Geçmiş dönemin ekonomideki en yakıcı sorunu cari açığın yüksekliğiydi. GSYH’nın 10’da birine kadar yaklaştı. Yıllarca Türkiye en yüksek oranlı döviz açığı veren ülkeler arasında ilk beşte yer aldı.

- Yüksek cari açıkla uzun süre yaşamanın sonucu olarak Türkiye’nin dış borçları da büyüdü ve 2002 düzeyine geri döndü. Yükselen döviz kurları ve sermaye akımlarının azalması sonunda büyümeyi vurdu.

- Yüksek büyümeden daralmaya geçtik. Geçen yılın son çeyreğinde ekonomi yüzde 3 daraldı. Bu yılın ilk çeyreğinde de öncü veriler yine daralmayı işaret ediyor.

- Ekonomideki bu daralma ithalatı azalttı. Kur artışı, iç talebin daralması ve Avrupa ekonomilerinin canlı olması ise ihracat artışını destekledi. Bu gelişmelerle dış ticaret açığımız neredeyse kapanır hale geldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 90’ın üzerine çıktı.

CARİ AÇIKTAN KURTULDUK

- Yanına turizm gelirlerindeki artışı da koyduğumuzda Türkiye’nin müzmin sorunu cari açık hızla geri geldi. Geçen yıl 58.2 milyar dolar dolara yükselen cari açık şubat ayında 17.4 milyar dolara geriledi. Gerileme baz etkisi ve düşük ithalatla devam da edecek ve muhtemelen yaz aylarında 10 milyar doların altına inecek.

- Cari açığın milli gelire oranı da yüzde 6.5 düzeyinden geçen yılın sonunda yüzde 3.6’ya indi ve bu yıl da yüzde 2’nin altına inmesi bekleniyor.

- Henüz yapısal bir adım atmadan, piyasa mekanizmasının çalışmasıyla sorun kendi kendine çözüldü. Cari açıktan şimdilik kurtulduk.

SORUNU PİYASA ÇÖZDÜ

Ancak bu kurtuluş için herhangi bir yapısal değişikliğe gitmedik. Cari açığı azaltmak için ortaya bir program ve geçiş için yol haritası koymadık. Yani bir şey yapmadık.

- Sonunda çözümü piyasanın kendisi getirdi. Bunu da çok sert bir şekilde yaptı. Büyük tahribatla kur artışı yoluyla ekonominin küçülmesiyle hatta işsizliğin artmasıyla yaptı bunu.

- Yılın son çeyreğinde açıklanan yüzde 3’lük ekonomik daralmanın da, dün açıklanan yüzde 14.7’lik son 10 yılın rekor işsizlik rakamının da cari açıkla çok yakından ilgisi var. Geçen yıl kur şokunu yememiş olsaydık devamında faiz şoku da olmayacaktı, enflasyon şoku da.

SORUN YER DEĞİŞTİRDİ

- Sonuçta piyasanın gizli eliyle olan sorunların yer değiştirmesidir. Gitti cari açık geldi işsizlik.

- Artık önümüzdeki dönemin yakıcı sorunu işsizliktir. Son bir yılda işsiz sayısı 1.25 milyon arttı. İşsizlik oranı 3.9 puan artışla yüzde 14.7’ye yükseldi.

- Kentlerdeki işsizlik oranını gösteren tarım dışı işsizlik oranı yüzde 16.9 ile daha da yüksek. Genç nüfustaki işsizlik de yüzde 26.7 ile son bir yılda 6.8 puan yükseldi.

- Gitti cari açık geldi işsizlik. Ekonominin yapısal sorunu çözülmediği için aslında sorun da çözülmedi. Sadece yer değiştirdi.

İŞSİZLİK UZUN SÜRE BİZİMLE

- Her tarafından kabaran ve son 10 yılın en yüksek düzeyine çıkan, küresel kriz dönemindeki rakamlara yükselen işsizlik oranlarının öyle bir anda gerilemesi beklenemez. Daha uzun süre bizimle olmaya devam edebilir.

- Her şeyden önce ekonominin canlanması lazımdır ki, bu da öncelikle tüketim gerektirir. Tüketim geleceğe güven duyulmadan yapılamaz.

GÜVEN OLMADAN OLMAZ

- Gelecekten korkan insan harcayamaz, tasarruf eder, risk almaz, borca girmez. Tüketim artmayacaksa yatırımlar da artmaz. İçeriye mal satamayacaksa, kar edemeyecekse kim niye borcun altına girsin de yatırım yapsın. Sonuçta tüketicisi de üreticisi de yatırımcısı da bu toplumun içinde yaşıyor. Birinin morali bozuk ve geleceğe güveni yoksa diğerinin nasıl olsun ki?

- Böyle bir ortamda da yatırım artışı ancak ihracata bağlı şekilde gerçekleşebilir. Ancak ihracat da bizim ekonomimizi canlandırmaya yetmez. İhracatımız iyiydi ama Avrupa ekonomileri yavaşlıyor ve ihracatımızda da durgunluk giderek belirginleşiyor.

CANLANMA, CARİ AÇIK DEMEKTİR

- Güveni yeniden tesis ettiğimizde ise iç tüketim de, buna bağlı yatırımlar da, üretim de artar. Ekonomi canlanmaya başlar ve istihdam seviyesi yükselir, işsizlik azalmaya başlar. Ancak bütün bunlar ithalat artışı demek ve bu kez de ithalat cari açığı artırmaya başlar.

- Bu durumda can yakıcı sorunumuz bir kez daha değişir, işsizlik sorunu hafifler ama cari açık ve açığın finansmanı öne çıkar. Dış borçlar yeniden tırmanmaya başlar.

YAPISAL SORUN ÇÖZÜLMEDEN ASLA

- Ekonominin yapısal sorunlarını çözmezsek cari açıkla işsizlik arasındaki bu değiş tokuş tekrarlanıp durur. Bir taraftan darbe yer öteki tarafa savruluruz, savrulduğumuz taraftan darbe yer yine aynı yere geliriz. İki arada bir derede savrulur dururuz.

- Yaklaşık 15 yıllık yüksek cari açık döneminin ardından işsizliğin çift haneli rakamlarda tırmanması, yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkması son bir yılın işi. Eğer bir tercih hakkımız olursa cari açık vermekten yana kullanırız da, önce finansmanını bulmamız lazım. Bize borç verenler ise daha yeni musluğu kısmaya başladı. Hemen işin başında para musluklarını yeniden gevşetmeleri beklenmemeli.

- İçinde bulunduğumuz dönemin elbette dış siyasetten güvenliğe ve iç siyasete kadar pek çok sorunu var. Ama ekonomideki en can yakıcı sorunu işsizlik olmaya adaydır. Çözümü de hem çok zordur hem de uzun zaman alacaktır. Öyle yapısal çözüm deyip bir yılda sonuç beklemekle olmaz. Bunun için 10’larca yıl gerekir.   

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!