Mimozalı Kadınlar
Dünya Kadınlar Günü, pek çok ülkede çiçeklerle karşılanıyor. İtalya'da ise 8 Mart günü yer gök sapsarı kesiliyor, her yer mimozalarla doluyor taşıyor. Her kadın minik bir dal mimoza taşıyor. İşyerlerinde kadınların masalarında, evlerinde, sofralarında, sokakta, yakalarında, saçlarında mimozalar açıyor. Gazeteler, kadın okuyucularına mimoza armağan ediyor.
Elbette, kadınların çiçekler içinde coşkulu günlere gelmesinin yolu acılarla dolu.
İlk kez, 1857'de New York'ta kadın tekstil işçileri, ağır çalışma şartlarına karşı çıkmak için greve giderler. Grevin başka fabrikalara sıçramasından korkan patronlar, işçileri fabrika yapısına kilitler ve barikatlar kurulur. Ancak beklenmedik bir yangının çıkar ve içeride hapis kalan kadınların çoğu can verir.
New York ve diğer eyaletlerdeki kadın mücadelesi yıllarca devam eder ve sonunda 1909 yılı 20 Şubat'ında ilk büyük "Kadınlar Günü" kutlaması yapılır. İlk uluslararası kutlama kararı ise Danimarka'da alınır. 1910 yılında, Kopenhag'da dünyanın dört bir yanından sosyalist partilerin düzenlediği 2. Enternasyonal Kadın Konferansı'nda "Dünya Kadın Mücadele Günü" düzenlenmesi kararı verilir. 1911'de 19 Mart'ta, Danimarka, Almanya, İsviçre, Amerika gibi ülkelerde büyük etkinlikler düzenlenir.
Birinci Dünya Savaşı ile kesintiye uğrayan "Kadınlar Günü" kutlamaları, 1917 yılında, o zamanlar Petrograd olan St. Petersburg'da, kadınların başlattığı bir başka grev dalgası ile nihai gününü bulur. Kadın işçilerin haklarını almak için başlattığı "ekmek ve barış" eyleminin sonucu, Çar kadınlara seçme hakkını verir. Gregoryen takvime göre 8 Mart'a denk gelen bu gün sonra, kadın mücadelesinin günü olur.
İşçilere karanfil, kadınlara mimoza
Mimozaların kadınlar günü sembolü haline gelmesi ise İtalya'da gerçekleşir.
İkinci Dünya Savaşı'nı takiben, İtalya'da da, Kadınlar Günü'nü kutlama hazırlıklarına girişilir. Daha önceleri "Partito Comunista Italiano/İtalyan Komünist Partisi"nin etkinliği olarak düzenlenen 8 Mart Kadınlar Günü, savaş yıllarında faşistlerce yasaklanmıştır. Tüm İtalyan kadınlarını temsil eden U.D.I (Unione Donne Italiane/ İtalyan Kadınlar Birliği) organizasyonu üstlenir ve bir sembol arayışına girer. Madem işçilerin 1 Mayıs için kırmızı karanfilleri vardır, kadınlar gününün de bir çiçeği olması gerekir. Mart ayında Roma tepelerini sarıya kesen salkım salkım mimozalar tartışmasız en uygun seçenektir. Mimoza, artık kadınlar gününün vazgeçilmez çiçeği. Üstelik, sadece İtalya'da değil, St. Petersburg'da da mimoza kadınlar gününe damgasını vuruyor.
Mimozalar elbette sofralarda da yer alıyor. Mimoza adına taşıyan yemekler, özel menüler yapılıyor. Safranlı krema soslu makarnalar, haşlanmış yumurtalı salatalar, portakal suyu ve şampanyalı klasik "mimoza" kokteylleri hep kadınlar için yapılıyor. Ama asıl çiçek açan pastane vitrinleri oluyor. Badem ezmesinden, şekerden yapılan mimoza salkımları arasında sapsarı pastalar ışıldıyor. Pastaneler arasındaki rekabet kızışıyor, günün vazgeçilmez pastası "Torta Mimosa/Mimoza Pastası"nı en güzel yapan usta kadınların gönlünü kazanıyor.
