Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Medya av peşindedir. Medya dünyası ilkel avcı toplayıcı toplulukların en temel özelliklerini bünyesinde barındırır. Haber avlanır, toplanır, ortak kazanda pişirilir, toplumun sofrasına sunulur. Avcı ilkel topluluklarda günlük rızkı temin edendir. Avcı aynı zamanda habercidir. Olup bitenin haberi avcıdan alınır. Avcı günlük av dışında yakın ve uzak çevreden haber getiren bir habercidir. Haberci de bir anlamda avcıdır. En olmadık olaylar, detaylar habercinin av kapsamındadır, gözünden kaçmaz, hedefinden şaşılmaz. Toplumun sofrasına sunulan habercinin günlük avıdır. Avcılıkla habercilik iç içe bir yumaktır. Anında karar vermek yetisi, avı ve haberi yakalayan zamanlamada kendini gösteren eşsiz bir beceridir. Küreselleşen dünyanın mega metropollerinde doğru haberi avlayabilmek, günün en nadide avını tezgâha çıkarabilmek her haber avcısına nasip olmaz. Ortada avlanan mal olmayınca iş palavralara dökülür. Medyacılık palavra konusunda avcılığı aratmaz, hatta feci halde sollar. Gerçek bir avcı ya da haberci olabilmek bu yaban dünyanın bazı insanlara verdiği nadir bir yetenektir. İçten gelir.

        Avın Tadı

        Avcılık doğrusu pek de anlaşılabilir bir tutku değil. Karşı çıkılması kolay, savunulabilirliği zor bir uğraş. İnsanoğlunun doğaya karşı fiziksel çıkmazını silahla, zekâyla, stratejik düşünceyle aşmaya çalışması, doğanın savunmasız gözüken ama doğanın gerçek hakimi olan yaban hayvanlarına karşı meydan okuması aslında son derece anlaşılabilir bir olgu. Üstelik avcılar doğayı en iyi bilen, yakından tanıyan, derinlemesine anlayanlardır. Çelişkili gözükmesine rağmen doğanın korunması için en çok gayreti gösterenlerin başında her zaman avcılar olmuştur. Zaman av zamanı. Av avlayan, av paylaşan, av tüketenlerin içindeyiz. Bir zamanların büyük gücü barış yanlısı, etyemez, bitki-sever çiçek çocukları bile medya dünyasının girdabı içinde kaybolup tüketildiler. Artık hepimiz ortak küresel payda içinde uyumlu bireyler olmak durumundayız. Mümkünse biraz çevresel duyarlılık, olabildiğince organik ürün, bir tutam yöresel hava, siyaseten doğru ortalama bir çizgi, azıcık bitkisel şifa vicdanları temiz tutmak için yeterli. Oysa küresel dünyada avcı, toplayıcı, tüketici olan bambaşka bir vahşilik hakim. Sürekli kendi kendini temizlemeyi beceren Nano-teknolojili medya için avcılık çok ayıp bir şey. Fena halde kanlı, çok feci, çok ilkel… Oysa medyanın sürek avı çok daha kanlı, feci, ilkel olabiliyor. Savaş timleri içine yerleştirilmişlerden, iktidar mikrofonu olanlara uzanan bir yelpaze içinde global haberciliğin şirazesi şaşıyor. Küresel iklim şaşması içinde avcılığın da ortamı kayboluyor, ne av kalıyor, ne avcı kalıyor. Haberciliğin de ayarı giderek kaçıyor, kaçırılıyor. Gazetecilik sırça köşklerde et yemezmiş gibi yapanların eline kalıyor. Ufuk Güldemir’in haberciliği eşitsizliklerle dolu iki yüzlü dünyaya karşı bir başkaldırı idi. Medyaya, medya içinden meydan okumanın yolunu açtı. Ufuk Güldemir’in avcılığı acımasız doğaya karşı inatçı direnişinin göstergesi idi. Ufuk, medya dünyasında eli eldivenli et yiyicilere karşı meydan okumanın manifestosu oldu. Avcılık onun için yaban dünyaya baş kaldırmanın bir parçasıydı. Bunu anlamak gerekir.

        Elmalı Yabani Ördek Göğsü

        Ufuk Güldemir yılbaşından birkaç gün önce yemek yazılarımı Habertürk’e göndermemi söylemişti. Bir süre sözünü tuttuysam da, bir süre sonra ciddi siyaset yazılarının arasında yemekten bahsetmeye utandım, göndermemeye başladım. O günlerde Yaban TV’yi kurmuş olmanın heyecanı içindeydi. Bu tarif ‘Yaban TV’ ruhuna uygun, Ufuk ve Gaya’nın dost sofralarına yaraşır bir tarif. Yanında şarap niyetine Ufuk’un sevdiği bir de karikatür var.

        Ördek sanıldığının aksine saatler boyu pişirmemeli. Ördek göğsünü öncelikle derisinin yanması ve karamelimsi bir lezzet kazanması için kızgın tavada iyice dağlamak gerekiyor. Sonrasında orta-kızgın fırında en fazla 25 dakika pişirmek yetiyor. Ördek etine tatlı ekşi meyvelerle hazırlanan soslar çok yakışıyor. Mürdüm eriği, vişne, portakal, elma, ayva gibi lezzetler ördeğin tadını tamamlıyor. Otlar içinde ise ördek etine en çok biberiye ve mercanköşk yakışıyor. Ördeğin derisini tuz, biber ve birer tutam biberiye ve mercanköşk ve biraz zeytinyağı ile sıvazlayın. Lâleli’nin portakallı zeytinyağı özellikle çok yakışacaktır. Yoksa biraz portakal kabuğu rendesi de ekleyebilirsiniz. Kızgın tavada alt üst ederek ördek göğsünü kızartın. Yanına uygun gördüğünüz meyveleri biraz sarımsak ve tuz ile harmanlayarak dizin ve fırına verin. Ördeğin yağında harmanlanarak pişen hafif mayhoş Arapkızı elması, yoksa Amasya elması dilimleri avcı sofranızı şölene dönüştürecektir.

        aylinoneytan@haberturk.com

        Diğer Yazılar