Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Küresel borsalarda değer kayıplarının ivme kaybettiği ama toparlanmanın da başlamadığı bir aşamadayız. Piyasaların en yüksek noktasını 2 Eylül olarak alırsak 11 Eylül kapanış itibariyle düşüşün öncüsü durumundaki Nasdaq yüzde 10 değer kaybetti. Aynı dönemde MSCI endeksleriyle gelişmiş dünya borsaları yüzde 5, gelişmekte olan borsalar yüzde 2.4 ve tüm dünya borsaları yüzde 4.7 düştü.

-MSCI endeksiyle Türkiye borsası ise aynı dönemde yerinde saydı. 2 Eylül’de de 177.98 idi, 11 Eylül’ü de 177.74’ten kapattı. Bu durum dünya borsalarından ayrışma diye de tanımlanabilir. En azından dünya borsalarındaki satışa ve hava bozulmasına İstanbul Borsası katılmadı.

-Bu sırada Türkiye’nin risk sigortası CDS’ler gevşiyor. 7 Ağustos’ta 595 puandan başladığı düşüşünde 10 Eylül Perşembe günü 505 düzeyine kadar inen CDS’ler cuma gününü 512’den kapattı. CDS’lerin seyri risklerde azalmaya işaret etse de cuma akşamı kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye’nin notunu bir basamak daha düşürdü.

YABANCININ YERİNE YERLİ İKAME

-İstanbul Borsası’nın dünyadaki genel bozulmaya katılmaması oldukça dikkat çekici.

-Üstelik yabancı yatırımcılar 9’uncu aydır net bazda satış yapıyor. Satışlarının toplamı da 6.1 milyar dolara vardı. Borsadaki yabancı payı yüzde 61’den yüzde 49.5’a kadar geriledi ve yeniden yüzde 51 düzeyine çıktı. Ancak nette yine 10 puanlık azalma var.

-Süregelen satışlara karşı İstanbul Borsası’nın dünyadaki bozulmaya katılmaması ve dirençli çıkması nereden geliyor acaba?

-Bunun en baştaki ve başat nedeni yerli yatırımcıların borsaya gelmesi. Merkezi Kayıt Kuruluşu verileri yayınladı. 8 ayda yerli yatırımcı sayısındaki artış yarım milyona vardı. 2019 sonunda 1 milyon 203 bin olan yatırımcı sayısı ağustos sonunda 1 milyon 697 bine vardı. Artış 492 bin kişi veya yüzde 41 oranında. Şimdiye kadar İstanbul Borsası’nda yaşanan en hızlı ve en büyük yatırımcı artışı.

BORSAYA AKININ NEDENLERİ

-Yerli yatırımcıların borsaya neden ve nasıl geldiğini de biliyoruz. Negatif faizden kaçış birincil etkidir. Temettü veren şirketlerin ortalama kar payı verimi yüzde 3 civarında seyrediyor. Mevduat faizinin net bazda getirisinin yüzde 6’lar düzeyine inmesi karşısında temettü veriminin cazibesi nettir.

-Bunun yanında karantina döneminde yeni bir kazanç kapısı aramak ve bunun yolunu da sosyal medyada bulmak hisse senedine bu dönemde yatırımın bir başka nedenidir. Nitekim ay bazında en yüksek yatırımcı sayısının 88 bin ile nisanda yakalanması buna işaret ediyor.

-Hisse senedine yatırımının vadeye bağlı olmaması ve değerinin çok oynak olması, üçüncü etkendir. Bir anlamda yüksek kazanç ve kayıp söz konusudur ama bireyler genelde riski görme yerine kazanca odaklanma eğilimindedir.

-Reel bir yatırım olarak hisse senetleri uzun vadede enflasyona karşı koruyucudur. Dolayısıyla bu koruyuculuk bir anlamda devalüasyon da içerir.

UCUZA ALINMIŞSA BEKLENİR

-Kaldı ki bu dönemde borsaya gelen bireysel yatırımcılar genelde hisse senetlerini ucuza satın aldı. Çünkü borsada temmuz sonuna kadar 7 aylık dönemin ortalama endeks değeri dolar bazında 1.62 senttir. Bu değer en son 2004 yılında görüldü. 2001 krizi sonrasındaki toparlanma dönemine rastlayan 2004’te endeks 1.40 sentti. Ondan sonraki dönemde 2019’un 1.75 sentlik değeri hariç, her yıl ortalama 2 doların üzerinde seyretti. 2013 yılı ise 4.11 sentle tarihi en yüksek yıldır.

-Hisse senetleri ucuza alındıysa borsaya yeni gelenlerin genelde riski fazla değil demektir. Olur da işler ters gider ve zarar riski ortaya çıkarsa, ucuza alınan hisseler için yapılacak bir şey daha vardır. Zararı realize etmeden yatırımın vadesini uzatmak, yani beklemek.

-Çünkü piyasa istikrar içinde hareket etmez, oynaktır, dip seviyelerde yıllarca istikrarlı bir şekilde kalmaz. Dalgalanır ve bu dalganın yukarı yönde olma ihtimali daha güçlüdür.

-Kısaca ucuza hisse senedi alınmışsa “Bekleyen derviş muradına ermiş” sözünde olduğu gibi, sabredilmesi halinde eninde sonunda kazanç elde edilebilir.

VADE UZAYABİLİR

-Zaten yatırım yapılan uzun vadeli bir piyasadır. Öyle aldım bir ayda kazanayım olmaz. Küçük bir azınlık için olur da, geniş kitleler söz konusuysa olmaz. Bundan sonra yerli yatırımcılar tarafında da vadenin uzadığını görebiliriz.

-Ancak önümüzdeki dönem aynı zamanda şirket iflaslarının artabileceği dönemdir. Batacak bir şirketin hisse senedi alınmışsa bunun telafisi elbette yoktur. Şirket iflasları da bu piyasanın doğal bir riskidir.

YERLİLER HER SEKTÖRE GİRDİ

-Yine Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine dönersek, yerli yatırımcılar sadece küçük hisse senetlerine değil, yabancıların sattığı hisse senetlerine ve sektörlere de girdiler. Örneğin yabancılar 2 milyar dolarlık net banka hissesi sattılar. Bu hisseleri yerliler aldı. Banka hisselerine yatırım yapan yerli yatırımcı sayısı 114 bin arttı, 458 bine çıktı.

-Ancak aynı yerliler temettü dağıtımı daha yüksek olan sanayi hisselerine daha fazla ilgi gösterdi. Sanayi hisselerinin yatırımcı sayısı 221 bin artışla 928 bine çıktı. Tabii rakamlar hesap bazında. Bir kişinin portföyünde hem banka hem sanayi hem de hizmet sektöründen hisse olabilir.

-Borsa İstanbul’un tarihinde gördüğü en büyük yabancı satışını yerli yatırımcıların devreye girmesiyle büyük bir çöküş yaşamadan, hafif atlatıyor. Negatif faizler ile pandemi, borsanın başına konan talih kuşu gibi bir rol oynadı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • serkaankocaoglu 5 gün önce Halka arz hesapları birde pandemi 10. 50. Bin tl lik kumar hesapları bir dergi çıksa da yazsanız hem siz hem patronlar kazanır eskisi gibi
    CEVAPLA
0:00 / 0:00