Açıktan korkma, açlıktan kork
Mart ayı koronavirüsle karşılaştığımız ilk ay. Önlem olarak dünyanın da bulduğu model insanların evlerine kapanması. Kısmen etkili oldu ve virüsün yayılımını kontrol altında tuttu.
Ancak bu önlem bütün dünyada ekonomiyi de vurdu. Hayatta kalma ile ekonomi arasına sıkıştık. Daha ağırlıklı şekilde hayatta kalmayı seçtik. Pandemi karşısında Türkiye’nin de içinde bulunduğu ülkeler ve dünyanın önlemleri ile tutumu doğru. Ekonomiyi ayakta tutmak uğruna insanlar bile bile ölüme yollanmadı.
-İnsanların yaşamını korumak için ekonominin durması göze alındı ve küresel ekonomi 1929 Büyük Buhran’dan bu yana en kötü dönemine itildi. IMF 2020 dünya GSYH’nı 6.3 puan düşürerek yüzde 3.3 büyümeden yüzde 3 daralmaya döndürdü. Bu revizyonu da ocak ayı sonrasında yaptı.
TÜRKİYE’NİN HİBRİD POLİTİKASI
-Türkiye koronavirüs döneminde katı bir sokağa çıkma uygulaması yapmadı. İngiltere’nin başta yaptığı ve İsveç’in sürdürmekte olduğu gibi tam bir serbestlik de tanımadı. Genç bir nüfusa sahip olmasının verdiği avantaj ve salgının kontrol altında seyretmesinden hareketle hibrid bir uygulama ortaya koydu.
-65 yaş ve üstü ile 20 yaş altına sokağa çıkma yasağı getirdi. Bir de hafta sonları büyükşehirlerde sokağa çıkma yasağı uygulanmasını yeni başlattı.
-Bu sayede ekonomik faaliyetlerin, tüketimin asgari düzeyde de olsa sürmesine imkan tanıdı.
-Dolayısıyla mart ayından itibaren açıklanacak ekonomik verilere artık koronavirüs girmiş gözüyle bakacağız.
MARTTA KONUT SATIŞLARI NASIL ARTTI?
-Mesela dün mart ayı konut satış rakamları açıklandı ve önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3.4 arttı. Önceki ocak ve şubat satışları çok daha yüksek olduğundan ilk çeyrek toplamında artış ise yüzde 33 olarak ortaya çıktı.
-Satışların yüksekliği faiz oranlarının tarihi en düşük düzeyden dolayıydı ve ilk koronavirüs vakası da Türkiye’de 11 Mart’ta görüldü. Bu tarihe kadar hayat aşağı yukarı normaldi. Alım satımı yapılan konutlar bağlantıları bu tarihten önce yapılmış, banka kredisi çıkmış olanlardı.
-Nitekim martta ipotekli satışlar yüzde 90.4 artarken, diğer satışların yüzde 20.6 azalması bundandı.
-Mart ayının ikinci yarısında ise dramatik bir düşüş yaşanması kaçınılmazdı. Yüzde 3.4 artış rakamı ise ayın toplamı için söz konusu. Bu çerçevede nisan ayında konut satışlarında sert düşüşle karşılaşacağımızı şimdiden belirtmek gerekiyor.
GİDERLER % 18 ARTTI, GELİRLERİ % 10 AZALDI
-Dün açıklanan mart ayı bütçe verilerini yine salgın hastalığın etkisiyle birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bir kere ayın 11 günlük dönemi normal, geriye kalan 20 günlük dönemi virüsün etkisinde geçti.
-Tüketim azaldı. Üretim azaldı. Hizmetler sektörü durgunluğa girdi. Bütün bunlar dolaylı vergilerden oluşan bütçe gelirlerini azaltıcı etki yaptı.
-Dahası vergi ertelemeleri ve teşvikleri oldu. Bütçenin gelir tarafı daha zayıfladı. Bu durumda mart ayındaki vergi gelirleri bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10 azaldı. -Düşüş dahilde alınan KDV, gelir vergisi, kurumlar vergisi ve ithalde alınan KDV’den kaynaklandı. Özel Tüketim Vergisi ise arışıyla kayıpları bir ölçüde dengeledi.
-Gelir yönüyle zayıflayan bütçenin giderleri ise hızla büyüdü. Giderler içinde büyüyen de faiz dışı giderler oldu. 12.4 milyar lira artan faiz dışı giderler bir ayda yüzde 18.3 büyüdü. Personel giderleri, mal ve hizmet alım giderleri ve cari transferler en büyük artış kalemleri.
