Yabancılar hisse senedi ve tahvilde iken, yurtiçi yerleşik yatırımcılar altında, dövizde, gayrimenkulde ve mevduatta idi. İki tarafın farklı pozisyonlar alması, getiri açısından tarihi farkın atılmasına yol açtı.

Dün son 10 yılda yabancı yatırımcıların Türkiye piyasalarından bir şey kazanamadıklarını tespit etmiştik. Hazine kağıtlarına yaptıkları yatırımı yüzde 19 zarara dönüştüren, borsadaki getirilerini 10 yılda yüzde 10’la sınırlayan TL’nin değer kaybıydı. Yani doların TL karşısında artışı, döviz bozdurarak Türk mali varlıklarına yatırım yapan yabancıların karını sınırlamış, hazine kağıtlarından da zarar etmelerine yol açmıştı. 90’lı yıllarda  dünyanın en yüksek kazancını sağladıkları Türkiye piyasasında yabancılara son 10 yılda zırnık koklatmadık denilebilir.

YERLİLER İŞİNİ BİLİR

-Yabancıların durumu bu ise yerli yatırımcıların nasıl? Son 10 yıla baktığımızda yerli yatırımcıların farklı alanlara yatırımla yabancılardan ayrıştıklarını ve çok daha fazla kazandıklarını söylemek mümkün.

-Çünkü yerli yatırımcılar, yabancılar gibi devlet iç borçlanma senetlerine ve hisse senetlerine pek yatırım yapmıyor. Yatırımları var ama ihmal edilecek kadar az.

-Yerlilerin asıl yatırımları dövizde, altında, gayrimenkulde ve mevduatta.

Bu araçlarda Türkiye’de son 10 yılda en yüksek kazancı sağladılar. Hatta kur artışı yabancılara asıl kaybı verirken, yurtiçi  yerleşiklere kazandırdı. 

MEVDUATA YATIRIM NİYE?

-Yerlilerin yatırım yaptığı araçlardan mevduatın pek kazandırmadığını biliyoruz. Nitekim 10 yıllık bileşik getirisi yüzde 168.9 ile aynı dönem enflasyonunu sadece yüzde 12.1 yenebildi. Her yıla bir puan reel kazanç düşer.

-Ancak geride bıraktığımız 10 yılda dünya negatif faizle kavrulurken, Türkiye’de de reel faizler sıfırlandı. Yerleşikler de Türkiye’de yaşıyor, iş yapıyor, TL ile kazanıp, TL ile harcıyor. Belli ölçüde TL mevduat yapmaları bir tercih değil, zorunluluk zaten.

MEVDUAT SEPETİ

-Yurtiçi yerleşikler bu zorunluluğun etrafını dolaşmanın yolunu buldu. Mevduatlarının yarısını dövize taşıdılar, yani sepet yaptılar. Yurtiçi gerçek kişilerin bankalarda 120 milyar dolara varan döviz hesabı var ki, bu da TL hesabıyla başa baş noktada.

-TL tarafında 10 yılda ortalama bazda yüzde 12 gibi sınırlı bir kazanç elde etseler de, dolar kurundaki yüzde 52’lik reel artış mevduat sahiplerinin düşük kazancını yukarı çekti.

ALTIN, DOLAR, TL VE EMTİA SEPETİNE YATIRIM

-Altın ise Türkiye’nin geçmişten beri gelen geleneksel tasarruf aracı, hatta parası. Dışarıdan ithal ediliyor. İthal edilse de edilmese de, dolarla fiyatlanıyor. Dolayısıyla altına yatırım yapmak hem bir emtiaya hem TL’ye hem de dolara yatırım demek.

-İşte bu özelliği geçmiş yıllarda çok işe yaradı. Çünkü altın uluslararası piyasalarda 2012 yılına kadar yükseldi. Tarihinin en yüksek fiyatını ons başına ortalama 1.669 dolarla 2012 yılında yakaladı. 2015 yılında ortalama 1.158 dolara kadar indi. 2019 yılını ise ortalama 1.393 dolardan işlem gördü.

-Dolar bazında düştüğü çoğu dönemde ise altın yatırımcısının imdadına Türk Lirası’nın değer kaybı yetişti. Ya da altının kendi fiyat düşüşlerini geçtiğimiz 5 yılda TL’nin değer kaybı fazlasıyla karşıladı. -Biz altını temsilen gram altın fiyatlarını  aldık ve yıllık ortalama değişimlerini ve bileşik getirilerine baktık. 10 yıllık dönemin 2009-2013 arasındaki ilk 5 yılda altının getirisi yüzde 83.7 oldu. Altın bu getirisi ile borsanın yüzde 100.4 ve İstanbul’da konutun yüzde 93.7’lik getirisinden sonra üçüncü sırada yer aldı.

