Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Tekirdağ, İstanbul'un hemen yanıbaşında. Arada kara parçası kalmamış gibi. Özellikle son yıllarda İstanbul iş mekanları ve özellikle sanayisi Tekirdağ'dan başlayarak Trakya topraklarına kaydı. Tekirdağ'dan bu yana sahil binalarla dolmuş. İki şehir kavuşmuş gibi. Ama yine de arada 131 km. mesafe var. İstanbul yönünden gelindiğinde ilk burun, yükseklikten limanın ve denizin seyredildiği yer Tekirdağ'ın merkezi. Bir durup bakmak, hatta dinlenmek, piknik yapmak geliyor insanın içinden. Özellikle de hava açıksa ve güneşliyse. İşte bitişiğinde Türkiye'nin en büyük ve en kalabalık şehri yer alınca, özellikle de hafta sonları insan akınına uğramak kaçınılmaz. Hem günebirlik gelenler, hem de Çanakkale'ye, oradan daha güneye doğru gidenlerin gelip geçtiği yer olması kendine uygun yemek sektörünü de oluşturmuş. Geçen hafta Edirne'yi ele aldık. Orada baskın olan tava ciğerdi. Tekirdağ'da baskın olan ise köfte. Tekirdağ Köftesi artık Türkiye'de bir kaç yaygın köfteden biri. Bunda da yolcu olarak gelip geçenlerin önemli bir etkisi olsa gerek. Çünkü tanınmış, büyük köfteciler hem sahil yolu üzerine kümelenmiş. Tekirdağ Köftesi'nin geçmişi de zaten pek bilinmiyor. Bilineni Hayrabolulu Hüseyin Ağa tarafından tat köftesi veya Hacıköyle köftesinin Tekirdağ'da tanıtıldığı. Oğulları ile birlikte yoğurt da satan Hüseyin Ağa'nın tanıtımıyla Hacıköylü köftesi Tekirdağ Köftesi adını almış. Türkiye'de böyle tanınmış. Edirne'de nasıl ciğerciler lokanta sektörü üzerinde baskınsa Tekirdağ'da köfteciler sektörü hakim. Kentte 250'yi köfteci olduğu belirtiliyor. Çorba, köfte, bazı yerlerde piyaz var, üzerine peynir helvası tatlısı veya Hayrabolu tatlısı, işte size bir Tekirdağ mönüsu.

        Köftecilerin yarışı

        Kentin en eski ve köklü köftecilerinden Özcanlar ise bir hayli büyümüş. Üretimi fabrikalaştırmış. Şehrin ana meydanının bitişiğindeki yerinde halen faaliyetini sürdürüyor. Köfteler küçük, tanesi 15 gram. Bir tanesi de 70 kuruş. Şaşırmayın burada köfte taneyle satılıyor. Porsiyon istediğinizde önce beş adet köfte geliyor. Belli bir aradan sonra beş köfte de daha. 10 köfte bir porsiyon kabul ediliyor. fiyatı 7 lira. tabii isteyen midesine göre porsiyona ince ayar verebiliyor. Üzerine üç ilave ettirmek gibi. Nasıl olsa tane işi. porsiyonu hemen tek bir seferde getirmemek hem köftenin sıcak yenmesiyle sonuçlanıyor hem de müşterilerinin tümüne zaman geçirmeden servis verilmesini kolaylaştırıyor. Gerçekten servis almak ki buna dışardan gelip beş porsiyon köfte isteyen de dahil, 3 dakikayı almıyor. Çünkü iki katlı yerde iki ayrı izgara faaliyette. Özcanlar 1953'ten beri bu işi yapıyor. Kardeşlerden Apti Özcan ise 8 yıl önce ayrılmış ve oğlu Tarık Özcan adına dükkanını açmış. Halen de el yapımı köfleri titiz bir şekilde üretiyor. Özcanlar bir şubeyi sahile açmışlar. Burada yanyana düştükleri 43 yıldan beri iki ayrı mekanla faaliyetini sürdüren Köfteci Ali Usta ile rekabet başlamış. Köfte fiyatı da inmiş bu rekabet sonucunda. Şimdi Ali Usta porsiyonu 6 liradan köfte satıyor. Ali Atay, Tekirdağ Köftesi'nin tarifini şöyle veriyor: "Dananın but ve kaburgalarından orta yağlı etleri alırız. Sinirlerindan ayrılan etler çekilir. Sonra bir kilo ete bir çeyrek kuru ekmek, bir baş soğan, bir diş sarımsak, 20 gram tuz, çok az karabiber karıştırılır. Harç haline getirildikten sonra dinlendirmeye bırakılır. Kıyma sonraki gün köfte haline getirilir. Bugün aldığımız eti bugün işler ama yarın köfte olarak pişirir ve müşterimize sunazır."

