Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bülent GÜNAL /AHT

bgunal@htgazete.com.tr

Sanat tarihçisi Prof. Dr. Mehmet Zeki Sönmez’in Mimar Sinan ve eserleriyle ilgili 6 tarihi yazma ve 59 belgeyi yayınladığı “Mimar Sinan Tarihi-Yazma ve Belgelerle” adlı kitap Kapı Yayınları’ndan çıktı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sönmez, önsözde Mimar Sinan’ı, “Dünyanın tanıdığı en büyük mimarlardan birisi’’ olarak anlatıyor. Prof. Sönmez, Mimar Sinan ve eserleriyle ilgili olarak bugüne kadar “Tezkiretü’l Bünyân”, “Tezkiretü’l Ebniye”, “Tuhfetü’l Mi’mârin”, “Risâle-i Mi’mâriyye”, “Adsız Risâle” ve “Selimiye Risâlesi” adlı 6 tarihi yazmanın tespit edildiğinin de altını çiziyor

‘Yaptığım işler hayırla anılsın’

Sultan III. Murad döneminde Sâi Mustafa Çelebi’nin 1586 ya da 1587’de kaleme aldığı “Tezkiretü’l Bünyân”da Koca Sinan, “Artık çok yaşlandım. Rüzgarın savurduğu yapraklar gibi geçip giden zamanın içinde yaptığım işler unutulmasın, hayırla anılsın istiyorum’’ diyor ve Süleymaniye Camii’nin yapımıyla ilgili şu anekdotu anlatıyor... “Padişah Edirne’ye gittiğinde bazı kötülük yanlısı kişiler padişaha mektup yazıp cami inşaatıyla uğraşmadığımı bildirmiş. Gerçekte caminin inşaatı durmamıştı, ek binaların yapımı da devam ediyordu. Bu akılsızlar benim için ‘Binayı kara çamurdan çıkarmaya gücü yetmeyecek bir kişidir, yeteneksizliği belli oldu. İnşa ettiği kubbenin ayakta duracağı bile şüphelidir. Bütün gününü onu seyrederek geçiriyor ve hiçbir önlem almıyor. Yaptığı büyük kubbeye hayranlık derecesinde bağlanmış, cinnet geçirmektedir’ demişler.”

 

Mimar Sinan sonrasında olanları şöyle anlatıyor: “Saadetli padişah ansızın çıkageldi. Saygıyla selamlayıp ellerimi kavuşturarak huzurunda durdum. ‘Niçin benim camimle ilgilenmeyip önemsiz işlerle vakit kaybediyorsun? Çabuk bana ne kadar zamanda tamamlayacağını söyle, yoksa sen bilirsin!’ dedi. Padişahın bu sözlerinden çok kızgın olduğunu anladım. ‘Allah’ın izniyle iki ayda tamamlanacaktır saadetli padişahım...’ Rahmetli padişah, ‘İki ayın sonunda tamamlanmazsa eğer, seninle konuşuruz!’ dedi ve sarayına gitti. Saray-ı Hümayun’a vardıklarında hazinedarbaşıyla diğer ağalara, ‘Mimarın cinnet geçirdiği açıkça belli oldu. Bunca yıllık iş iki ayda biter mi hiç?’ diye buyurmuş. Yüce Allah’ın izni ve padişahın yardımıyla iki ay dolduğunda hiçbir eksik köşesi kalmamak üzere yapı tamamlandı. Anahtarı mübarek eline verdikten sonra dua ettim ve ellerimi kavuşturarak bekledim. Sultan Süleyman Han, ‘Bu inşa ettiğin Allah’ın evini sıdk, safa ve dua ile yine senin açmam gerekir’ diyerek önce dua etti, ardından anahtarı bana verdi. Ben de ‘Ya Fettah!’ diyerek kapıyı açtım.”

Selimiye’nin kubbesi Ayasofya’dan büyüktü

Mimar Sinan, Edirne’deki Selimiye Camii’nin yapımıyla ilgili şunları anlatıyor: “Dünyada, ‘Ayasofya kubbesi gibi kubbe Müslümanlar tarafından inşa edilememiştir, çünkü imkansızdır’ sözü yayılmıştır. Bu söze dayanan kâfir mimarları, ‘Müslümanlara üstünlüğümüz vardır’ diye övünürler. ‘O büyüklükteki kubbeyi durdurmak zordur’ sözü bu aciz kulun kalbine dert olmuştur. Selimiye Camii’nin kubbesini Tanrı’nın izni ve Sultan Selim Han’ın gücünü ortaya koymasıyla Ayasofya kubbesinden daire çevresi olarak 4 zira (3.032m) yükseklik olarak da 2 zira (1.516 m) daha fazla inşa edilmiştir.”

Padişah fermanları...

Kitapta Kanuni’den ve III. Murad’ın Mimarbaşı Sinan’a emirlerini içeren fermanlar da var. İşte bazıları...

‘Surların yakınına ev yapılmasın’

Kanuni Sultan Süleyman, 1559

“Bu şehrin surlarının dışında ve içinde surlara yakın evler, dükkanlar yapılmamasını ve bu şekilde yapılmış olan evlerle dükkanların yıktırılmasını emretmiştim. O yüce emrim hâlâ yürürlüktedir. Buyurdum ki: Emrim ulaştığında, ertelemeden ve geciktirmeden konuyla bizzat ilgilenip şehirde bu yüce emrime aykırı şekilde inşa edilmiş bina varsa yıktırın ve hiç kimseye emrim dışında iş yaptırmayın.’’

‘Süleymaniye Camii yakınındaki odalarda uygunsuz işler yapan ergenleri çıkarasın’

III. Murad, 1585

“Atam merhum Sultan Süleyman Han Camii’nin (Süleymaniye Camii) yakınında birkaç oda içinde bazı ergenler oturmakta ve durmadan uygunsuz işler yapmaktadır. Kaç defa tembih ve nasihat edildikleri halde kendilerini toplayıp nasihat dinlemedikleri ve fesatlıkta devam ettikleri bildirilmiştir. Sözü edilen yerdeki ergenleri kaldırıp sırf caminin vaizinin oturması için evler yapılmasını emredip buyurdum ki: Fermanım ulaştığında söz konusu odaların üzerine varasın ve içlerinde oturan ergenleri çıkarıp sonra vaiz için uygun gördüğüm biçimde içli ve dışlı ev yapıp bitiresin. Nasıl olması uygun ise yazıp bildiresin.’’