapıyor' eleştirileri arasında Yılmaz sektöre, 37 milyon 296 bin 789 TL'lik kazanç girdisi sağladı. Yılmaz'ın filmini 3 milyon 842 bin 212 kişi izledi.
317 filmle dünya rekoru kıran erkek oyuncu oldu
Türk sinemasının Kara Murat'ı, Malkoçoğlu'su, Köroğlu'su, 'Komiser Cemil'i ve daha birçok karakteri olan Cüneyt Arkın, 100 yıllık sinema tarihimizde çok önemli bir rekorun sahibi olarak yer buldu. Başrolünde yer aldığı 317 filmle dünyanın en çok film çeken başrol erkek oyuncusu olan Arkın, aynı zamanda bir tema rekoruna da sahip. Türk sinemasında hangi konu işlenmişse Arkın, onların en azından birinden mutlaka yer aldı.
İngiliz yapımcılar Arkın'ı İngiltere'ye götürdü
Arkın'ın sinemamıza damgasını vurduğu dönemde ünü, ülke sınırlarını aştı. İngiliz yapımcılar Türkiye'ye gelerek Arkın'ı ülkelerine götürdü. 'Sizinle öyle filmler çekeceğiz ki Alain Delon ile yarışacaksınız' sözlerini duydu. İş, anlaşma noktasına gelince Arkın İngiliz yapımcılara, "Yılda kaç filmde oynayacağım?" diye sordu. Yapımcıların, "Sizinle yılda bir film olmak üzere 5 yıllık anlaşma yapmak istiyoruz" sözü üzerine Arkın, "Ben ülkemde, yılda 12 filmde oynuyorum" yanıtını vererek masadan kalktı.
'Çılgın Dersane'nin çekimleri sırasında röportaj yaptığım Arkın, yaşadığı bu olayı anlatırken "O zamanlar bu işlerin nasıl yapılması gerektiğini bilmiyorduk. Yanımızda ne bir bilen vardı, ne de menajer. Kendi başımıza hareket edip bazı büyük hatalar yaptık" sözleriyle İngiliz yapımcıların teklifini kabul etmediğinden duyduğu pişmanlığı anlatmıştı.
Arkın, Halit Refiğ'in tesadüfen keşfetmesi sonucu başladığı sinemada yakışıklılığın yanı sıra yetenekleriyle, tehlikeli sahnelerde dublör kullanmayacak kadar işine sahip çıkmasıyla sinemaseverlerin gönlünde taht kurdu.
Türkiye'de yasaklanan film Olimpiyat açılışında gösterildi
'Hakkâri'de Bir Mevsim', Erden Kıral tarafından 1982'de çekildi. Ne var ki senaryosu, Ferit Edgü ve Onat Kutlar tarafından yazılan filmi askeri yönetim 'sakıncalı' olduğu gerekçesiyle yasakladı. Sürgün olarak Hakkâri'ye giden bir öğretmenin yaşadığı zorlukları hikâye edinen, Genco Erkal, Rana Cabbar ve Macit Koper'in başrolerini paylaştığı film Türkiye'de gösterime giremezken 1984 Los Angeles Olimpiyatları'nın açılış filmi oldu.
'Gelin filminizi burada çekin'
Kıral, 1970'te de benzer bir durum yaşamıştı. Kıral'ın Kadir İnanır'ın başrolünde yer aldığı 'Kumcu Ali Yaşar' adlı filmine el konulmuştu. Alman yapımcılar, filmlerini bir türlü gösterime çıkaramayan Erden Kıral'a, "Filmlerinizi ülkenizde gösteremiyorsunuz. Gelin Almaya'da çekin, burada gösterime çıkaralım" davetinde bulundu. Ünlü yönetmen, 80'li yıllarda Türkiye'de askeri yönetim nedeniyle Almanya'ya giderek bu ülkede birçok filme imza attı.
FİGÜRANLIKTAN BAŞROLE
Yıl 1958...Yer 'Murada Ereceğiz'in seti. Filmin yönetmeni Memduh Ün, figüran kızlardan biriyle yakından ilgileniyor, kamera karşısında ne yapması gerektiğini anlatıyordu. O gün sete gelen Ömer Lütfi Akad, Ün'ü kenara çekerek "Bu yeteneksiz kızla neden uğraşıyorsun?" diye sordu. Memduh Ün, "Onda öyle bir ışık var ki. Bir gün ortaya çıkacak ve kimse gözünü o ışıktan alamayacak" cevabını verdikten sonra figüran Fatma Girik'in sahnelerini artırarak ikinci role taşıdı. Girik'ten oyuncu olmayacağını düşünen bir başka ünlü yönetmense Osman F. Seden'di. Seden de Memduh Ün'e sık sık "Bu kızdan bir şey olmaz" deyip duruyordu.
TEK DÜŞÜNCESİ PARA KAZANMAKTI
Bu değerlendirmelerden habersiz olan Fatma Girik ise annesi Münevver hanımla birlikte gittiği setlerde figüran rollerde oynamaya devam etti. Komşularının annesine "Kızını şıllık mı yapacaksın?" demesine rağmen Girik, üç kuruş para için setlerde akşama kadar bekleyip durdu. Öylesine güzeldi ki.. Güzelliği dönemin jönlerinden Talat Artemel'in yüreğini bile titretmişti. Muhterem Nur, Girik ile evlenmek isteyen Artemel'e aracı olmuştu.
DİK KAFALI, İNATÇI ATILGAN VE SABIRSIZ
Memduh Ün haklı çıkmıştı. O 'yeteneksiz' Fatma Girik'in içindeki ışık ortaya çıkmış, kısa sürede figüranlıktan yıldızlığa ulaşmıştı. Girik, Anadolu'daki kadınların sorunlarının işlendiği filmlerde güçlü bir oyunculuk sergileyerek Türk sinemasında ayrıcalıklı bir yer edindi.
Girik'in rol aldığı filmlere bakıldığında Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın gibi ünlü ismlerden çok daha cesur sahnelere imza attığını görüyoruz. Bir filminde pavyonda sitriptiz yaparken diğer filminde sömürülen köylü kadınını, bir başkasında da kan davası güden veya her türlü fedâkarlığa göğüs geren bir anneyi canlandırdı. Başarısının altında kişiliğindeki atılgan, sabırsız, dik kafalı ve inatçı olma özellikleri yatan Girik, yine bu özellikleriyle çizdiği imajla Türk sinemasının önce 'Erkek Fato'su sonra da 'Fato Abla'sı oldu.
YARIN: BÜTÇE REKORU KIRAN FİLM HANGİSİ OLDU? ÖLDÜ DİYE HANGİ SANATÇI İÇİN FESTİVALDE SAYGI DURUŞU YAPILDI?