Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Türkiye’de bugün yaklaşık on milyon insan şeker sektöründen ekmeğini kazanıyor. Türkiye

        üretim kapasitesiyle bölge coğrafyasında Kafkas ve Ortadoğu ülkeleri pazarını elinde tutabilecek durumda. Ancak küresel şeker kartelleri bu tatlı pazarı Türkiye’ye kaptırmamaya kararlı gözüküyor. IMF’nin baskısıyla şeker fabrikaları özelleştirilme sürecinde. Üstelik en kârlı çalışan Bor, Ereğli ve Ilgın fabrikalarına öncelik verildi. Cumhuriyetin ilklerinden olan Uşak ve diğerleri ise sırasını bekliyor. Şeker ve tatlandırıcı üretimini ve tüketimini denetleyen Şeker Kurumu ise çoktan Başbakan tarafından yok edildi.

        Türkiye’de şekerin tadını kaçıran sadece IMF’nin acı reçeteleri değil.

        Madalyonun daha da tatsız bir yüzü var.

        Küresel Tat

        Şeker dünyası 80’li yıllardan itibaren üretilen mısır şurubu ile bambaşka bir sürece girmiş durumda. AB kendi pancar üreticisini ucuz şeker kamışı şekerine karşı koruyor. Mısırdan elde edilen tatlandırıcılara karşı ise önlem alıyor, % 2 kota uyguluyor. Böylece aynı zamanda halk sağlığını da kollamış oluyor.

        Amerika’da giderek artan şişmanlık sorunu ile mısır şurubunun piyasaya hâkim olması arasında doğrudan bağ kuruluyor. Mısırdan elde edilen Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) ciddi olarak sorgulanıyor. NBŞ yüksek oranda fruktoz içeriyor. Fruktoz, normal şekerde olduğu gibi vücutta insülin salgılatmıyor ve açlık hissini gideren leptin hormonunu tetiklemiyor. Bu nedenle NBŞ kullanılan içecekler içtikçe içiliyor, beyne bir türlü dur sinyali gitmiyor. Üstelik fruktoz karaciğere yükleniyor ve doğrudan yağa çevriliyor. Öte yandan tatlandırıcı yapımında kullanılan mısırlar genellikle GDO yani genetiği değiştirilmiş türler.

        Bizde ise bu gerçekler göz ardı ediliyor, NBŞ kotası % 15’e çıkarılıyor. Nedenlerini anlamak içinse tatlı ortaklıklara bakmak yetiyor. Türkiye’deki beş ana üreticiden biri olan Cargill, Pendik Nişasta’da Ülker ile % 50 ortak olarak konumunu pekiştirdi. Ülker zaten kendi ürünlerinde kullanmak üzere yasal boşluktan yararlanarak merdiven altı tabir edilen kota dışı mısır şurubu üretiyor. Türkiye’de yetişen 2 milyon ton mısır, giderek artan bu tüketime yetmiyor. Gereken ekstra 1-1,5 milyon ton mısırın çoğu ise Amerika’dan ithal ediliyor. Genleri ellenmiş tohumlar ise meclisten geçmek üzere olan tohum yasası ile yasallaşacak. Bu arada Ülker’in ortağı Cargill’in en büyük GDO tohum üreticisi Monsanto’nun % 50 ortağı olduğunu hatırlatmakta yarar var.

        Cargill, Bush seçim kampanyasının destekçisiydi. Yerli ortağının yakın olduğu çevre ise malum. Bu çerçeveden bakınca NBŞ lehine pancar kotasının düşürülmesi, pancar tarımının geriletilmesi, kârlı fabrikaların özelleştirilmesi birden anlamsızcasına anlam kazanıyor.

        Bu bayram IMF’nin soframıza sunduğu acı reçeteleri bir an için unutalım ama şekerimizin kıymetini de bilelim. Gelecek içinse değerlerimizi koruyan tarım politikaları dileyelim.

        aylinoneytan@haberturk.com

        Acılı Akide Şekeri

        1 kg. şeker, 2 bardak su, 1 çay kaşığı tarçın esansı, 1 kuru Arnavut biberi

        Şeker, su, esans ve hafif ezilmiş biberi kaynatın. Şeker kaşık ile alındığında tel tel uzayan, soğuk bir tabağa damlatıldığında dağılmayan, parmaklarınızın arasında sıktığınızda yapışmayan ama yumuşak yuvarlanabilen bir kıvamda olmalıdır. Mermer tezgâhı sıvı yağ ile yağlayın, şekeri dökün ve bir parmak kalınlığında yayın. Ilınınca yağlanmış makas ile küçük karelere kesin.

        Diğer Yazılar