İşte size, kadınlar günü için, yılın en ışıltılı pastası. Yapın, kadın arkadaşlarınzla paylaşın, gönlünüzde çiçekler açsın!
Gününüz gün, pastanız kutlu olsun!
Torta Mimosa (Mimoza pastası)
Bu pasta, mimoza sarısı renginde pandispanya hamurundan yapılıyor. Pastanın içi, krema ve bazen meyve parçaları ile dolduruluyor, üzeri krema ile kaplanıyor ve pandispanya hamurundan topçuklar ile süsleniyor. Bunun için, pandispanya hamuru, mimoza çiçeğinin ponponları büyüklüğünde minik toplar halinde koparılıyor ve pastanın üzerine mimoza çiçeğini andıracak şekilde dökülüyor.
Elbette, pandispanyanın mimoza rengini alması da ayrı bir incelik gerektiriyor. İtalyan kadını, hamurun rengini de elindeki yumurtaların sarısına göre ayarlıyor. İtalya'da yumurta sarısına, sarı yerine kırmızı diyorlar. Gerçekten de, İtalya'daki yumurtaların sarısı genellikle koyu portakal renginde. Bu tür yumurtalar hamura yeterli sarı rengi veriyor. Yumurtanın renginin yeterli olmadığı durumlarda biraz safran, zerdeçal veya sarı şekerci boyası imdada yetişiyor. Bu özel günde, krema hazırlamakla çok vakit kaybetmeyin diye, tarifi hazır krema ile verdim.
Pandispanyası için:
5 köy yumurtası, 100 gr. un, 100 gr. patates veya mısır nişastası, 130 gr. şeker, 1 paket vanilya, 1 paket kabartma tozu, 1 tutam tuz, ihtiyaca göre (yumurta sarılarının koyu olmaması durumunda) çeyrek çay kaşığı safran, yarım tatlı kaşığı toz zerdeçal veya 3-4 damla sarı şekerci boyası kalıbı yağlamak için yağ ve un
Kreması için:
1 paket hazır pastacı kreması, Süt, 1 kutu taze krema (200 ml.), 6-7 dilim konserve ananas veya 4-5 adet konserve şeftali.
Pandispanya için, yumurtaların akları ile sarılarını ayırın. Yumurta sarılarını şeker ve vanilya ile koyulaşana kadar çırpın. Un, nişasta ve kabartma tozunu birlikte eleyin. Azar azar, bir spatula yardımı ile, yumurtalı karışıma ekleyin. Yumurta aklarını, ayrı bir kapta, bir fiske tuz ile kar haline gelene kadar çırpın. Her iki karışımı yavaş yavaş, alttan yukarıya doğru katlayarak, birbirine karıştırın. Yağlanmış, unlanmış yuvarlak bir pasta kalıbına dökün ve önceden 160 derecede ısıtılmış fırında 40 dakika kadar pişirin. Soğuyunca, kalıptan çıkarın ve enine ikiye kesin. Pandispanya dilimlerinin iç taraflarından minik ponponlar kopararak, iç kısımlarını hafif oyun. Pastacı kremasını pakette belirtildiği miktarda sütle çırpın. Soğutmuş olduğunuz kremayı da ayrıca çırpın. Birbirine karıştırın. Kremayı üçe bölün. Bir bölümünü üstü için ayırın. Pandispanya dilimlerinin iç kısımlarına kremanın iki bölümünü yayın. İsterseniz pandispanyaları, meyvelerin şurubu veya biraz likör ile ıslatabilirsiniz. Ufak kestiğiniz meyve parçalarını kremaya gömün ve pandispanya dilimlerini birbirine yapıştırın. Pasta biraz bombeli, yuvarlak bir form alabilir. Pastanın üzerine ayırdığınız kremayı yayın. Ufak pandispanya ponponları ile hiç krema gözükmeyecek şekilde süsleyin. Üzerine biraz pudra şekeri de ekebilirsiniz.