Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Üzerinden altı ay geçmesine karşılık, pandemi dünyayı, ekonomileri ve finansal piyasaları domine ediyor. Sonbahara girerken salgın gücünü koruyor ama seyrinde bazı değişiklikler de var. Küresel piyasaların atmosferi de buna bağlı değişmeye başladı.

Salgın için henüz uluslararası kabul görmüş etkili bir aşı bulunmadı, ilaç da geliştirilemedi. Pandeminin ilk dalgası bazı ülkelerde kuvvetli şekilde sürerken, İspanya, İtalya ve Türkiye’de de yeniden atakta. Sonbahar ve kış mevsimiyle vaka sayılarında artış bekleniyor. Ancak ekonomilerde yeniden kapanma veya ilkbahardaki gibi karantinaların uygulanması beklenmiyor.

HIZLI TOPARLANMA SUYA DÜŞTÜ

-Pandeminin yaz aylarında gücünü koruması ve önümüzdeki aylarda ikinci dalga beklentisi, ekonomilerin toparlanmasını geciktiriyor. Salgının insani boyutu dışındaki zararı ekonomilere çıktı ve hızlı geri dönüşü ifade eden V tipi toparlanma umutlarını kırdı.

-Geçen hafta açıklanan ABD’nin ikinci çeyrek büyümesinin yıllığa döndürülmüş hali yüzde 31.7 daralmaya işaret etti. Önceki yılın aynı çeyreğine göre daralması, yani çeyreklik daralma ise yüzde 9.1 düzeyinde. Bu da Büyük Buhran sonrasının en yüksek daralması. Dünya ekonomisinde 2020 yılında daralma beklentisi de yüzde 4.9 düzeyinde bulunuyor.

-Bunun yanında ABD’de karantinadaki eyaletlerin açılmasının ardından bazıları yeniden kapatıldı. Bazı öncü veriler de, ABD ve Avrupa’da başlayan ekonomik canlanmanın ağustosta ivme kaybettiğine işaret ediyor.

-Küresel piyasalar ise ekonomilerin V tipi, yani dibe vurduktan sonra benzer bir hızda toparlanacağını satın almıştı. Tüm dünya borsaları pandemi öncesi rekor düzeylerini geçen hafta geçti. MSCI Tüm Dünya Borsaları Endeksi 580 düzeyini 6 puan daha geride bırakarak 586 ile rekorunu egale etti. Sanki küresel salgınla ekonomilere bir şey olmamışçasına. Ancak biliyoruz ki oldu.

DÜNYAYI BEKLEYEN ÜÇ RİSK

-Küresel salgının dünyayı terk etmesi gelecek yıla kalması ile 2021 büyüme beklentileri giderek aşağı yönde revize ediliyor.

-ABD başkanlık seçimleri de giderek yaklaşıyor. Demokratların adayı anketlere göre önde ama finansal piyasalarda henüz başkanın değişeceğine dair fiyatlama yapılmadı. Kalan süre 2 ay. Düğümlenme şöyle veya böyle çözülecek, piyasalara belli bir etkisi olacak gibi.

-Küresel çaptaki ticari ve siyasi gerginliklerin azalacağı beklenmiyor. Seçime kadar ABD-Çin arasındaki ipler iyice gerginleşebilir. Seçim sonrasında da düzeleceğine dair herhangi pek bir beklenti yok. Buna karşılık ABD tarafından asıl radikal adımların yeni yılda atılması beklenebilir.

FED’İN POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ

-İşte böyle bir atmosferde FED para politikası değişikliğini açıkladı. 5 yıl süreyle yürürlükte kalacak, sonra yeniden gözden geçirilecek. Yüzde 2 olan enflasyon hedefi bundan sonra ortalama bazda izlenecek. Faiz kararları enflasyonun yüzde 2’yi aşmasına göre değil, ortalamasının aşmasına ve kalıcı olmasına göre göre verilecek. Enflasyon yüzde 2’yi geçti diye hemen faiz artırılmayacak. Beklenecek, enflasyonun kalıcılığı görülecek.

-Politika değişikliği ile işsizlik oranı doğal düzeyine indiğinde bile, yine faiz artışına gidilmeyecek. Faiz artırımı için aynı zamanda enflasyon tarafına bakılacak. Orada da kalıcı biçimde yüzde 2 aşılmışsa harekete geçilecek.

-Kısaca FED yeni politikasıyla faizleri sıfır düzeyinden yukarı çekmemek için, elinden geleni yapacak. Faizler ABD ekonomisi düzelene, kalıcı biçimde enflasyon ve istihdam yaratana kadar artırılmayacak.

JAPONYA GİBİ OLMASIN DA

-Bu durumda faizlerin düşük tutulması en azından birkaç yıl sürebilir. Ya da Japonya gibi, büyüme ve enflasyon yaratılamazsa 10’larca yılı da bulabilir.

-FED’in para politikasında kalın sayılacak bu ayarı ile düşük faiz ve bol likidite olacak. Faizlerin yıllarca düşük kalacağının taahhüt edilmesi risk almayı, yatırımları ve büyümeyi teşvik edebilir, enflasyonu da artırabilir. İnşallah da beklendiği gibi olur da, hem ABD’ye hem küresel ekonomiye yarar.

-Çünkü bunun tersinin çıkması da söz konusu. Tıpkı Japonya’da olduğu gibi. Enflasyonu düşük tutmakla görevli bir kurumun artırım yönünde politika üretmesinin nedeni ise durgunluk veya resesyon, hatta deflasyon korkusu olabilir.

-FED Başkanı Powell’a göre “Sürekli olarak düşük seyreden enflasyon ekonomi için bir risk oluşturabilir.” En yakın risk de ekonominin deflasyona düşmesi gibi görünüyor. Deflasyonla mücadele merkez bankaları için, enflasyondan daha zor ve ekonomiye maliyeti daha fazla.

PARANIN YENİ TURU

-Doların faizi yıllarca sıfıra yakın kalacaksa, başta Euro olmak üzere diğer paralar, para benzeri diğer varlıklar, altın, gümüş, kripto paralar ve gayrimenkul cazip hale gelebilir. Faizin düşüklüğünün vadedilmesi dolar üzerinden borçlanmayı artırabilir ve getiri arayışı ile para yeni bir dünya turuna çıkabilir.

-Durumdan büyüme hikayelerine sahip reel faiz veren gelişmekte olan ülkeler de pekala yararlanabilir. Türkiye de bunlardan biri olabilir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00