Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ASLINDA bu yazının konusu cinsiyet olacaktı. Beni karşı kaldırımdan gören bir tanıdığın bile “kız mı erkek mi” diye soruşundan isim seçimine, kızlarla ya da erkek çocuklarıyla neyin daha güzel neyin daha zor olabileceğine dair bir liste olacaktı... Eğer cumartesi günü detaylı ultrasona girmemiş olsaydım...

        Konuşmaktan pek hoşlanmayan doktorum Tanju Bey, aynı zamanda bir prenatalog (yani doğmamış bebekler konusunda uzman) 20. hafta detaylı ultrasonunda şu anda 370 gr ağırlığındaki insan taslağının her tarafını ölçtü. Parmaklarını saydı, böbreklerini ölçtü, beyninin sağını solunu, omurgasını, kollarının, bacaklarının uzunluğunu kaydetti... İnanmayacaksınız ama bebek tek eliyle metalci selamı veriyordu... Rock’çı bir insan olacağının sinyali olarak algıladı babası...

        Ölçümler bitince doktorun ofisine geçtik... Verileri bilgisayara girerken bir yandan da sanki bize bir şey anlatır gibi : “Hmm, peki, tamam...” diyordu. Biz sessizce izliyorduk. Sonra ketum doktor sadece doktorların anlayacağı bir dilden konuşarak şöyle dedi: “Endişelenmenize şimdilik gerek yok ama bilin ki... (ben: endişelenmenize gerek yok ve ama aynı cümleye girdi, endişelenecek bir şey var!) ... fetüsün kalbinin sağ ventrikülü içinde ekojenik bir odak saptadım. (ben: ????) Bu tek başına bir şey ifade etmez ancak bunun gibi başka belirteçler olursa amniyosentez (Karna sokulan iğneyle içerden sıvı almak) yapmamız gerekebilir. Sizin şimdilik içiniz rahat olsun ve 15 gün sonra

        tekrar gelin, bakalım.”

        Hastaneden çıktık. Ne benim ne sevgilimin içi hiç de rahat olamadı. Varlığını bildiğimiz andan itibaren hayatımızın merkezine yerleşen, lişkimizin boyutunu, dünyaya bakışımızı, yaşadığımız evi değiştirmemize sebep olan inikle ilgili bir sıkıntı varmış... İkimiz de bunu anladık doktorun söylediklerinden.

        Bazen diyorum ki bu kadar çok bilmek bozuyor insanı. Annem beni doğuracağı zaman ultrasona girmemiş hiç; değil böbreğimin boyunu kız mı yoksa erkek mi olduğumu öğrenmek; beni ancak doğumdan sonra görebilmiş. Bizse her ayki kontrolde bir sonraki kontrol iyi olacak mı diye düşünmekten anı kaçırır, sevincimizi yaşayamaz olmuşuz.

        Oysa ki bu hafta cinsiyetini öğrenecektik. Kızsa sevgilim çok sevinecekti; erkekse kardeşim... Doktor sonrasında hep yaptığımız gibi “Çiya”ya gidip şahane yemekler yiyecektik... Ağzımızda tat kalmadığından mıdır nedir o kadar da güzel değildi yemekler. Haşhaş çorbası, erik tava, nevruz şerbeti...

        Şimdi iki hafta sonrasını bekliyoruz. Sanırım bu sorun ihtimali, her şeyin yolunda gitmesinin şimdiye kadar sandığım gibi “en doğal hakkımız olmadığını” ve sağlıklı, sevgi dolu, mutlu geçen her günün mucize olduğunu hatırlatmak için bir uyarıydı. Ve sonraki kontrollerde her şey yolunda diyecek doktor ve minik oğlumuz dünyaya gelme yolunda büyümeye ve beni de büyütmeye devam edecek...

        dceliktaban@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar