Ortadoğu'da ne savaş bitiyor ne barış geliyor. Petrol yeniden yükseliyor, enflasyon korkusu geri dönüyor. Küresel sermaye ise beklemiyor; yön değiştiriyor.
İran-ABD çatışmasının yeniden alevlenmesi, geçen hafta küresel piyasaların moralini bozan en önemli gelişme oldu. Tam "savaş bitti", "anlaşma yakında" derken yeniden aynı noktaya dönüldü ve jeopolitik riskler tekrar fiyatlanmaya başladı.
İlk tepki enerji piyasasında görüldü. Brent petrolün varil fiyatı 72 dolardan 80 dolara kadar çıktı, haftayı ise 76 dolardan kapatarak yüzde 5 değer kazandı.
#resim#1381000#
Kamuoyunda petrol kadar gündeme gelmeyen doğal gaz fiyatları ise yaklaşık yüzde 10 yükselerek 50 dolar sınırına dayandı.
Enerji maliyetlerindeki artışın etkisiyle CRB Emtia Endeksi de haftayı yüzde 3.7 primle tamamladı.
Ancak yükselen sadece emtia fiyatları değildi. Enerji maliyetlerinin yeniden enflasyonu körükleyebileceği endişesi tahvil piyasasına da yansıdı. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi haftalık bazda yüzde 2 yükselerek yüzde 4.56'ya çıktı.
#resim#1381001#
Kurlarda, borsalarda ve altında ise dalgalı bir seyir hâkimdi. Artan enflasyon ve faiz beklentileri nedeniyle altın yüzde 1.3 gerilerken, hisse senedi piyasalarında en sert satış Güney Kore'de yaşandı. Haftayı yüzde 7.5 kayıpla kapatan Güney Kore Borsası, yılbaşından bu yana dolar bazında getirideki liderliğini Nijerya Borsası'na bıraktı.
Piyasaların sıkıştığı nokta
Aslında piyasaların sorunu savaş değil, belirsizlik.
Son haftalarda aynı döngü tekrar edip duruyor. Çatışma haberleri geliyor, petrol yükseliyor, enflasyon korkusu artıyor, faizler yukarı gidiyor, altın geriliyor. Ardından ateşkes umutları beliriyor, piyasalar rahatlıyor. Fakat çok geçmeden yeni bir saldırı haberi geliyor ve bütün fiyatlamalar yeniden başlıyor.
Yatırımcı artık savaşın ne zaman biteceğini değil, belirsizliğin ne kadar süreceğini satın alıyor.
Sorun da tam burada.
Savaş büyüse piyasa yön bulacak, barış sağlansa yine yön bulacak. Fakat ne savaş tam anlamıyla tırmanıyor ne de kalıcı bir barış sağlanabiliyor. Piyasalar tam ortada sıkışıp kaldı.
ABD'nin yeni korkusu
Bu belirsizlik en çok Washington'u rahatsız ediyor.
ABD açısından en büyük risk, kontrol edemediği bir Ortadoğu'nun kontrol edemediği yeni bir enflasyon dalgası üretmesi.
Üstelik bu kez risk yalnızca petrolden kaynaklanmıyor. Yaklaşık üç yıldır dünyaya dezenflasyon ihraç eden Çin'de üretici fiyatlarının yeniden yükselmeye başlaması da maliyet baskısını artırıyor. Yani enerji fiyatları yukarı giderken, Çin'den gelen ucuzluk desteği de zayıflıyor.
Fed'in işi tam da bu nedenle zorlaşıyor.
Bir yandan büyümeyi korumak istiyor, diğer yandan yeniden canlanabilecek enflasyona karşı elini gevşetemiyor. Tahvil faizlerindeki yükseliş de bu ikilemin piyasaya yansıması.
Sadece Fed değil, Japonya da risk
Küresel piyasaların ikinci kırılgan noktası Japonya.
Japon Yeni dolar karşısında son 40 yılın en zayıf seviyelerine yakın seyrediyor. Artan kamu harcamaları ve enflasyon baskısına rağmen Japonya Merkez Bankası faiz artırımlarında hâlâ ağır davranıyor.
Ancak Japonya'nın güçlü bir sıkılaştırmaya gitmesi de yeni bir sorun yaratabilir.
Yıllardır düşük faizli yenle finanse edilen trilyonlarca dolarlık carry trade işleminin çözülmesi, başta ABD tahvilleri olmak üzere küresel tahvil piyasalarında ciddi satış baskısı oluşturabilir.
Bu kez piyasaları petrol değil, tahvil piyasası sarsabilir.
Para artık daha sabırsız
Belirsizlik uzadıkça küresel sermayenin davranışı da değişiyor.
Yılın ilk yarısında yapay zekâ temasıyla dünyanın gözdesi haline gelen Güney Kore piyasalarından yabancı yatırımcılar çok kısa sürede 100 milyar doların üzerinde çıkış yaptı.
Son haftadaki sert satışların ardından Güney Kore, dolar bazında getiride liderliği Nijerya'ya bıraktı.
İki grafik tek başına önemli bir gerçeği anlatıyor.
Küresel para artık eskisi kadar sadık değil.
Eskiden ülkeler arasında dolaşan sermaye şimdi günler, hatta saatler içinde sektör ve ülke değiştiriyor. En küçük belirsizlikte valizini topluyor.
Aslında son dönemde yazdığımız hemen her yazının ortak noktası da bu. Para yer değiştiriyor.
Dünyanın siyasi, jeopolitik ve ekonomik haritası da değiştiğinden paranın rotasında istikrar sağlanamıyor.
Bu haftanın sınavı
Yeni haftada gözler yeniden ABD'ye çevrilecek.
Bilanço sezonu büyük bankaların finansal sonuçlarıyla başlayacak.
Ancak haftanın en kritik gelişmesi Fed Başkanı'nın Kongre'de yapacağı yarıyıl sunumu olacak.
Piyasalar artık faiz indiriminin tarihinden çok, Fed'in yükselen enerji fiyatları, Çin'de yeniden hissedilmeye başlayan maliyet baskıları ve yeniden başlayan Ortadoğu çatışmaları karşısında, nasıl bir yol haritası çizeceğini öğrenmek istiyor.
Çünkü bugün küresel piyasaların en büyük sorunu faizlerin seviyesi değil, belirsizliğin kalıcı hale gelmesi.
Ve belirsizlik uzadıkça sermaye daha sık yön değiştiriyor, rotasyon devam ediyor.
Belirsizlik uzadıkça risk büyüyor.
Risk büyüdükçe faiz yükseliyor.
Faiz yükseldikçe para yer değiştiriyor.
Bugün küresel piyasaların yazdığı hikâye tam olarak bu.
Son söz: "Risk, insanların gördüğü değil; görmediği şeydir." Howard Marks