Emeklilik yaşa takılanların durumu son günlerde yeniden gündem maddesi haline geldi. Sayıları bir milyonu aşıyor. Erken emekli edildiklerinde getirecekleri mali yükün hesabı ise farklılık gösteriyor.

Ancak ne olursa olsun yeni kaynak yaratılmadan mevcut sistemin üzerine yük bindirmek de giderek imkansızlaşıyor.

SGK’YA GSYH’NIN % 4.5’İ KADAR TRANSFER

-Çünkü sosyal güvenlik sistemi zaten sırtını önemli ölçüde bütçeye dayamış. Bu yıl bütçeden yapılacak transferlerin toplamı 192 milyar lirayı buluyor. Beklenen GSYH’nın yüzde 4.5’i kadar. Açık ve bütçeden yapılan transfer yeterince büyük.

-2018’de rakam oran yüzde 4 ve trans edilen tutar 166 milyar liraydı. Bir yılda yarım puanlık artış gerçekleşti. Çünkü SGK primlerinin toplanmasında sorun yaşanıyor.

-Gelecek yıl ise sosyal güvenlik sistemine yapılacak transfer 219 milyar liraya çıkacak.  GSMH’ya oranı yüzde 4.5 ile değişmeyecek.

FAİZ ÖDEMELERİYLE YER DEĞİŞTİRDİ

-Aslında sosyal güvenlik sistemine yüksek tutarda bütçe transferi yapmaya geçmiş yıllarda faiz ödemelerinin düşük kalması imkan sağladı. Düşen oranlar üzerinden faiz ödemelerinin bütçe içindeki payı yüzde 10 düzeyinden yüzde 2’ye kadar indi.

-Ancak buradan geri dönüşle normalleşme başladı ve yüzde 2.5’e çıktı. Bundan sonra da düşeceği yok, olsa olsa faiz ödemelerinin payı artabilir.

-Bu da bütçenin giderek sıkışması, sosyal güvenlik transferlerinin normal seyrine doğru inmeye zorlanması demek. Faiz ödemeleri ile  sosyal güvenlik arasında pay kaymalarının önümüzdeki dönemde dengelenmesi beklenebilir.

REFORM SINIRI  % 5’TE

-Zaten bugün emeklilikte yaşa takılanların sorununa yol açan düzenleme 2009’da yürürlüğe giren sosyal güvenlik reformuyla geldi. Açık 2009’da yüzde 5.26 ile rekora çıkarken reformun düğmesine basıldı, 2010’da yüzde 4.76’ya indi. Sistemin  2000’li yıllarda en iyi olduğu yıl ise 2015’ti. GSYH’ya oranla açık bu yıl yüzde 3.32’ye kadar inmişti.

-Bitişikte Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı grafiğe göre sonraki yıllarda artmaya başladı ve bu yıl yüzde 4.5’a yükselecek. Bu oran da tarihin en yüksek üçüncü açığı olacak.

-Erken emeklilikten yeni bir yük gelmese dahi, sistemin yeniden düzenlenmeye, yeni bir reforma ihtiyacı var. Yüzde 5 olan reform sınırına gelinmiş zaten. Bu ihtiyaç da, önümüzdeki yıllarda faiz ödemelerinin bütçe içindeki payını yeniden normalleştirmeye başlamasıyla giderek şiddetlenecek gibi görünüyor.

EN ZORU KENTLİ FAKİR YAŞLI OLMAK

-Kaldı ki, nüfusumuz hızla yaşlanıyor. Artık 65 yaş ve üstü nüfusun toplam içindeki payı yüzde 10’u buldu. Ortalama yaş da 32’ye yükseldi. Bu gidişle 20 yıl sonra, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun payı yüzde 25’e çıkacak, 2040’ta yaşlı bir toplum haline geleceğiz.

-Eğer o zamana kadar sosyal güvenlik sistemini güçlendiremezsek, ekonomik yönden kalkınamazsak, hanehalkı tasarruflarını artıramazsak, hem yaşlı hem fakir kalacağız.

-Fakirlikle ilk kez karşılaşmayacağız, buna alışığız da diyebiliriz. Ama hem yaşlı hem de kentli fakirliği ile ilk kez karşılaşacağız. En kötüsü ve hepsinden zoru da bu zaten.

SOSYAL GÜVENLİK YÜKÜ ARTACAK

-Sistemin üzerinde hem emekli maaşlarının hem de sağlık harcamalarının yükü giderek daha artacak. Bir çalışan 1.5 kişinin sosyal güvenliğini ve sağlık harcamalarını karşılarken, iki kişiye çıktı. Yaşlılıkla birlikte sayı giderek artacak ve üç kişiye yükselecek. Sistem de tıkanacak ve iflas edecek. Bu nedenle bugünden sistemi zayıflatacak marjımız hiç yok.

-Bu nedenledir ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Seçimi kaybetsem dahi erken emeklilikte geri dönüş yok” diyerek kararlılık ortaya koydu.

-Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zehra Selçuk da “Her türlü kombinasyonu denedik. Fakat hiçbirinin maliyeti sürdürülebilir değil” diye açıkladı.

 

EMEKLİLİK DEĞİL İŞ VERELİM

-Kalıcı çözüm ise orta yaşlı işgücünün istihdam edileceği bir istihdam piyasası yaratmaktır. Bunun için orta yaşlıların yeniden mesleklendirilmesi yoluna dahi gidilebilir. Mesleklendirme ve eğitim devresinde maaş ve ücretlerden kaynaklanan mali yükünü de pekala İşsizlik Fonu finanse edebilir.

SORUNUN TEMELİ İSTİHDAM PİYASASINDA

-Ancak bizim bir de yüksek genç işsizliğimiz var. Sanki gençler ile orta yaşlılara fırsat tanımayan bir işgücü piyasası ve ekonomik yapıya doğru evriliyoruz. Araştırmaya ve aydınlatılmaya muhtaç bir durumla karşı karşıyayız. Gerçek durumun ne olduğunu bilmiyoruz ama iyi bir tablo ile karşı karşıya olmadığımız açık.

-Sosyal güvenlik sorunlarının giderek büyümesi, aslında yükselen işsizlik ve istihdam piyasası sorunlarıyla paralel seyrediyor.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!