ALTIN ARTIŞININ BÜYÜK KISMI DOLARDAN

-Altını yatırım araçları arasında açık ara en öne çıkartan ise son 5 yıldı. Özellikle doların TL’ye karşı artışı gram altın fiyatlarını hızla ve her yıl yükseltti. Son 5 yılda altın fiyatlarındaki artış yüzde 186.7’ye ulaştı.

-Belirttiğimiz gibi, bunun arkasındaki asıl etken doların artışıydı ve o da yüzde 159.1 arttı. Sonuçta 10 yıllık dönemin en yüksek getireni yüzde 426 ile altın oldu. Aynı dönemde ortalama enflasyon yüzde 139.71 olmasına karşılık altındaki fiyat artışı enflasyonu yüzde 119.7 oranında yendi. 10 yıla reel 119.7 artış demek, sermayeyi katlamak demek.

DOLAR VE EURODA YÜKSEK ARTIŞ

-Doların artışından enflasyon düşüldükten sonra geriye yüzde 52.4’lük bir reel kazanç kalıyor. Burada yine belirtelim ki, bu hesaplamalar ortalama fiyatlarlar ve ortalama enflasyona göre yapılıyor. Yani daha gerçekçi ve aşırı oynaklıkları törpülüyor.

-Üçüncü sırada Euro yüzde 194’lük getiri ile geliyor.

EMLAK ARTIŞI ENFLASYONU YENDİ

-Gayrimenkulde son dönem eğilimi iyi değil. Ancak daha önceki yıllar gayet parlaktı. Yine yıllık ortalamalara göre İstanbul’da konut fiyatları son üç yıldır yerinde sayıyor. Bu nedenledir ki ilk 5 yıldaki yüzde 93.7’lik değer artışı son 5 yılda yüzde 47’ye indi. Ama 10 yıllık süreçte ortalama fiyat olarak yüzde 184.7 artışı yakaladı.

-Türkiye bazında konut fiyatlarının 10 yıllık artışı da yüzde 155.3 ile aynı dönem yüzde 139.71 olan enflasyonun üzerinde gerçekleşti. Konut değer artışlarına kira gelirleri dahil değil. Edildiğinde konut gerçek kazancı daha yüksek çıkar.

BES DEVLET DESTEĞİYLE GİDİYOR

-Kayıp nerede var diye bakılırsa tablodan dikkati çeken yatırım fonlarının enflasyonun çok az altında kalması gösterilebilir. Ancak biz de yatırım fonları vadesiz mevduat gibi kullanılıyor.

-Bireysel emeklilik fonlarının performansı da aynı dönemin ortalama enflasyonunun 7 puan kadar altında kaldı. Buna karşılık BES sistemine 100 milyar liranın üzerine çıkmasında hem ihtiyaçların baskın çıktığını hem de asgari ücretin yüzde 25’i kadar devlet desteği verilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Devlet destekleri ayrı bir hesapta tutuluyor ve izleniyor. Devlet desteği de hesaba katıldığında bireysel emeklilik sisteminin enflasyonu rahatlıkla yendiğini söyleyebiliriz.

RİSKLİ BORSADAN RİSKSİZ YATIRIM GETİRİSİ

-Borsanın son 5 yıllık performansı ise iyi değil. Bu nedenle 10 yıllık dönemin reel getirisi yüzde 10 ile sınırlı kaldı. Her yıla yüzde 1 reel getiri. Bu getiri en garantili yatırım aracı olarak bilenen Hazine kağıtlarının getirisiyle aynı.

-Halbuki hisse senedi yatırımı riskli ve uzun vadede iyi kazandıran bir enstrüman olarak bilinir. Riskine karşılık getirinin yokluğu şirketlerin durumuyla da yakından ilgili olsa gerek.

YERLİLER İYİ KAZANDI

-Sonuçta yabancılar Türkiye’den kazanamadı ama yerliler iyi kazandı. Çünkü yabancıların tersi bir pozisyona sahipler. Adı üstünde yerli, ülkeyi de koşulları da daha iyi biliyor ve daha yakından izliyor.

-Ayrıca 1970’lerden başlayarak yarım asrı bulan yüksek enflasyon ve yüksek dalgalı ortamlarla mücadele tecrübesine sahip. Yerli, ülkeye yabancı değil, koşullara da alışkın. Türkiye’den para kazanılacaksa öncelikle yerliler kazanır.

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!