Eylül ayında TCMB faizleri tahminlerden fazla düşürdü. Avrupa ve ABD merkez bankaları da faiz indirdiler. Hatta ECB yeni varlık alımını ilan etti, FED de kapıyı araladı.

-Ancak bütün bunlar piyasalara yeni bir gaz vermeye yetmedi. Ne küresel piyasalarda ne de yerel piyasalarda kayda değer bir iyileşme pek hissedilmiyor.

 

-Bu haftaya girerken de kayda değer haberler ABD’den gelecek. Hem siyasi hem de ekonomik alanda pozitif haberlerle mi, yoksa elimiz boş mu dönecek, göreceğiz. Her iki durum da piyasaları ve ekonomiyi yakından etkileyecek. -Çünkü Türkiye olarak ABD’den pozitif sonuç alırsak iyi, yoksa Suriye’de güvenli bölge oluşturma işini tek başımıza kotaracağız. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları da ve hazırlıklar da bu yönde. Bu anlamda ABD ziyareti ve görüşmelerinde dananın kuyruğu kapacak gibi.

-Dışarıdaki son temasların ardından yurtiçinde yoğunlaşacağımız konulardan biri ekonomi. Üç yıllık Yeni Ekonomi Programı ve 2020 hedefleri açıklanacak. Arkasından da belki hükümette değişiklik olacak.

-Böylesi kritik bir dönemeçte 5 grafikle piyasaların ve ekonominin fotoğrafını çekmeye çalıştık. Bu grafikler de Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın hazırladığı grafikler.

1- FAİZLER EN ÇOK TÜRKİYE’DE DÜŞÜYOR

-Bütün dünya faiz indirim sürecine girdi. Ama dünyada en hızlı faiz indiren ülke Türkiye. 24 Temmuz’da başlayan bu dönemde TCMB faizi iki hamlede 7.5 puan aşağı çekti.

-Buna paralel olarak mevduat piyasasına hakim olan 3 aylık vadede faiz oranları ortalama bazda 7.23 puan aşağı geldi ve 13 Eylül’le biten haftada yüzde 15.69’a indi. TCMB’nin verisine göre mevduat faizlerinde üçte bir düzeyinde düşüş gerçekleşti.

-Yine faiz indirim sürecinde TL ticari kredi faizleri ortalama olarak yüzde 27.3’ten yüze 19.1’e indi. Burada da 8.2 puan ve faizin yaklaşık üçte biri azaldı.

-Devlet iç borçlanma senetlerinin faizi de yılın ikinci yarısında 2 yıllıkta yüzde 14.96’ya, 10 yıllıkta yüzde 15.06’ya indi. Azalma 2 yıllıkta 4.72, 10 yıllıkta 1.67 puan.

-Böylece yıllar sonra devlet tahvillerinde kısa vadeli faizler daha düşük, uzun vadeli faizler daha yüksek hale geldi ve verim eğrisi normalleşti gibi. İyiye mi yormak lazım bilmiyorum.

-Çünkü 10 yıllıklar daha çok yabancıların hakim olduğu kağıttı. Yılbaşından beri hemen her ay net satıcı oldular. 10 yıllıklarda yabancı payının azalması göreli olarak faizin yüksekliğini beraberinde getirmiş olabilir. Yabancı sermaye yatırımlarının faizleri düşürücü yönde etkilediği araştırmalarla tespit edilmiş durumda.

2-KONUT PİYASASINDA KIPIRDANMA

-Kredi faizi oranlarının en çok düştüğü alan konut kredileri. Yıllık faiz yüzde 12’ye aylık faiz kamu bankalarında yüzde 0.99’a kadar indi. Bunun sonucu olarak ağustos ayından itibaren belli bir canlanmayı rakamlarda görmeye başladık. Geçen ay krediyle satın alınan konutlarda yüzde 168 artış meydana geldi.

-Bu artışın etkisiyle toplam konut satışları da bu yıl ilk kez yükselişe geçti ve yüzde 5.1 arttı. Konut fiyatlarındaki gerileme de temmuz itibariyle durdu ve aydan aya yüzde 1.92 artış kaydetti. Pozitif gelişme sağladığımız alanlardan biri konut ve bitişikte yer alan grafikte göreceği üzere canlanma ikinci el konutlarda başladı. Reel konut fiyatları düşmeye devam etmekle birlikte dipten dönüş başladı.

3-LİRA DEĞER KAYBETMİYOR

-İyileşme yaşamadığımız bir piyasa göstergesi ise kurların veya TL’nin seyri. Yükselmekte ve genelde değerlenmekte olan dolara karşı yılın ikinci yarısında TL pek değer kaybetmiyor. Bitişikteki grafik dolar/TL ile Dolar Endeksi’nin seyrini veriyor. TL ve doların seyrinde makas TL lehine açılıyor. TL dolar karşısında dalgalanmasına dalgalanıyor ancak belli bir koridorun dışına çıkmıyor. Bu koridor da aylardır 5.44-5.84 arasında duruyor.

-Dolar/TL’nin seyri içinde bulunduğumuz konjonktürle uyumlu. Türkiye 2001 krizi sonrası ilk kez cari fazla veriyor. Yurda giren döviz azalmasına karşılık Türkiye’nin dövize ihtiyacı, ithalat gereğinin azalmasından, turizm gelirleri ile ihracat artışından dolayı düştü. Kurlardaki istikrar da buradan kaynaklanıyor.

4-TÜRKİYE RİSKİ DÜŞÜYOR 

-Seçimlerin geride kalmasının, cari fazla vermenin, TL’nin değer kaybının durmasının, enflasyonun gerilemesinin ve faizlerin inişe geçmesinin etkisiyle Türkiye riskinde belli bir düşüş gerçekleşti. Yıl ortası gibi 500 puanı geçerek 523 puana kadar çıkan CDS primi son olarak 371 puana indi. Burada da üçte bire yakın bir düşüş gerçekleşti.

-Ancak seçili ülkelerde arasında burada da açık ara öndeyiz. Diğer ülke risk primlerinde de belli iyileşmeler dikkati çekiyor. Dünyanın genelinde risk primlerinde azalma eğilimi söz konusu. Bizdeki ise daha sert ve daha dalgalı bir iyileşme olarak dikkati çekiyor.

 

5-BÜYÜME VE BORÇ BORSAYI ETKİLİYOR

-Borsa endeksindeki düşük performans ve diğer ülkelerden negatif yönde ayrışması ise ekonominin daralması ve şirketlerin içine girdiği borç kriziyle yakından ilgili.

-Bankalar da alacaklarının kalitesi bozulduğundan dolayı yatırımcılar tarafından şirketlerle aynı sepete konuluyor hatta daha fazla riskli olarak değerlendiriliyor.

-2020 hedefleri arasında eğer Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı gibi yüzde 5 büyüme hedefi yer alır ve bunun altı doldurulursa borsaya pozitif yansıması beklenebilir. Borç sorunu da aşılabildiği oranda şirket ve banka değerlerine olumlu yansıyabilir.

-Elbette güvenli bölgenin kurulması aşamasında jeopolitik riskler artarsa bütün bu gelişmelerin önüne geçebilir.  

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!