SEVGİLİ okuyucular, Bugünden itibaren haftalık olarak yapılacak “Bilim Penceresi” sahifesinin amacı, sizlere özellikle doğa bilimindeki muhtelif konuları ve gelişmeleri tanıtmaktır. Doğa bilimleri artık küçük bir meraklı grubunun hobisi olmaktan çoktan çıkmış, tüm insanlığın yaşamını ilgilendiren bir kapsam kazanmıştır. Evinizde akan sudan, yanan ampulden kullandığınız bilgisayar ve telefona, aldığınız ilaçtan yediğiniz yemeklere, giydiğiniz kıyafetten elinizdeki çantalara, seyahat ettiğiniz otomobil ve uçağa kadar her şey doğa bilimlerinin insanlığa hediyeleridir.

Oturduğunuz evin sağlam olup olmaması onu yapanın doğa bilgisine bağlıdır. Hayvanlarınızın sağlığı, tarlanızda, bahçenizde yetiştirdiğiniz bitkilerin verimi hep doğa bilimlerindeki bilgi ve maharetinizle ilişkilidir. Doğa bilimlerinden nasibini almamış toplumlar, fakir, sağlıksız ve aç yaşarlar. Bunlar arasında zengin olanların bireyleri sağlıksızdır. Bugün Amerika Birleşik Devletleri nüfusunu tehdit eden aşırı şişmanlık (obezite), toplumun doğa bilimlerinin sağladığı bilgilerden yoksun olarak beslenmesinin sonucudur.

BİLGİNİN TANIMI

Büyük İngiliz fizikçi ve matematikçi Sir Isaac Newton (1643-1727) mekân ve zamanın mutlak olduğunu sanıyordu. Mekaniğini bu varsayım üzerine kurmuştu. Ancak daha sonra Alman fizikçi Albert Einstein (1879-1955), bunun doğru olmadığını, hem mekânın hem de zamanın özelliklerinin hıza bağlı olduğunu göstererek Newton’un genel ifadesinin yanlış olduğunu ispat etti.

Bilim bilgi ve ona bağlı anlayış edinmek için yapılır. Peki bilgi nedir? Bu soruya hemen herkes tarafından verilebilecek “ideal” cevap “Bilgi, herhangi bir nesne ve/veya sürecin tüm özelliklerinin kodlanmış halidir” olabilir ama bu cevap yanlıştır; çünkü hemen hiçbir nesne veya sürecin tüm özelliklerine ulaşmamız mümkün değildir. Mesela biri “Sizin vücudunuzda kaç elektron var ve bunlar nerelerde bulunmaktadırlar?” diye bir soru sorsa, buna cevap veremeyiz; zira sorulan soruya cevap vermek için gerekecek bilgiye ulaşmamız hiçbir şart altında mümkün değildir. Dolayısıyla “Bilgi nedir?” sorusuna verilebilecek gerçekçi bir cevap şöyle olmalıdır: “Bilgi, herhangi bir nesne ve/veya sürecin gözlemcinin ilgisini çeken özellikleri arasında ulaşılabilir olanlardan kodlanabilenlerin tamamıdır.” Bu tanıma açıklayıcı bir örnek vermek gerekirse, büyük Alman astronomu Johannes Kepler (1571-1630), gezegenlerin yörüngelerinin elips şeklinde olduğunu keşfetmesine rağmen, bir gezegenin herhangi bir noktadaki ivmesini hesaplayacak (yani o bilgiyi kodlayacak) matematiğe sahip olmadığı için kütle çekimi kanununu geliştirememiştir. Bunu diferansiyel ve entegral hesabı icat eden Newton başarmıştır.

YANLIŞI İSPAT ETMEK

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi büyük İngiliz matematikçi ve felsefecisi Lord Bertrand Russell (1872-1970), “İnsanlığın bildiği ve ona bilim tarafından bildirilmemiş olan hiçbir şey yoktur” diyerek tüm bilgilerimizin kaynağının bilim olduğunu vurgulamıştır. Bilim dışında bilgi kaynağı olduğunu iddia edenler yanılmaktadırlar ki bunun tarihte sayısız örnekleri mevcuttur. Ne mitolojiler ve dinler, ne büyü, ne falcılık bilgi kaynağıdır. Tarih boyunca bilim adı altında “yalancı bilimler” (psödobilim) diyebileceğimiz, kehanet, astroloji, sihirbazlık, “gizli” (okült) bilimler gibi konular insanlara bilim diye sunulmuştur. Ama bunların hiçbiri bilim değildir; arkalarında ya safdil inanış veya düpedüz sahtekârlık vardır.

