Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

BÜLENT YAVUZ: KALKAVAN KONTROLÜ ELDE TUTTU
Tribünler gergin, futbolcular gergin, yedek kulübesine hepsinden gergin... Böyle bir ortamda hakemden sağlıklı yönetim bekliyoruz. Olacak iş mi? En basit bir düdüğe inanılmaz tepkiler var.

31’de F.Bahçe’nin gollük bir pozisyonuna yardımcı Kemal Yılmaz, “Devam” dedi. Gol olmayınca rakip oyuncular ofsayt diye hakeme yüklendi. Pozisyonun ofsaytla ilgisi yoktu bravo yardımcıya...

33’te Van Persie-Mahmut çarpışmasında kasıt yoktu. Hakem de kart vermedi zaten...

61’de F.Bahçe ikinci golünü atmadan önce ihlal noktasından atışı kullanmadı diye Başakşehir yoğun itiraz etti. Ama faulün yapıldığı yerle kullanıldığı yer arasında pek fark yoktu. Kalkavan, olabildiğince maçı kontrol edip çığırından çıkarmamak için oyun kurallarını zaman zaman futbolcular lehine de kullanarak tamamladı. Bu arada taç çizgisinde rakibine arkadan giren Emre Belözoğlu ikinci sarıdan atılabilirdi.

SERDAR ALİ ÇELİKLER: 'KİCK AND RUN' İLE NEREYE?
Gerçekten çok kötü başladılar. G.Saray maçının zafer sarhoşluğundan daha ayılamamışlardı. Genç Cengiz de ekstra bir gol atınca birden şoklandılar. 2 dakika sonra Şener’in ikinci hatasından yine Cengiz’in golü gelince tokat yemiş gibi oldular. Eğer akabinde Ozan Tufan’ın biraz kısmet olan golü gelmese maçın akışı farklı olurdu.

Advocaat şimdiden Hollanda Milli Takımı’nın başına geçmiş belli ki, yine G.Saray maçıyla aynı plan ile sahadaydılar. Neydi o plan: “Savunmada sıkı duralım, kaptığınız topları Lens’e atın”, bu kadar... Ne bir düşünülmüş hücum planı, ne çalışılmış duran top organizasyonu, ne de ekstra bir set sürprizi yoktu. G.Saray maçındaki gibi, manevi oğul Aatif da 11’deydi!..

Başakşehir de, o ve arkasındaki İsmail ile birlikte sol kanadı koridora çevirdi. Sağlı sollu geldiler ama Kjaer’in çıkmasıyla tandemde tek kalan Skrtel ile Topal’ın gayretleri ile direnmeye çalıştılar. Roman Neustadter, ‘varlığı ile yokluğu bir’ biri oldu çıktı. Ama Dick; Abdullah Avcı ile girdiği polemiklerden daha az takımıyla ilgilendiğinden, ne Başakşehir’in kanat akınlarını kesmeye, ne de kaliteli hücum aksiyonlarına odaklanamadı!

F.Bahçe kupada final konusunda şanslı gözükse de Dick Advocaat’ın ‘bitse de gitsek’ hali daha fazla ümitli konuşmamızı engelliyor.

Başakşehir bu devrede bir direğe, bir de Volkan’a takılınca 2. devre momentum Fener’in eline geçti. Adebayor ve Visca’ya sert ve iyi bastılar. İsmail yine koridor oldu ama yan topların tamamını Skrtel aldı. Şener tıpkı G.Saray maçında olduğu gibi hatalarını bir asist ile örttü ve skora dengeyi getirdi. Karambollerden sonuç gelmeyince 17 Mayıs’taki rövanşa avantaj taşıdılar.

F.Bahçe kupada final konusunda şanslı gözükse de Dick Advocaat’ın ‘bitse de gitsek’ hali daha fazla ümitli konuşmamızı engelliyor. Takımı şu ana kadar savunmadaki sağlam duruş tutuyor. Ama sadece ‘kickand run’ hücum planı ile nereye kadar ilerlenebilir meçhul. Yine de ligin en organize takımına karşın, ilk yarıda bu kadar pozisyon vermişken Aatif’a, İsmail’e ve Mete Kalkavan’a rağmen alınan skor hiç fena değil. “F.Bahçe finalde” diyebilmemiz biraz da rövanşa kadar Dick’in kendini ve aklını yeniden bu takıma vermesi ile mümkün...

SKRTEL:

Tek başına takımını tuttu. Kjaer olmadığında sorumluluk alabileceğini de gösterdi.

İSMAİL KÖYBAŞI:

Maalesef büyük takım futbolcusu mantalitesine sahip değil. Hücumda tercihleri ekseriyetle yanlış. Savunması ise savunma oyuncusu olamayacak kadar kötü.

İBRAHİM YILDIZ: İSTEDİĞİNİ ALDI
Galatasaray derbisini kazanan Fenerbahçe, kupada emin adımlarla ilerliyor. Yarı finalin ilk maçını istediği gibi bitirdi.

Maçtan önce yaşananları hatırlayalım…

M.Başakşehirli futbolcular, son yıllarda eşine az rastlanır bir rezalete imza attı. Rizespor beraberliği sonrası, basın mensubu iki meslektaşımıza “topluca saldırdılar.” Hatta yumruk atmayan kalmasın dercesine, takımda kim varsa “ben de varım” dercesine salladılar. Yumruk, tekme…

Sonra ne oldu? Verilen cezaları gördük. Kimin yumruğu daha değerliymiş anladık. Kaleci Volkan 1 maç. Yalçın ile Ufuk 5 maç ceza aldı. Emre ise para cezasıyla “yırttı.”

Diğerleri ne oldu derseniz; onlar figüran muamelesi gördü. Olayın içinde yok sayıldılar… Film afişine adları yazılmadı… Olay kadar, verilen cezalar da rezaletti. Dileğimiz, yüz kızartıcı bu “toplu saldırı” hepsine, hepimize bir ders olur…

Maça gelince; Fenerbahçe yine bildiğimiz gibi oyunu kendi yarı alanında kabul eden taktiği sürdürdü. Tıpkı Galatasaray maçında olduğu gibi topu rakibe bırakmış, kontrataklarla sonuca gitmek istiyordu.

Ne var ki, Başakşehir hızlı ve agresif oynuyor. Sağlı sollu ataklar Sarı-Lacivertli savunmayı tam anlamıyla çökertti diyebiliriz. Pres yapmayan, mücadeleleri kazanamayan, fizik gücü düşük bir takımın yapacağı tek şey savunma. Fenerbahçe ilk 45 dakika savunmayı da beceremeyince 2 gol yemekten kurtulamadı. Gerçi, her iki golde de sağ ve sol beklerin büyük hatası vardı. Topu izleyemeyişleri, ıskalamaları, rakibe orta yaptırmaları gibi hatalar zincirinin sonucuydu.

İkinci yarı oyun biraz dengelendi. Başakşehirli oyuncuların sinirli oluşu Fenerbahçe’ye yaradı. Oyunda biraz da olsa öne çıktılar. Fırsatlar yakaladılar. Şener ise hatasını attırdığı golle kapatmasını bildi.

KAPTAN GÜNÜNDEYDİ

Volkan kritik toplar çıkardı. Savunmanın hatalarını kapattı. Güven verdi. Soğukkanlıydı ve arkadaşlarını motive edişi Kaptan’a yakıştı.

İSMAİL İÇLER ACISI

Yedek kalmak yaramamış. Resmen dökülüyor. Kendine yazık ediyor. Fırsatları harcıyor. Kaçırdığı rakibine yetişmek için taksi tutsa yeridir.