Adını duymadığımız Osmanlı yemekleri
Yufkalı kaz şeridi, ördek sarması, lahana böreği, etli borani, kayısılı gerdan yahnisi, küp kebap, tirit yahni, paça silkmesi, enginarlı kuzu dolma, beyinli beykoz kebap, ayvalı tavşan yahni adını pek duymadığımız yemekler. Her gün 45 çeşit yemek sunan Bolu'daki Yurdaer Mutfak Sanatları Merkezi'nin yemekleri gibi adı da farklı. Herhalde yıllara yayılı olarak 4-5 defa buraya geldim. Vahap Munyar, Ali Ağaoğlu, Ali İhsan Gelberi ile Ankara'dan İstanbul'a gelirken uğradık. Sahibi Yurdaer Doğruer ile karşılaşmak ve kendisini tanımak bugüne kısmetmiş. Yurdaer Bey, 69 yaşında, ekonomi okumuş, özel sektörde üst düzey yöneticilik yapmış, iyi ressam, iyi gurme ve aynı zamanda iyi bir insan. Birkaç saatlik sohbetten ve geçmişteki izlenimlerimden vardığım kanaat bu. Yukarıdaki yemekleri, Osmanlı yemekleriyle harmanlayıp dönüştüren Yurdaer Bey, 7 kuşaktan beri aşçı.
"Neden Bolu-Mengen'den bu kadar aşçı çıkar" sorusunu şöyle yanıtlıyor: "Osmanlı'da her meslek bir ile verilirdi. Bolu'ya aşçılık düşmüş. Saray'da Fatih dönemine kadar tek tip yemek çıkardı. Ama 17'nci yüzyılda sarayın bin 700 ince aşçısı olmuştu. Abdülaziz, Paris seyehati sırasında 300 horozun hususiyetinden şahane yemek yapmış."
Bu tarihsel bilgilendirmenin ardından Türk mutfağının dünyadaki yerini ve bugünkü durumunu soruyoruz. Yanıt şöyle: "Hint, Çin, Roma ve Arap kültürü bu coğrafyada demlenmiş. Tabii yemek kültürü de. 12'nci yüzyıla kadar dünyanın en dikkat çeken mutfağıydık. Ancak bunu daha sonra geliştirmemişiz. Sarayda geliştirilen yemekler de halka inmemiş. Geçmişin değerini bilmemişiz. Bugün Türk mutfağının uluslararası düzeyde anlamlı bir değeri yoktur."
Yemek öncesinde şerbetleri tattık. Bunlardan en dikkat çekeni kiraz sapı şerbetiydi. Kiraz, sapları ile toplanıyor, kurutuluyor, sonra kaynatılarak kiraz sapı şerbeti elde ediliyor. Yurdaer Bey "Kiraz, 'Ah arkamdan dutla üzüm çıkmasa beni yiyeni sapıma çeviririm' demiş. Kiraz kilo verdirir, kalbe dosttur ve kanı sulandırır" dedi.
45 çeşit yemeğin arasında damak zevkinize göre öne çıkanlar elbette olabilir. Benim favorilerim lahana böreği, yufkalı kaz şeridi ve erişte. Mutfak Sanatleri Merkezi, sahibi, yemekleri, resimleri, külliyesi ve çevresi ile Türkiye'nin en ilginç, en lezzetli ve geçmişe en çok uzanan lokantalarından biri. Yolunuzu E-6'nın Bolu batı çakışına bir düşürün derim.
Gecekondu inşasına hile karışınca
Dursun, İdris ve Temel yerel seçim öncesinde kafa kafaya verip ortaklaşa bir gecekondu yapmayı kararlaştırmışlar. Hazırlıkları yapmışlar, inşaat malzemeleri konusunda iş bölümüne gitmişler. Gündüzden alımlarını yapıp karanlık bastıktan sonra işe koyulmuşlar. Sabaha karşı binayı bitirip yorgun argın uyumuşlar. Öğleye doğru keyifle yeni evlerini görmeye geldiklerinde, yerinde yeller esiyormuş. Yağmurla gelen sel binayı alıp götürmüş.
Dursun son derece üzgün, dövünüyormuş: "Gitti tuğlalarım."
İdris, "Benum da gitti çimentolarım" diye ağlıyormuş.
Temel ise kenarda kıs kıs gülüyormuş: "Demek benim demirleri de binaya koysaydım, onlar da gidecekti."
Başbakan "Krizden çıkış için herkes elini taşın altına koymalı" dedi. Tamemen haklı. Buna elbette hükümet de dahil. Toplumun tümünü ilgilendiren bir sorunun çözümünde, toplumun tümünün de katkısı olmalı. Bazı kesimler bu katkıyı esirger, işe hile karıştırırsa, sonuç alma, yerini fıkradaki sona bırakır.
TEMELİN FIRÇASI