Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Magazin Dünya Kadınlar Günü'nü; Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray ve Filiz Akın Habertürk için kaleme aldı

        Bugün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü

        Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Dünya Kadınlar Günü’nün amacı; insan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilinçlerini geliştirmelerinin, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanması.

        Bu kutlama çerçevesinde elbette; kadınların toplumdaki öneminin altı daha kalın çiziliyor, kadınların sorunları gündeme getirilerek çözüm için fikir üretiliyor Ve bu konuda yetkililerin dikkati daha fazla çekiliyor.

        Kadınların gerek sosyal, gerekse çalışma hayatında ülkemize sağladıkları kazanımların ne büyük ölçüde olduğu aşikâr…

        Bugün, o kadınlardan dördünün sağladıkları kazanımlara, mesleklerindeki başarıları aracılığıyla göz atacağız.

        Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray, Fatma Girik ve Filiz Akın...

        Namıdiğer; ‘Dört Yapraklı Yonca’

        Filiz Akın, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ve Fatma Girik ile Isparta seyahati anısı...

        REKLAM

        Yeşilçam döneminde Türk sinemasına olan katkılarını, rol aldıkları film sayılarıyla anlamak mümkün.

        Her birinin layık görüldüğü onlarca ödül, kazandırdıklarının ölçüsünün bir başka göstergesi.

        HER KADIN KARAKTERİNİ CANLANDIRDILAR

        Kezban Roma'da (1970)

        Sinemaya başladıkları 1960’lı yıllardan bu yana 5 kuşak tarafından bilinen, onun da ötesinde sevilen ve sayılan ‘Dört Yapraklı Yonca’, rol aldıkları filmlerde toplumda görebileceğimiz her kadın karakterini canlandırdı.

        ORTAK ÖZELLİKLERİ KADINLARIN SESİNİ DUYURMAK

        Ayşem (1968)

        Hayatı boyunca köyünden çıkmamış yoksul kadınları da, haftada bir evinde parti düzenleyen, alışveriş yapmak için Avrupa’ya gidip - gelen zengin kadınları da…

        İlkokula dahi gitmemiş; okuma – yazma bilmeyen kadınları da, yüksek tahsil yapmış kadınları da…

        Kara töreler gereği fikri hiçbir şekilde alınmadan zorla evlendirilen kadınları da...

        Âşık olduğu adamla evlenip yuva kuran kadınları da...

        Sözün özü; ne kadar kadın karakter varsa hepsini canlandırdılar.

        Telli Kurşun (1960)

        Dördünün ortak özelliği; kadınların gücünü göstermeleri, onların sorunlarına dikkat çekmeleri, varlık nedenlerinin hiç kimseden farklı olmadığını anlatmaları...

        EŞSİZ BİR KARİYERE ULAŞTILAR

        Emine (1971)

        Hangi karakter olursa olsun, onları canlandırmadaki başarılarıyla, kadınların ikinci sınıf vatandaş değil, her alanda eşit haklara sahip olduğuna her defasında farkındalık oluşturacak şekilde dikkat çektiler.

        ROLLERİYLE SINIRLI KALMADILAR

        Kadınlar 'Hayır' Derse (1975)

        Kadınların toplumdaki öneminin büyüklüğünü sadece filmleriyle değil, sosyal yaşamlarında; gerek röportajlarında, gerek davet edildikleri panellerde, gerek ödül törenlerinde yaptıkları konuşmalarda, gerekse herhangi bir sohbet ortamında sık sık dile getirdiler / getiriyorlar.

        SINIRSIZ KREDİLİ BİR GÜVENE SAHİP OLDULAR

        Hangi evin kapısını çalsalar, seve seve misafir edilecekleri kadar sevilmelerini; fikirlerinin yüksek dikkate değer bulunmasıyla elde ettikleri saygınlığı, sözünün erliği, samimiyet ve tevazuyla inşa ettikleri sınırsız krediye sahip bir güvenle sağladılar.

        REKLAM

        TOPLAMDA 739 FİLMDE ROL ALDILAR

        Ben Bir Sokak Kadınıyım (1966)

        Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray, Fatma Girik ve Filiz Akın'ın toplamda 739 filmde rol almaları, toplum üzerindeki derin etkilerini gösteren sayısal veri.

        Evet, yetenekliler ve güzeller.

        Peki yetenek ve güzellik, bu kadar çok filmde rol almaları için yeterli mi?

        Elbette değil... Bu kadar çok filmde rol almalarının nedeni, üzerinde derin bir etki oluşturdukları toplum tarafından oyunculuklarının talep edilmesi. O etkiyi de elbette erdemleriyle oluşturdular.

