Herkes zaten dinleniyor
Paranoyak olmanız, dinlenmediğiniz anlamına gelmiyor.
Türkiye’de yaşanan durum da tamamen bu. Ortam dinlemesi, telefon dinlemesi, legal ve illegal dinleme derken “telekulak” vakaları çığrından çıktı.
Çok kritik bir görevde bulunan bir emniyet müdürüne dört yıl önce “Müdürüm ben de dinleniyor muyum?” diye sormuştum. “Aslı nereden çıkarıyorsunuz, bu olay çok abartılıyor. Bizim topu topu 37 dinleme memurumuz var, onlar da 3 vardiya çalışıyor” diye uzun uzun anlatmıştı. Emekli olduktan sonra ben ve tanıdığım bir çok gazetecinin dinlendiğini bizzat aynı yetkiliden öğrendim.
Türkiye’de savcı emriyle bol keseden “legal”, savcı emri olmadan da “illegal” dinlemeler yapılıyor. Bu, maalesef bir gerçek.
Yalnız emniyet değil. Biliyoruz ki Jandarma ve MİT de dinleme imkanlarına sahip.
Onun dışında çeşitli gerekçelerde “istihbari dinleme” ya da “önleyici dinleme” mazeretiyle savcılar kolayca dinleme izni veriyor. Eğer Ankara’daki bir savcıyı ikna edemezseniz, dinlemek istediğiniz numarayı örneğin Kastamonu’da bir trafik kazasına karışmış gibi gösteriyor, oradaki bir savcıdan izin alıyorsunuz.
Gazeteciyle PKK’lı, siyasetçiyle hortumcu aynı kefede. Hepsi dinleniyor. Ortam dinlemelerinde CHP genel sekreteri Önder Sav’ın başına geldiği gibi telefon, teyp gibi kullanılıyor.
Son bir yıl içinde eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, Anayasa Mahkemesi üyesi Osman Paksüt, çeşitli komutanlar, savcılar, gazeteciler dinlendi. Bunların bir bölümü You Tube’a verildi.
Emin olun ki dinlenenler arasında parti liderleri ve bakanlar da var. AK Parti de dinleniyor, AK Parti muhalifleri de.
İlhan Selçuk’un Ergenekon davası etrafındaki dinleme tutanakları, elden ele dolaşıyor. Okuyunca hayret ediyorsunuz. Selçuk’un her gün yayın yönetmeni ile yaptığı (ve genelde köşesinde de yazdığı) günlük değerlendirmeler, dava konusu olmuş. Birileri oturup saatlerce Selçuk’un telefonunu dinlemiş. Cumhuriyet yazarının görüşlerine katılmıyorum; kendisi demokrasi konusunda benden tamamen farklı bir noktada. Ancak kıdemli bir gazetecinin özel hayatının, özel sohbetlerinin bu şekilde afişe edilmesine üzülmemek elde değil
Skandal mı isterseniz? Koskoca bir NATO ülkesinde, Genelkurmay karargahından emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın bilgisayarından günlükleri çalındı. Yaşar Büyükanıt’ın genelkurmay başkanı olmasını önlemek amacıyla GATA bilgisayarından eşine yazılan reçete çalınarak internette yayınlandı.
Uzun lafın kısası, Türkiye dev bir telekulak ülkesi haline geldi. Dinlemeye kızanlar, kendi cephelerinden bir birim dinleme yapınca bozulmuyor; diğerleri dinleyince çıldırıyor.
İnşallah sonumuz hayırlı olur.
BEŞİR ATALAY EMNİYET’İN İMAJINI DÜZELTMELİ
İnsan bazı yazıları yazarken, eyvah şimdi kızıp beni de dinlerler mi, diyor.
Ama biz gazeteciler zaten bunu göze alıp kaleme sarılıyoruz. Zaten de dinleniyoruz.
Deniz Baykal’ın öne attığı CHP Genel Merkezi’nin dinlendiği iddiası, Anayasa Mahkemesi üyesi Osman Paksüt’ün başına gelen tatsız olaydan sonra tam bir Watergate skandalına dönüşüyor.
Baykal’ın iddiası doğruysa, hükümetin acilen bir şeyler yapması lazım. “Artık bu eline makineyi kapan dinliyor” görüntüsü, fazla üçüncü dünya. Ne AB üyesi açık toplumlara, ne de Saddam dönemi Irak gibi, eski Sovyetler gibi totaliter rejimlere yakışmıyor! İkisinin arasında son derece rüküş bir durum!
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın Baykal’a basın toplantısı aracılığıyla verdiği cevap, bana sorarsanız biraz zayıf kaldı. Atalay’ın emniyet güçlerini “hükümetin polisi” görüntüsünden uzaklaştırmak için daha çok çaba göstermesi, emniyetin itibarını koruması lazım.
Türkiye’de illegal dinlemeler yapıldığını İçişleri bakanı da biliyor. Bu tarz iddialar gündeme gelince kameralar önüne çıkması, iddiaları yalanlamak yerine, bu konuda ne yapacağını açık bir dille dile getirmesi lazım.
Emniyet’in büyük bölümü, gece gündüz çalışan temiz insanlardan oluşuyor. Gerçekten zor koşullarda, az maaşa görev yapıyor, memleket sevdasıyla hareket ediyorlar. Emniyet, MİT ve Jandarmada illegal dinleme yapanlar varsa, bunun engellenmesi lazım.
Hemen şimdi.
İçişleri Bakanı’nın asli görevi bu olmalı.