Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Cümlenin devamı şöyle olabilir 'Onlar dünyayı yönetiyor' ya da 'Birileri geleceğinizi şekillendiriyor.' Veyahut 'Gezegende sessiz bir devrim gerçekleştiriyor.' Söz ettiğim, içine kapanmış Türkiye'nin yaşadığı gönüllü izolasyon. Daha da açık söylersem, Eurovizyon ve futbol müsabakaları dışında dünyada olup bitenden habersiz, dizi filmler ve magazin haberleri arasında gittikçe aptallaşan ulus-devlet projesinin iflası.

        Ağır mı oldu? Aslında iç çekişmeler, manken haberleri ve her Allah'ın günü tekrarlanan 'Yargıtay-Danıştay-AKP gerilimi' dışında hiçbir global gündemi olmayan Türk kamuoyuna, daha ağır sitemler yöneltmek geçiyor içimden. Dünyadan, teknolojiden habersiz, ezbere dayalı eğitim sistemden bomboş çıkan, iş bulamayıp gün boyu dizi ya da yarışma programı seyreden nesiller yaratıyoruz cumhuriyetin 85'inci yılında.

        Üstelik ne medya, ne siyaset ne de karar vericiler bu durumu yadırgamıyor.

        Bakın biz kendi ufak kavgalarımız ve egolarımızın esiri olmuşken, dünya almış başını nereye gidiyor. Bir yanda global anlamda müthiş bir teknoloji devrimi var (Üniveristelerimiz ve özel sektörümüz hala bu anlamda acınası durumda). Rusya ve Çin'in başı çektiği ve ABD'ye paralel hızlı bir ekonomik şahlanış var. Dünyada Asya ve Uzak Doğu'dan ABD'ye alternatif yeni siyasi merkezler yükseliyor; Türkiye resmin hiçbir yerinde değil. Bu arada ABD güçlerinin yakında çekileceği KOMŞU Irak'ta post-Amerika pazarlık çoktan başladı. bırakın bu pazarlığı, kamuoyu komşu Bağdat'ta olan bitenden bile haberdar değil. (Mini test: Irak başbakanı kim? Cevabı biliyorsunuz sözüm size değil. Ama Türk halkının yüzde 99'unun bu konuda bir fikri olmadığına eminim.) Bu arada önümüzdeki Kasım'a kadar ABD'nin İran'a saldırıp saldırmayacağı konusunda ciddi bir pazarlık süregeliyor. Türkler? Geçiniz millet olarak ilgi alanımıza girmiyor.

        Sırbistan neredeyse Avrupa Birliği'ne girecek, farkında bile değiliz...

        İsrail-Filistin hikayesi alevlendi; neredeyse komşumuz sayılan Lübnan iç savaş eşiğinde; ilk kez Şii-Sunni çatışması bu ülkeye de sıçradı. Bu da sarmıyor bizi. Peki Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı tarihi sayılabilecek İsrail-Suriye müzakereleri... Almayalım. Gülben Ergen'in yeni masal kitabı, Tuğba Özay'ın hapishane anıları ve ufak krallıklarını terk Etmemeye kararlı bilimum siyasi ve bürokratik şahsiyetlerin ağız dalaşları yanında, haber sıralamasında 30'uncu olmaya mahkum... ABD seçimleri, dünyanın kaderini belirleyebilecek kritik konular etrafında şekilleniyor. Nefes kesici bir süreç ve adaylar arasında inanılmaz farklılıklar var. Ancak Barack Obama ve Hillary Clinton yarışındaki üç beş sansasyonel haber dışında şu ana kadar ilgimizi çeken bir durum yok. Dünya gazeteleri nefeslerini tutmuş bu seçimleri izliyor olabilir canım kardeşim! Bizim açımızdan Deniz Akkaya haberlerinden çoook sonra gelir bu mesele... Bu arada AB meseleleri ve Kıbrıs'ta yeniden başlayan barış çabalarını saymıyorum bile. Onlar da epeyi sıkıcı ve kaplama alanı dışında kalıyor. Sağ olsun Carla Bruni ve arasıra Lagendijk'e kızma durumları olmasa zaten kimsenin aklına gelmeyecek Avrupa.

        Tüm bunları neden yazıyorum? Pazar sabahı önce Türk gazetelerini, ardından dünyada olup bitenleri okuyorum. Bir taraftan kendi çıbanıyla uğraşan Türkiye, diğer yandan ekonomik krizden yavaş yavaş sıyrılmaya başlayan, sessiz sakin yeni bir düzen kuran dünya. İnanın Pakistan, İran ya da Lübnan'da insanlar daha yakın takip ediyor çevrelerinde olan biteni. Nereden biliyorsun, diyecekseniz, 'Biliyorum' çünkü bu yerlere gittim, insanlarla konuştum, gazetelerini gördüm. Girin Dawn gibi Pakistan gazetelerinden birinin internet sitesine... Tanrı aşkına yazı kalitesi bizim haberlerle kıyaslanabilir mi? Uzun lafın kısası... Bazen düşünüyorum, Osmanlı'nın mirasına yakışmayacak ölçüde dünyadan bihaber, içine kapanık bir Türkiye görüyorum etrafımda.

        Sonra gazeteleri açıp içi boş, bolcana laf kalabalığı içeren, 'ufak dağları ben yarattım' tarzı adamların baş aktör olduğu polemik-polemik-polemik haberlerini okuyunca daha da üzülüyorum... belki, diyorum, biz artık Osmanlı'nın değil Bizans'ın evlatları haline geldik...

        Diğer Yazılar