        TÜRK SİNEMASININ HER 13 FİLMİNDEN BİRİ ONLARIN

        Tatlı Dillim (1972)

        O sayısal veriyi, bir başka ifadeyle şöyle dile getirebiliriz; 110 yılık Türk sinemasında bugüne kadar çekilen her 13 filmden birinin başrolünde ‘Dört Yapraklı Yonca’nın biri bulunuyor.

        Bircan Usallı Silan 'Dört Yapraklı Yonca' adlı kitabında onların toplum üzerindeki etkilerini şöyle ifade etmişti; "Onları hep çok sevdik. Çünkü onlar adlarını suya değil, zamana ve yüreklerimize yazmayı başardılar. Fatma Girik, Türkan Şoray, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit'ten söz ediyorum, bildiğiniz gibi... Son kırk - kırk beş yılımıza enikonu damgasını vuran dört ünlü ve bir o kadar önemli kadından. Yaşlanmayan, eskimeyen, hep beğeniyle alkışlanan dört ünlü kadın. Asla özgür olamadılar. Asla gerçek anlamda mutlu da olamadılar. Asla çok zengin olamadılar. Asla tatmin de olmadılar. "Keşke"leri hep oldu. Med - cezirleri, artıları, eksileri, özlemleri, arzuları, gizli kalmış acıları, paylaşmadıkları sevinçleri... Aldatılmışlıkları bir de. Ben bu söyleşileri yalnızca benim değil, 40 yıldır hepimizin yaşamında çok özel bir yere sahip bu kadınları niye sevdiğimizi anlayabilmek için yaptım. Derdim yaşam hikayeleri değil. Onları sanat adına eleştirmek hiç değil. Yalnızca onları daha yakından tanıyabilmek. Dünyaya bakış açılarını sizlerle paylaşabilmek. Bazen dört köşesi aynı mendil gibi benzeşiyorlar. Bazen dört mevsim gibi birbirlerinden çok farklılar. Bazen küçük birer kız çocuğu, bazen de eski anakara gibiler. Yaşları yok onların. 10 yaşındalar, 20, 30, 40, 150 hatta. Sahi onların sihri neydi?

        ‘Dört Yapraklı Yonca’nın 3 üyesi; Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray ve Filiz Akın, Dünya Kadınlar Günü'ne özel olarak Habertürk için kaleme aldıkları yazılarında kadınların toplumdaki önemini dile getirdi.

        "TÜRKİYE YÜZYILI KADINLARIN YÜZYILI OLACAK"

        HÜLYA KOÇYİĞİT

        Cumhurbaşkanımız; “Cumhuriyetimizin 2’nci Yüzyılı Türkiye Yüzyılı olacak” diyor. Ben de “Türkiye yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak” diyorum.

        Kadının elinin değdiği her şey yedi veren güle dönüşür. Çünkü eken, biçen, üretim çarkının içine giren; ektiğinin, biçtiğinin tek bir kırıntısının bile ziyan olmasına izin vermeyen, yaşamın daha da güzelleşmesi için çaba gösteren tüm emekçi kadınları saygıyla, sevgiyle selamlıyorum…

        Toprak ve kadın o kadar benzeşir ki…

        Toprak kadın gibidir. Bir avuç su verirsin, seni binlerce başakla selamlar… Pamuk tarlasının güzelliğidir belki de tarımda kadın emeğinin karşılığı…

        Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonunda kadın o kadar önemliydi ki… Birçok Avrupa ülkesinden önce Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasını sağladı ve kadın erkek eşitliği konusunda cesur adımlar attı.

        Toplumumuzun çekirdeği olan aile, tüm gücümüzle korumamız gereken en önemli değerimizdir. Kadınlarımız tarihimiz boyunca sosyal ve ekonomik hayatın içinde aktif yer aldı. Bugün de siyasetten iş dünyasına; bilimden sanata kadar birçok alanda dünyada isimleri anılıyor.

        İnsanlığın varlığının, geleceğinin şartı olan ailenin ve de toplumsal hayatın temel direği; kadındır.

        Güçlü kadın; güçlü aile, güçlü Türkiye demektir.

        Kadın; toplumu oluşturan en önemli halkadır.

        Kadın; toplum içindeyse o toplum medenidir; ileridir, üretkendir.

        Toplum için en etkili, yönlendirici ve en birleştirici unsurdur kadın.

        Unutmayalım ki; kadınlar birbirlerinden ilham alarak güçlenebilirler.

        Kadınlar devrimci ruhlardır. Hayatı mümkün, anlamlı, sürekli kılanlardır.

        Kadın demek; mücadele demek, hak hukuk, insaf, vicdan, yürek demek. En önemlisi sevgi ve saygı demek.

        Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Ne mutlu ki Ak Parti hükümetleri döneminde kadın sorunlarına dair birçok yasa çıktı.

        Kadınların imkânları olduğunda çok fazla şeyler başarabildiğini görüyoruz.

        Hatırlatmak isterim ki; kadınlarımızın başarıları ülkemiz için en önemli basamaktır. Bugün, her alanda başarılarıyla göğsümüzü kabartan yüzlerce kadınımız var. Gelecek Türkiye yüzyılımızda da bunun binlerce olacağına inancım sonsuz.

        Kadınlar, öncelikle kendilerine inanmalı, gücüne güvenmeli, cesur ve girişimci olmalı.

        Onun için bir kez daha kız çocuklarımıza ne kadar çok değer vermemiz gerektiğini vurgulamak istiyorum.

        Onlar; yarınların bilim insanları, yöneticileri, siyasetçileri, sanatçıları, sporcuları olacaklar.

        Ebeveynlere seslenmek istiyorum; başarı, disiplin gerektirir. O da çekirdek ailede başlar. Çocuk, rol model olarak anneyi babayı alır. Onları taklit eder. Belki birçoğunuz çocuklarınız için meslek hayalleri kuruyorsunuz. Mutlu, sağlıklı bir birey yetiştirmek için sizin hayal ettiğiniz mesleği değil, onların başarılı ve mutlu olacakları meslekleri yapmaları için onları teşvik edin. Evlatlarınıza önce iyi insan, vicdanlı insan ve insanlığa faydalı bireyler olmayı aşılayın.

        Kadınların güçlenmesi, şiddetin önlenmesinde çok önemlidir. El ele verdiğimizde sadece kadına yönelik değil, her türlü şiddeti önleyebiliriz. Şiddet uygulayan bu erkekleri hangi kadınlar yetiştiriyor, oğlu tarafından öldürülen kadın, oğluna nasıl bir eğitim veriyor ki o çocuk kendinde bu hakkı buluyor. Kocası tarafından öldürülen kadını bir anne yetiştirmedi mi?

        Özetle; güçlü yarınlar, güçlü kadınlarla inşa olacak.

        Türkiye’nin ikinci yüzyılı kadınlarımızın ellerinde yükselecek diyorum.

        Tüm kadınlarımıza sevgiyle sarılıyorum.

        Hepinize teşekkür ediyorum.

        REKLAM

        "KADIN; DİLİMİZDEKİ EN YANIK TÜRKÜDÜR"

        TÜRKAN ŞORAY

        Kadın; emektir emekçidir. Koruyup kollayandır.

        Kadın; besleyen, büyütendir. Yavrusunu, yuvasını gözünden sakınandır.

        Kadın; çiçektir. Bazen papatya, bazen kardelen, bazen de orkide...

        Kadın; berekettir, tarlada tohum olur.

        Kadın; evdeki aş, yüreklerdeki aşktır.

        Kadın; sevginin kaynağıdır, sevgidir.

        Kadın; adalettir, haktır, hukuktur.

        Kadın; dilimizdeki en yanık türkü, en neşeli şarkı, bitmez tükenmez ninnidir.

        Kadın; en güzel filmdir.

        Kadın; kalbimizde, evimizde, şehrimizde huzurdur.

        Kadın; gün doğumunda günü aydınlatan, geceyi kucaklayandır.

        Kadın; anadır, eştir, evinin direğidir

        Kadın; öğretmendir, doktordur, işçidir, bakandır, başbakandır.

        Kadın; erkeğin arkasında değil, yanında olandır.

        Kadın; gülen yüzdür.

        Kadın; dünyanın geleceğidir, susmayandır, fikri olandır.

        Kadın; oğlunu, kızından ayırmayandır, gözyaşımızı silen eldir. Meltem tadında şefkattir.

        Onun için de "kadına kalkan eller kırılsın" diyorum. İnsan; annesine, çocuğuna kıyar mı? "Kadınlara kıymayın" diyorum. "Çiçekler her mevsim açsın, kadınlar hep gülsün" diyorum.

        "KADINLARIN ÖLDÜRÜLMEDİĞİ BİR DÜNYA ÜMİT EDİYORUM"

        FİLİZ AKIN

        Atatürkümüz ne demiş; "Şuna inanmak lazım ki dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadın eseridir."

        Daha adil, daha özgür, daha eşitlikçi olunsun, hem ülkemizde hem tüm dünyada...

        Susturulmayan, şiddetin olmadığı, kadınların öldürülmediği bir dünya ümit ediyorum.

        Nüfusumuzun yarısı kadın olduğuna göre parlamentoda seslerinin daha iyi duyurulması için güçlü cesur bireylerin çoğalmasını, hatta onları destekleyecek erkeklerin artmasını diliyorum.

        "Güçlü kadınlar, güçlü yarınlar"...

        FATMA GİRİK

        24 Ocak 2022'de hayatını kaybeden Fatma Girik'i sevgi ve saygıyla anıyoruz.

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