Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dün açıklanan haziran ayı verilerine göre Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 13.4 oldu ve geçen yılın aynı ayına göre 0.4 puan arttı. Salgın ve karantina yaşadığımız bir dönemde işsizliğin patlama göstermemesi iyi diyeceğiz ancak pandemi nedeniyle işten çıkarma yasağı var. Gerçek durumun ne olduğunu ancak bu dönem geçtikten sonra görebileceğiz.

-Bu nedenle kısa vadeli rakamlar bize fazla bir şey söylemiyor. Ama vadeyi uzattığımızda istihdam piyasasındaki resim daha netleşiyor.

-Elimizdeki TÜİK’e ait istihdam veri seti, 2005 yılı sonrasını kapsıyor. Son 15 yılın en düşük rakamı, yıllık olarak da aylık olarak da 2012 yılına ait. 2012’de yıllık işsizlik yüzde 8.4’e inmişti. Veri seti döneminde hiçbir yılda bu kadar düşük oran yakalanamadı. Aylık bazda en düşük işsizlik oranına Haziran 2012 yüzde 7.3 ile inildi.

İSTİHDAMDA KIRILMA YILI 2012

-2012’de işsizlik nasıl dip yaptı ve sonraki dönemde nasıl yükseldi?

-Öyle ya ekonomide en iyi yılı 2013’te yaşadık. GSYH ve kişi başına gelir rekor kırdı. Nasıl oldu da işsizlik böyle bir yılda bile 0.6 puan yükselerek yüzde 9.0’a çıktı?

-Daha sonraki yıllarda artışını sürdürerek 2014’de yüzde 9.9’a yükseldi. 2015’te yüzde 10.3 ile çift haneli rakamları gördü. 2016 ve 2017’de yüzde 10.9 oldu. Halbuki 2017’de yüzde 7.4’lük ile iyi bir büyüme yakaladık. 2018’de yüzde 11.0’e çıkan işsizlik 2019’da da 13.7’ye tırmandı. 2020’nin ortası itibariyle yüzde 13.4’teyiz.

Kısaca 2012 yılı işgücü piyasasında ve işsizlik oranlarında kırılma yılıdır.

-2012 yılı sonrasında istihdam artmasına arttı ama işsizlik de arttı. Ya da istihdam artışı işsizliği düşürmeye yetmedi. Çünkü işgücü arzı daha hızlı arttı.

-Daha da önemlisi veriler sanki büyüme ile işsizlik oranları arasında ilişkinin zayıfladığını gösteriyor. Yani büyüme arttıkça işsizlik azalmıyor.

SURİYE SAVAŞI ETKİSİ

-Neden böyle olduğunun yanıtını ise bence demografinin değişiminde aramak gerekiyor.

Suriye iç savaşı 2011 yılında başladı, devamında da dışarıya göçlerin yolu açıldı. 2013 yılından itibaren de Suriyeliler Türkiye istihdam piyasasına girmeye başladılar. Son olarak Türkiye’deki Suriyeli göçmen sayısı 5 milyonun üzerine çıktı.

-2012’ye kadar bizim doğal nüfus artışından gelen işgücümüz artışı vardı. 2012 sonrasında bunun üzerine göçmenlerin işgücü arzı da eklendi. Ekonomik büyümenin hızlandığı ve ücretlerin arttığı bir dönemde göçmen çalıştırmak işverenlerin işine geldi. Ama geldiğimiz aşamada işsizliğin daha yüksek oranda çıkmasına yol açtığı da bir gerçek.

GURBETÇİLİĞİMİZ BİTTİ

-Halbuki Türkiye 1960’lardan başlayarak 2000’li yılların başına kadar yurt dışına işgücü ihraç ediyordu. Türk işçiler Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri ardından Ortadoğu ve Rusya’da çalışma imkanları buldu.

-Gurbete gidenlerin sayısı da yaklaşık 5 milyondu. Hızlı nüfus artışına karşılık yeterince istihdam yaratamayan bir ekonomi olarak işgücünü yurtdışına ihraç etmek iyi bir çözümdü. Bunun da etkisiyle 2001 krizine kadar olan dönemde Türkiye’nin işsizlik oranı yüzde 7’nin altında kaldı.

-Ancak 2000’li yıllarda bu imkan azalarak ortadan kalktı. Artık dışarıya işgücü ihraç edemez durumdayız. Bunun istihdam piyasasına getirdiği yük varken, 2012’den itibaren 5 milyon göçmenin de dahil olmasıyla tablo tersine döndü.

FUTBOL İLE İSTİHDAM PİYASASININ BENZERLİĞİ

-İstihdam piyasasındaki bu durumun futbol sektöründe yaşananlarla benzerliği de fazla.

-Kısa vadeli başarılar için oyuncu ithal edip yerli oyuncuların yetişmesini ihmal edince, hatta önünü kesince, Türk futbolu iflas aşamasına geldi.

-Artık yabancı oyuncusuz takım kurulamıyor. Ama milli takım da yerli oyuncu bulmakta zorlanıyor. Uluslararası alanda milli takımın da, kulüplerin de son yıllarda herhangi kayda değer bir başarısı yok. Son başarılar 2000’li yılların başındaydı.

YERLİYE DÖNME ZAMANI

-Yabancı oyuncuların önüne halı sererek karşılar ve yerlilerin önünü kapatırsan sonuç bu olur.

İstihdam piyasasını da biz kendi ellerimizle göçmenlere açtık. Şimdi kendi insanımız iş bekliyor.

Her iki piyasanın sorunu aynı. Yerliye dönme zamanı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00