        Hayat sadece köfteyle geçmiyor

        Bazıları sadece köfteyle yetinmiyor, yanında balık pişiriyor. Trabzon Akçaabat'ta genellikle böyledir ve balığı en iyi pişirenler arasında bu köfteciler gelir. Aynı duruma Tekirdağ'da da rastlıyoruz. Özcanlar dışında hemen birçok köfteci aynı zamanda balık da pişiriyor. Hem köfte hem balık pişirenler içinde en sivrilmişi ise Pipo Hasan'ın Yeri. Lakap zamanında çok pipo içmesinden geliyor, ama geçirdiği bir rahatsızlıktan sonra 15 yıldık ki bırakmış. Limana karşı manzaralı Kervan Restaurant adıyla faaliyetini sürdürüyor. Denizden çıkan taze her balık bu mekanda var. Köfte ve etin de iyisi. Hasan Akça 53 yıldan beri bu işin içinde. Balıkta Tekirdağ'ın en sivrilmiş iki isminden biri."Hangi balık hangi sudan çıkmış, artık anlıyorum" diyor. Mekanın her gün soğuk ve sıcak olarak 30 çeşit mezesi bulunuyor. Üzerine ister balık isterse köfte yenebiliyor. Tatlı olarak dondurmalı peynir helvası dışında kabak tatlısı, ayva tatlısı ve Hayrabolu tatlısı sunuluyor. Tekirdağ'ın en tanınan bir başka balıkçısı da tam limanda yer alan İlhan Restaurant. 1972'den beri faaliyette. Şimdi ikinci kuşak olarak İsmail Kara işin başında. Mevsim balıklarının tümünü pişiriyor. Tekirdağ'a gelen ünlülerin uğrak yeri gibi. Ancak o da et ve köfteden kaçamıyor. Deniz mahsülleri yanında antrikotu ve kuzu şişi iyi gidiyor. Yazın daha çok Tekirdağ Köftesi sunuyor, kışın ise İlhan Köftesi. İsmail Kara, İhlan Köftesi'nin Selanik göçmeni olan ailesine ait 200 yıllık bir geçmişi olan köfte olduğunu söylüyor. İlhan köfte dana ve kuzu eti karışımından hazırlanıyor. İçine baharat konmuyor. Tekirdağ'ın hemen şehir bitişiğinde yer alan iki yol üstü lokantası bulunuyor. Bunlardan Serinoğulları'nın kent içindeki lokantasında sulu yemekler hakim. Bazı yemekleri güveçte, ciğer sarması da var. Tabi ki köftesi de bulunuyor. Can Kardeşler Lokantası ise Hayrabolu yolu üzerinde balık ve tencere yemekleri bulunduruyor. Rüya Restaurant ise Tekirdağ'ın girişinde ve en güzel manzaraya hakim yerde. Bahçeli, İtalyan mutfağı ve balık ağırlıklı bir restaurant. Tabi ki köftesiz olmaz.

        Diğer Yazılar