YILLIK AÇIK NEREYE GİDECEK?
-Sonuçta vergi gelirleri yüzde 10’da kalan ama faiz dişi giderleri yüzde 18 artan bütçenin açığı yüzde 78.6 büyüyerek 43.7 milyar liraya yükseldi. Aylık bazda rekor bütçe açığı.
-Yılın genelinde hedeflenen bütçe açığı ise 139 milyar lira. Yıllık hedefin üçte biri bir ayda verildi. Bunun gelecek ayları da var. Nisan ayında yine evdeyiz. Vergi ertelemeleri bu ayda devam ediyor. OTV, KDV bu ay da çok zayıflayacak. Belki gelecek ay ve sonraki aylarda benzer bir seyir izleyecek. Sonra yılın bitiminde bütçe açığı nereye gidecek?
EN KÖTÜ SENARYODA KAÇ OLUR?
-En kötü seçeneğe göre hesap yapalım. Diyelim ki bundan sonraki her ay mart ayı gibi geçti. Geri kalan 9 ayın 9’unda da mart ayı kadar bütçe açığı verdik. 43.7 milyar lira üzerinden 9 ayın toplamı 393.5 milyar lira eder. İlk üç aylık 29.6 milyar liralık açığı da eklediğimizde 423 milyar liraya ulaşılır.
-Bulunan bu rakam bu yılki hedef alınan 138.9 milyar liranın üç katı kadar.
-Bu yıl beklenen GSYH büyüklüğü 4 trilyon 872 milyar lira olarak alındı. Buna göre bütçe açığının büyüklüğü yüzde 8.6 oranına çıkar. Hedef açık GSYH’nın yüzde 2.9’u kadardı. Yüzde 3 yerine bir yılda 3 katlık artış elbette çok yüksek, şaşırtıcı ve ürkütücü gelebilir.
-Ancak yaşadığımız olay da çok büyük, küresel bir gelişme ve ekonomiye etkisi de çok derin. Böyle bir dönemde açık vermeyeceksin de ne zaman vereceksin? Bu dönemde korkulması gereken bütçe açıkları ve borç artışı değil, insanların aç kalmasıdır.
-Kaldı ki şimdiye kadar GSYH’nın yüzde 8.6’sı kadar açık verdiğin yılların sayısı hiç de az değil. En son 2003 yılında yüzde 8.6 açık verdik. 2002’de yüzde 11.2, 2001’de yüzde 11.6, 2000’de yüzde 7.7, 1999’da yüzde 8.0 açık verdik. Yani yüksek bütçe açıklarını ilk defa yaşamayacağız.
SONUNA KADAR BORÇLANMA
-Üstelik 100 yılda bir gelen büyük bir olayla karşı karşıyayız.
-Dahası iç borcumuz ve kamu kesiminin borçluluğu da düşük. Ekonomiye ölümcül darbe aldırmaktansa böyle bir mali genişleme yapmak, borçlanma olanaklarını sonuna kadar kullanmak, kamu kesiminin borçluluğunu yüzde 32’den 40’lara çıkartmak suretiyle bu işten kurtulmak mümkün.
-Kaldı ki en kötü senaryoya göre hesap yaptık. Virüsün seyrine pekala iniş, çıkışları olabilir. Yılın tümünde sürmeyebilir, işler ikinci yarıda düzelme yoluna girebilir. Ekonomi kısmi ve denetimli bir şekilde açılabilir. Bütçe açığı da buna bağlı olarak daha düşük kalabilir.
AÇIK % 8’E ÇIKSA DA BİR ŞEY OLMAZ
-Dolayısıyla en kötüsü gerçekleşse bile bütçe açıklarıyla ekonomiyi ayakta tutmak, sosyal harcamaları finanse etmek ve bu işin altından kalkmak mümkündür. Yüksek bütçe açıkları ilk kez başımıza gelmeyecek. 2000’li yılların başında arka arkaya 5 yıl yüzde 8-11 arasında bütçe açığı verdik ve bunun altından kalktık.
-Kısaca bu dönemde parasallaşma dahil borçlanma kaynakları sonuna kadar kullanılmalı ve bütçe açıkları finanse edilmeli. Yurt dışından olmasa dahi gerekli kaynaklar yurtiçinden sağlanabilir.
Bu yolla kimse maaşsız bırakılmayabilir, şirketler batırılmayabilir ve ekonomide dünyadaki tsunaminin etkisinden korunabilir.
-Verilerin bozulmasını ise bir süre artık normal karşılamak lazım. Dünyanın ve hayatın genel gidişi ve ayarı bozulmuş, verinin bozulması çok mu?