Peki “bilim” nedir? Bu soruya en doyurucu ve aralarında Albert Einstein, Sir Peter Medawar ve Jacques Monod gibilerinin de bulunduğu hemen tüm bilim insanları tarafından kabul edilen tanımı, büyük Avusturyalı bilim felsefecisi Sir Karl Raimund Popper (1902-1994) vermiştir:

“Bilim, ifadeleri gözlemle kontrol edilerek yanlışlanabilecek düşünce sistemlerine denir.”

Bu tanımın önemi, bilimde, özellikle genel ifadelerin doğruluklarının ispat edilmesinin mümkün olmadığı, ancak bunların yanlış olduklarının ispat edileceğini vurgulamasıdır. Genel ifadelerin doğruluğu ispat edilemez; çünkü böyle bir ispat sonsuz sayıda gözlem gerektirir ki bu mümkün değildir. Ancak bir genel ifadeyle çelişen tek bir gözlem, o ifadenin doğru olmadığını ispat eder. Mesela, “Bütün kuğular beyazdır” ifadesinin doğruluğu ispat edilemez, zira bütün kuğuları (aralarında ölmüş ve leşleri artık çürüyerek kaybolmuş olanlar da olduğundan) görmemiz mümkün değildir. Ançak tek bir siyah kuğu bulunursa (ki siyah kuğular 18. yüzyılda Avustralya’nın batısında keşfedilmişlerdir) “Bütün kuğular beyazdır” ifadesinin yanlış olduğu ispatlanmış olur.

BİLİM PALAVRA KALDIRMAZ

Popper’in sunduğu bilim tanımının en önemli tarafı, bilimin gerçekle temasa gelmesi gerektiğinin altını çizmesidir. Yanlışlama, doğru sandığımız bir şeyin öyle olmadığının doğa tarafından bize gösterilmesi sonucu olur. Mesela dünyanın düz bir tepsi şeklinde değil de bir küreye benzer bir nesne olduğunu büyük Yunan düşünürü Aristo (MÖ 384-322) Ay tutulmalarında dünyanın Ay üzerine düşen gölgesinin daima bir dairenin yayı şeklinde olmasıyla ispat etmiş, dünyanın düz olduğunu iddia eden daha önceki görüşleri yanlışlamıştır. Dolayısıyla yanlışlamalar, insanın gözlem aracılığıyla kendi dışındaki doğayla, yani gerçekle temas edebilmiş olması demektir. Bu nedenle bilim palavra kaldırmaz, bilakis palavracıların ipini derhal pazara çıkarır.

Bu sahifedeki yazılarda sizlere sık sık sunduğum bilimsel gelişmelerin gözlem temellerini ve bunların nasıl sınandıklarını da anlatmaya çalışacağım. Bunun nedeni, size “bilim” diye yutturulmaya çalışılan yalanlara karşı sizleri hazırlama arzumdur. Özellikle aşırı nüfus artışı, küresel ısınma ve buna bağlı iklim değişiklikleri, yaşamın evrimi kuramının aldığımız ilaçtan dünyamızdaki yaşam çeşitliliğine kadar yayılan etkileri gibi güncel yaşamımızı ve emniyetimizi, çoluk çocuğumuzun geleceğini ilgilendiren konularda sizleri bilimin en modern aşamalarıyla tanıştırmaya ama her şeyden önce bilimsel düşünmeye alıştırmaya çalışacağım.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir 2 yıl önce Hocam iyiki varsınız.
    CEVAPLA
  • Misafir 2 yıl önce sağol var ol hocam
    CEVAPLA
  • Misafir 2 yıl önce Hocamın programlarını severek izliyorduk. Ayrıca güncel yazılarına buradan ulaşmak büyük mutluluk.
    CEVAPLA
ÖNCEKİ YORUMLARI GÖSTER (103)