İran şoku bir kez daha finansal portföy içinde altının olması gerektiğini gösterdi. 2 Ocak’ta 1.528 dolardan 8 Ocak’a 1.611 dolara yükselen altının onsu yüzde 5.5 arttı. 1.611 dolarlık düzeyle altın 25 Mart 2013’ten bu yana son 6 yılın en yüksek düzeyini gördü.

Neyse ki şok atlatıldı ve normale dönüş başladı. Altın fiyatı dün 1.539.78 dolara kadar indi. Bu fiyat düzeyi, çıkışa geçtiği 1.528.68 doların sadece 11 dolar üzerinde. Zaten yükselmekte olan altın fiyatları aradan geçen 6 günde rahatlıkla bu kadar primi yapabilirdi. Altın fiyatları bir ay önce 9 Aralık’ta 1.463 dolardı.

LİBYA’DA ATEŞKESE ÇAĞRININ ÖNEMİ:

-İran şoku atlatılır atlatılmaz özellikle Türkiye piyasaları şaşkınlığı da kısa sürede üzerinden attı. Bunda bir kaç gelişme de belli bir rol oynadı gibi.

-Biri İstanbul’daki doğalgaz boru hattı açılış töreni için Türkiye’ye gelen Rusya Devlet Başkanı Putin’le Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmesi, ardından da 12 Ocak’tan itibaren Libya’da tarafları ateşkese davet etmeleri. Libya’ya asker gönderme kararı alan Türkiye, hükümetin yanında, Rusya ise muhalif güçlerin yanında yer alıyor. Ateşkes çağrısının önemi de burada.

-Belli bir görüşme ve altyapı hazırlığı yapıldığına işaret eden ateşkes çağrısına uyulabileceği ihtimalinin bulunması Türkiye piyasalarının şaşkınlığı kısa sürede atmasına destek oldu.

MERKEZ’İN KARARI DA ETKİLİYOR

-Yine komşuluktan ve petrole bağımlılıktan kaynaklı olarak İran şokundan en çok etkilenen piyasa Türkiye, normale dönüşün de en hızlısı çıktı.

-16 Ocak Perşembe günü yapılacak TCMB faiz kararı toplantısı da piyasaları hareketlendiren bir gelişme. Daha çok faiz indirimlerine devam edileceğinin beklenmesi, borsanın banka hisselerine öncülüğünde sıçramasına yol açtı. Faizden kaçanların bir bölümünün borsaya bir bölümünün altına yönelebileceği tahminleri yapılıyor.

BORSAYA KÂR ATEŞİ

-Bankaların 2020 yılına yönelik kâr öngörülerinin piyasa beklentisinin üzerine çıkması da dünkü sıçrayışı destekleyen temel unsur oldu.

-Dün banka hisseleri yüzde 6.75, borsa yüzde 4.53 prim yaptı.

-Faiz oranları da geriliyor. 10 yıllık devlet tahvilinin faizi yüzde iki yılın ardından ilk kez yüzde 12’nin altına geriledi.

-Ekonominin daralmadan büyümeye geçişi de borsada satın alınıyor. İran şoku bunu yaklaşık bir hafta süreyle kesti. Şokun ortadan kalkmasıyla biriken talep borsada sıçramaya yol açtı.

TÜRKİYE RİSKİ 1.5 YILIN DİBİNDE

-Bir yandan İran riskinin azalması öte yandan Libya riskinin düşme ihtimalinin ortaya çıkması Türkiye için duble pozitif gelişme olarak algılandı. Borsanın yüksek primi yanında Türkiye riskinin göstergesi 5 yıllık CDS’ler 271’e düşerek son 1.5 yılın en düşük düzeyine indi.

Şok geçtiğine göre yola nasıl devam etmek gerekiyor?

TEMEL RİSK TRUMP RİSKİ Mİ?

-Temel risk unsuru ABD Başkanı Donald Trump’ın bu yıl seçim yılı olması nedeniyle kısmen uslanacağı beklenirdi. Ancak daha yılın başında işleri karıştırdı. İran’ın çıkış fırsatı vermesiyle de işin içinden kolaylıkla sıyrıldı. Piyasalar da kurtuldu.

-Seçim tarihi yaklaştıkça kazanma ihtimali artan bir Trump’ın daha uysallaşması beklenebilir. Ancak rasyonel davranacağına yine de güven duyulmayabilir. Her zaman da İran olayında olduğu gibi, kolay kurtulamayabilir.

-Hem Trump hem de diğer jeopolitik riskler karşısında güvenli limanlara ihtiyaç var.

SIĞINAĞA İHTİYAÇ

-Altın bunlardan biri ve en klasik olanı. İran şoku olayında da bunu ispatladı. Yine benzer jeopolitik risklerden koruyucu olabilir. Bu açıdan portföylerde belli miktarda altın tutulabilir. Bunun miktarı da üçte bir veya dörtte bir oranında olabilir.

-Eğer işler kötü gider, ekonomiler canlanamazsa merkez bankaları bir faiz indirim ve parasal genişleme turu daha atabilir. Özellikle FED’den meydana gelebilecek böyle bir adım altına yükselmesi için yeni bir alan açar. Bu durumda jeopolitik gelişmelerden korunma amacıyla alınan altına piyango çıkar.

FAİZ ALTININ EN BÜYÜK DÜŞMANI

-Ekonomilerin canlanması veya enflasyonun ufukta gözükmesi ise faiz artırımlarını gündeme getireceğinden altın fiyatlarını vurur. Faiz, altının en büyük düşmanı. Bunun ufukta belirmesi bile altın fiyatlarını yere sermeye yeter.

-Dolayısıyla seçim sonrası ABD’nin ve seçilirse Trump’ın ne yapacağı, Çin ile ilişkilerin nereye evrileceği de önemli olacak.

-Geçen yıl daha rahat biçimde altının önünün açık olduğunu işlemiştim. Bu yıl ise aynı rahatlıkta değilim.

-Çünkü parasal genişlemenin ve faiz indirimlerinin sürmesine daha düşük olasılık tanıyorum. Ama portföylerin altınsız kalmasını da riskli buluyorum. Galiba ne altınla olacak ne de altınsız .

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!