Hayat kurtaran pembe tütü
Linda ve Bob Carey çiftinin kanserle mücadele ederken pembe bir tütüyle başlayıp bir vakfa dönüşen hikayesi
HT Pazar / ELİF KEY
elifkey@cyh.com.tr
Bob Carey’i biliyorsunuz; eşi Linda meme kanserine yakalanınca onu güldürmek için pembe bir tütüyle dolaşmaya ve fotoğraflar çekmeye başlayan adam. Sadece birkaç kareyle başlayan güldürme projesi, şimdi bu hastalığa yakalanan kadınlar için çalışan bir vakıf...
Her yıl 1.4 milyon kadın meme kanserine yakalanıyor. 459 bin kadın meme kanserinden hayatını kaybediyor. Meme kanseri bütün kanser türleri arasında en yaygın görülen ikinci kanser çeşidi ve kadınlarda görülen kanser türlerinde de ikinci sırada yer alıyor. İşte meme kanseriyle baş eden bir çift son yılların en romantik projelerinden birinde başrolde. New York’lu fotoğrafçı Bob Carey, 10 yıl önce karısının meme kanserine yakalandığını öğrendi. 2003’te Linda Carey kemoterapiye başladı. Ama aşırı bozulan moralini düzeltmenin de bir yolu olmalıydı. Bob Carey eline fotoğraf makinesini aldı ve bir de pembe tütü buldu.
Abartma ifadesi değil, kelime anlamıyla dere tepe dolaşmaya; fotoğraf için en şahane, en absürd noktayı bulunca, kamerasını ayarlayıp, o esnada pembe tütüyü giyip koşarak kamerasının karşısına geçmeye başladı. Maksat karısını biraz olsun güldürmekti. İşe de yaradı! Aslında o pembe tütü, Bob Carey’nin reklam fotoğrafçılığı yaptığı ve kendini banyoya kapatıp “Ne işe yarıyorum ki ben” sorularını sorduğu bir dönemden kalma. O vakitler sırf ‘’Belki lazım olur da başka bir işte kullanırım’’ dediği tütü, şimdi eşiyle kurdukları ve meme kanserine yakalanan kadınlar için bağış toplayıp yardım ettikleri vakfın, The Carey Foundation’ın baş envanteri.
İHTİŞAMLI GÖBEK VE PEMBE TÜTÜ
Bob Carey, “2006’da eşim Linda meme kanserinden yırtıp da karaciğer kanserine yakalanınca işin rengi değişti” diyor. Ardından ilk proje, Bob Carey’nin eşini güldürmek için yaptığı ‘’Ballerina’’ adlı kitap. Linda Carey bu ilk kitabı kemoterapideki diğer arkadaşlarına götürdüğünü ve beraber gülmeye başladıklarını söylüyor. Çünkü kocası o ihtişamlı göbeği ve kıllarıyla bir pembe tütü giymiş, ya bir mısır tarlasında ya da bir otopark alanında yerde yatıyor. Ya da Kuğu Gölün’den bir sahneyi canlandırmak için sahnede veya bir metro istasyonunda trenin gelmesini bekliyor...
Tam da o günlerde bu işin sırf “gülmek” için yapılmayacağına ve başkalarına da yardım etmeleri gerektiğine karar veriyorlar. İlk bağış kampanyalarından elde ettikleri gelir 2500 dolar. Ama proje ve fotoğraflar internete düşmeye başladığında mesele ciddileşiyor. Bob Carey, “Sosyal medyanın etkisi inanılmaz boyuttaydı” diyor. Fotoğrafları çekmek için tek başına bir yere gittiğinde kendisine ismiyle hitap edildiği zaman başta şaşırdığını söylüyor. Fotoğrafları çekerken insanlardan şahane tepkiler alan Bob Carey’i zaman zaman zorlayan meslek grubuysa -elbette kipolisler. Peki, Carey cephesinde son durum ne? Linda Carey, kurdukları vakfın başkanlığı görevini sürdürüyor, aynı zamanda eşi Bob Carey’nin prodüktörü, zaman zaman fotoğraf çekimlerinde asistanlık yapıyor. Tedavisi sürüyor ama iyi. Bob Carey ise tütüsüyle dolaşıp meme kanserine yakalanmış kadınlar için fotoğraf çekmeye, konuşmalara gitmeye ve bu dertle nasıl baş edileceğini anlatmaya devam ediyor. Ve “Linda fotoğraflara hâlâ gülüyor” diyor!