Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Kolay para bitti, yeni oyun başladı
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Çin yalnızca mal değil, artık enflasyon da ihraç ediyor. Yaklaşık çeyrek asırdır dünya ekonomisinin görünmez kahramanı Çin'di. Daha doğrusu ucuz işgücü, devasa üretim kapasitesi ve düşük maliyetleriyle Çin, küresel ekonomiye yalnızca mal değil, aynı zamanda enflasyonu aşağı çeken güçlü bir dezenflasyon dalgası ihraç etti.

        Bu sayede gelişmiş ülkelerde fiyat baskıları sınırlı kaldı. Merkez bankaları düşük faiz politikalarını uzun süre sürdürebildi. Para ucuzladı, kredi genişledi, borçlanmak kolaylaştı. Finansal varlıklar da tarihin en güçlü likidite dalgalarından biriyle yükseldi.

        Şimdi ise bu hikâye tersine dönüyor.

        Çeyrek asır sonra değişen ne?

        İran savaşıyla birlikte yükselen enerji ve emtia fiyatları ilk kıvılcımı çaktı.

        Ancak asıl dikkat çekici gelişme Çin'de yaşanıyor. Yaklaşık üç yıldır negatif seyreden üretici fiyatları yeniden pozitife dönüyor. Haziranda üretici fiyatları yıllık yüzde 4.1’e ulaştı.

        Küresel sanayi üretiminin yaklaşık yüzde 28'ini gerçekleştiren bir ekonomide maliyetlerin yükselmeye başlaması, yalnızca Çin'in değil dünyanın enflasyon görünümünü de değiştirebilir.

        Çünkü Çin bugün yalnızca tüketim malları değil; makine, elektronik, kimyasal ürünler, çelik, batarya, güneş paneli ve sayısız ara malı üreterek küresel üretim zincirinin merkezinde yer alıyor.

        Çin'deki maliyet artışı, gecikmeli de olsa dünyanın maliyet artışına dönüşme potansiyeli taşıyor.

        Petrol ilk dalgaydı, Çin ikinci dalga olabilir

        Petrol fiyatları enflasyonu hızla yukarı iter.

        Ancak petrol şoklarının etkisi çoğu zaman jeopolitik tansiyonun düşmesiyle sınırlanabilir.

        Çin'de üretici fiyatlarının yeniden yükseliş eğilimine girmesi ise çok daha farklı bir gelişme.

        Çünkü bu kez enerji değil, sanayi malları pahalanıyor.

        Üstelik bu artış nihai ürünlerle sınırlı kalmıyor. Dünyanın dört bir yanındaki fabrikaların kullandığı ara malları ve üretim girdileri de bundan etkileniyor.

        Küresel enflasyon açısından belki de en önemli risk tam burada başlıyor.

        Merkez bankalarının işi yeniden zorlaşıyor

        Son iki yıldır piyasaların en büyük beklentisi faiz indirimleri oldu.

        Ancak enflasyonun yeniden yukarı yönlü risk üretmesi, bu beklentileri zayıflatıyor.

        Fed başta olmak üzere büyük merkez bankaları açısından artık mesele yalnızca bugünkü enflasyon değil; gelecekte yeniden hızlanabilecek fiyat baskıları.

        Bu nedenle faiz indirimleri gecikebilir.

        Hatta gerektiğinde yeniden sıkılaşma ihtimali bile masada kalabilir.

        Bu da yüksek dolar, yüksek tahvil faizi ve pahalı finansman anlamına geliyor.

        Asıl değişen para değil, para düzeni

        2008 küresel krizinden sonra dünya benzeri görülmemiş bir likidite bolluğu dönemine girdi.

        Dünyanın yaşadığı pandemi ve kapanma dönemi likidite bolluğunu duble yapmakla kalmadı, buna mali genişlemeyi de eklendi

        Faizler sıfıra yaklaştı.

        Merkez bankalarının bilançoları katlandı.

        Likidite neredeyse sınırsız hale geldi.

        Böyle dönemlerde kötü yatırım ile iyi yatırım arasındaki fark silikleşir.

        Ucuz para birçok hatayı örter.

        Riskler ikinci plana itilir.

        Sonuçta da küresel anlamda enflasyon tırmanmaya başladı. Faiz oranları da artırıldı.

        Durum artık tersine döndü.

        Artık para daha pahalı.

        Krediye ulaşmak daha zor.

        Yatırımcı daha seçici.

        Sermaye daha temkinli.

        Eskiden "hangi varlığı alırsam kazanırım" sorusu soruluyordu.

        Şimdi ise doğru soru değişiyor: "Hangi şirket gerçekten değer üretiyor?"

        Kolay kazancın sonu

        Önümüzdeki dönemde yalnızca sermaye yer değiştirmeyecek.

        Sermayenin kuralları da değişecek.

        Bu değişimin vitrindeki örneklerinden biri Fed.

        Bol likiditenin taşıdığı varlıkların yerini, verimlilik üreten şirketler, hikâyeyle değil bilanço ile konuşan sektörler, ucuz finansmanla değil güçlü nakit akımıyla ayakta duran ekonomiler alacak.

        Belki de bu nedenle bugün yaşadığımız gelişmeler bir konjonktür değişimi değil, yeni bir ekonomik rejimin başlangıcı.

        Bu dönemin özü şu: Likiditenin fiyatladığı dünyadan, değerin fiyatlandığı dünyaya geçiyoruz.

        Kolay para dönemi kapanıyor.

        Yeni oyunda kazananlar da eskisinden farklı olacak.

        Bundan sonra fiyatı değil, değeri doğru okuyabilenler kazanacak.

        Son söz: "Fiyat ödediğiniz şeydir; değer ise aldığınız." Warren Buffett