Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Fark ediyor musunuz? Medya birbiri ardına Hayrünnisa Gül haberleriyle dolu…

        Kıyafetleri bitip tükenmeyen yazı konusu. İngiliz Kraliçesi’nin davetine giydiği uçuk pembe elbiseden türbana modern yorum getirme çabalarına kadar attığı her adım alay konusu. Her tarafı dökülen Çankaya Köşkü’ndeki restorasyon, iğneli köşelere konu oldu. En son Dolmabahçe Sarayı’nda bazı objeleri Çankaya’ya taşıma sevdasıyla Türk basını First Lady’yi adeta Bayan Çavuşesku ilan etti. En son kimonolu fotoğrafları da bugün gazetelerin birinci sayfasında.

        Hep bir ağızdan First Lady’ye gülmekle meşguluz.

        Olan şu: Medya Hayrünnisa Hanım’ı Semra Özallaştırıyor… Turgut Özal’ın son dönemlerinde Semra Özal’la ilgili çıkan “hırslı ve rüküş kadın” tiplemesi, şimdi de Bayan Gül’e yapıştırılıyor.

        Hayrünnisa Hanım’ın siyasi hırsı var mı? Köşk’ün restorasyonuyla ilgilenmeli mi? Dolmabahçe’den objeleri isteyebilir mi? Benim derdim bunlar değil. (Bu arada cevaplar Evet, Evet, Evet olmalı)

        1996’da ilk tanışmamızdan bu yana zaman zaman sohbet etme imkanı bulduğum Hayrünnisa Gül, iddialı bir kadın. Kocasının siyasi kariyeriyle yakından ilgili, kendi imajını önemsiyor, bulunduğu ve yaşadığı ortamlarda yöneticilik vasfını sonuna kadar kullanıyor. Bütün bunlardan da hoşlanmayabilirsiniz.

        Tabii ki bunlar tartışılabilir ve eleştirilebilir. Ancak eleştirilerde bana haksız gelen iki nokta var.

        Birincisi, feminist kaygılar…Kadınları, hele de kamusal alanda yüksek profilli kadınları eleştirirken, onlara “hırslı”, “ihtiraslı”, “sinirli” hatta “nevrotik” gibi kavramlar yakıştırmak çok kolay. Bunlar kadınları aşağılamak için erkek egemen toplumlarda yüzyıllardır kullanılan şablonlar. Kadınlara iktidar değil “mutfağı” reva gören binlerce yıllık ataerkil hegemonyanın şablonları bunlar. Erkeklerde mazur görülen vasıflar kadınlarda “çirkin” bulunuyor. Örneğin Tansu Çiller hep sinirli, hırslı olmakla eleştirildi. Allah aşkına Tayip Erdoğan ya da Mesut Yılmaz’ın asabiyet ya da hırs seviyesi Çiller’den daha mı az?

        Dikkat edin Türkiye’de kimsenin evinde yemek yapan lider eşiyle derdi yok; ama iyi giyinme sevdasında olan lider eşi küçümseniyor. Böylelikle kadınları karikatürize ediyorsunuz; erkeğin koluna değil mutfağa tıkan bir ideolojiye hizmet ediyorsunuz. Bunu kim yapıyor? Erkekler.

        “Lady Macbeth gibi erkeğinin arkasındaki hırslı kadın” karikatürü daha da vahim. Hayrünnisa Hanım’ın siyasi hırsları olabilir. Ancak Hayrünnisa Hanım’ın kocasından ya da diğer siyasetçi eşlerinden daha ihtiraslı olması mümkün mü? Bence hayır. Bugün hala Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkma isteğinin ardında eşinin olduğunu iddia edenlere şaşıyorum. Gül istemiyor muydu yani?

        Hayrünnisa Gül haberleriyle ilgili haksız bulduğum ikinci nokta, “kolay hedef” oluşu. Bugün Başbakan Erdoğan’ın merkez medyayla arası son derece gerilimli. Aralarında büyük bir aşk yok. Ayrıca Tayip Erdoğan, medyada kendisi ve ailesine yönelik eleştirilere pabuç bırakmıyor; bunu yapan yayın organlarına ağır bedeller ödetiyor. Bu yüzden Emine Hanım’ın kılık kıyafetiyle alay etmek, kızlarını konu almak (istemelerine karşın) merkez medya yazarları için “off limits”, yani imkan ihtimal dahilinde değil. AKP iktidarı hala gücünü koruyor ve bu ortamda hiçbir büyük medya kuruluşu Erdoğan ve ailesini doğrudan eleştirme cesaretine sahip değil. Aynı şekilde Kemal Unakıtan’ın eşi Ahsen Hanım da kameraların önüne her çıkışında, inanılmaz görüntüler veriyor. Ancak ne gariptir ki ertesi gün Ahsen Hanım’la ilgili alaylı ifadeler okumuyorum gazetelerde.

        Gül ailesi içinse durum farklı. Çankaya sakinlerinin “yaptırım gücü” ya da “bedel ödetme” imkanı yok. Kimsenin hükümet erkine yönelik doğrudan eleştiri getirme cesareti olmadığı ortamda Hayrünnisa Gül, yumuşak karın.

        First Lady’ye yapılan eleştiriler, medyanın Başbakan ve ailesini doğrudan eleştirmeye cesareti olmadığı için bu ölçüde yaygın. Bu açıdan da Gül ailesi AKP’ye yönelik medyada biriken gerilimli havaya “paratoner” olarak boşaltıyor.

        NOT: Amacım Hayrünnisa Gül’ü savunmak değil. Bu satırların yazarının hayat tarzı ya da siyasi duruş açısından First Lady’yle örtüşen bir tarafı yok. Gazeteci olarak kendisini, eşini ve AKP hükümetini “siyaset” ve vizyon noktasında sonuna kadar eleştirebilirim; eleştirdim de.

        Ancak bir kadın olarak; First Lady ya da herhangi bir siyasetçi eşinin karikatürize edilmesinden hoşlanmıyorum. Bu alaylı eleştiriler, Gül’ün şahsında sayıları çok fazla olan türbanlı kadınları rencide ediyor. Eleştiriler içerik değil şekil üzerine. Orijinal değil, yüzyıllardır var olan erkek egemen şablonların tekrarı…

        asliaydintasbas@haberturk.com

        Diğer Yazılar