CHP, mutlak butlan kararı çıktığı andan itibaren kendi içinde yaşadığı ayrışmanın yanı sıra, siyasetin genelini etkileyen tartışmaların içine girdi.
Kuşkusuz ana muhalefet partisinin böyle bir kararla karşı karşıya kalmasının; geniş bir alanda siyasi sonuçlar üretmesi şaşırtıcı değil. Nitekim mahkeme kararı sonrası, Özgür Özel ve ekibine muhalefet partilerinden destek geldi. Muhalefete yakın okur-yazar kesimde de benzer tepkiler ortaya çıktı.
ÖZGÜR ÖZEL’İN İTTİFAK ARAYIŞI
Özel, meselenin muhalif zeminde geniş ölçekte tartışılmasından hoşnut görünüyor. DEM, İYİ Parti, Zafer Partisi ve TİP tarafından gelen destekleri, aynı zamanda CHP’nin tabanından daha büyük bir alanda siyaset yapmanın zemini olarak görmek istiyor.
Bu alanda ortaya çıkan tepkinin adı geçen partiler tarafından ne düzeyde sürdürülebilir olduğu hayli belirsiz. Farazi olarak bunun bir ittifak zemini olduğunu öngörsek bile, söz konusu partilerin kendi tabanlarını buraya ne düzeyde taşıyacağı kocaman bir soru.
GEÇİCİ KONFOR, YAKICI GERÇEK
Özgür Özel tarafının, meselenin tartışma alanını genişletme çabasının kendisine sağladığı konfor ilk bakışta belli avantajlar sağlar gibi görünüyor. Ancak bu yaklaşım, gerçek sorunu ele almaktan da sürekli olarak kendilerini uzaklaştırıyor. CHP, çok ciddi hukuki süreçlerle karşı karşıya. Üstelik bunların bir kısmı henüz karar aşamasına bile gelmedi. Bunların özüne dair bir arayış içine girmek yerine farklı zeminlere taşımak, devam eden hukuki süreçlerin muhtemel sonuçlarını giderecek bir katkı da sağlamıyor.
İHRAÇ HAMLESİNİN SONUÇLARI
Dün itibarıyla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan MYK’nın 9 ismi ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etmesi, bu süreçlerin hızlanacağını ve sertleşeceğini ortaya koyuyor. Salı günü grup toplantısı üzerinden ortaya çıkan tartışma ve gerginliğin, bu akışta önemli rolü olduğunu söyleyebiliriz.
Özel ekibinden önemli isimlerin ihracı ve parti mekanizmalarının hızlı biçimde çalışmaya başlaması, öncelikle CHP içindeki dengeleri etkileyecektir. Milletvekillerinden il başkanlarına kadar, ezici bir çoğunluğun Özgür Özel’in yanında olduğu başından itibaren savunulan bir tez. Kaldı ki bunu doğrulayan bazı gelişmeler de oldu.
GRUPTA KILIÇDAROĞLU KONUŞACAK
Ancak bugünden sonra aynı ölçekte bir ayrışmanın yerini, Kılıçdaroğlu cephesinin elinin biraz daha güçlendiği bir zemin alabilir. Buna ister taraf değiştirme deyin, isterseniz siyasi gerçeklerin etkisi fark etmez. Gelecek hafta yapılacak grup toplantısında Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşma yapma ihtimalinin de son derece güçlü olduğunu öngörüyorum.
YENİ PARTİ KONUSU
Bunların hepsinden daha büyük soru elbette bir ayrılık ve yeni parti arayışının olup olmayacağı. Okur-yazarların özellikle de iktidar muhalifi olan kesiminde nadir örnekler dışında hemen herkes yeni bir partinin iktidarın doğal adayı olacağını düşünüyor. Öyle mi gerçekten? Onların iddiasına göre; İmamoğlu’nun enerjisi, Özel’in liderliği ve muhalefetin farklı kesimlerinin desteğiyle böyle bir iktidar yürüyüşü mü bekliyor “yeni parti”yi?
KRİMİNAL TARAFI YOK SAYMAK
Bu ezberi anladığımı söyleyemem. Hele bu ezber sahiplerinin, meselenin “kriminal” tarafını yok sayan yaklaşımlarını anladığımı hiç söyleyemem. Bu yazıyı tamamlarken sadece birkaç soru sorabilirim o kadar.
Önemsiz sayılan suç iddiaları, özellikle de birbiri ardına gelen yolsuzluk dosyaları, bir dönem böyle bir “iktidar yürüyüşü”nün hazırlıklarını yansıtmıyor mu acaba? “Basarız parayı alırız” dediğiniz her şeyin hukuken önünüze geldiğini gerçekten görmüyor musunuz? Hadi geçtim böyle bir yeni partinin hikayesinin ne olacağını, liderliğini, kadrosunu ve siyasi merkezde nasıl bir yer tutacağını. “Mağduruz, Tayyip Erdoğan düşmanıyız” çizgisi bir milim aşabilmiş değil. Peki sırtındaki bu dosyalar, iddialar ve mahkeme süreçleriyle herkesin “yeni parti”yi gönüllü olarak baştacı edeceğini nereden çıkarıyorsunuz?
28 Şubat çocuklarının “Cumhurbaşkanı Erdoğan da böyle suçlamalarla karşı karşıya kalmıştı” palavralarına inanmak istiyorsanız o başka tabii.