Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BİLDİKLERİMİZİ unuttuk. Alışkanlıklarımızı çöpe attık. Bildiğimiz tüm kavramların altüst olmasına hazırlandık. 8.5 aylık, emekleyen oğlumuzla birlikte yönümüzü Akdeniz'e çevirdik... Uzay, annesi ve babası olarak ilk tatilimize çıktık.

        İlk bozgunu yanımıza alacağımız eşyaların listesini çıkarınca yaşadım. Hepi topu 75 cm'lik bir insanın ihtiyaç listesini ancak üç bavula sığdırabildim. Oyuncaklar, havlular, burun temizleyici, her ihtimale karşı şurup, battaniyeler, alt açma örtüleri, sinek kovucular, güneş kremleri, günde 3 kere kirleneceğini tahmin ederek en az 2530 kıyafet, ıslak mendiller, puset, kanguru, şapkalar derken bize ait iki parça giysiyi de eklediğimizde 45 kilo tuttu valizlerimiz.

        Biz; şimdilerde isimleri unutulup Uzay'ın annesi ve babası diye anılan iki insan bu zamana kadar birer sırt çantasıyla çıkardık yola... Ağırlaşmışız; onu fark ettik.

        Uzay'ın yol boyunca uyuduğu bir saatlik uçuştan sonra Antalya'ya geldik. Buraya yaz çoktan gelmiş. İkinci kat kıyafetler, çoraplar, patikler çıkarıldı hemen... Güneşten korunsun diye benim sürekli takmaya çalıştığım şapkayı her seferinde çekip attı ve bebekli tatilimiz resmi olarak başladı.

        Herkesin tatilden anladığı farklıdır elbette. Uzay doğana kadar tatil benim için sabah kalkıp kendimi denize attığım, geç bir kahvaltıdan sonra gün boyu bir ağaç gölgesinde tembellik ettiğim, bol bol kitap okuduğum, geceleri şahane yemeklerden sonra yıldız seyirlerinde uyuyakaldığım bir zamandı... Artık benim tempom geçer akçe değil.

        Uzay Oğlan'ın hükümranlığında bambaşka bir tatil anlayışıyla tanışıyoruz. Pek dinlenebildiğimiz söylenemez; kitap okumak zinhar mümkün değil; yemeklerimiz acele acele; deniz saatleri Uzay'ın uyku saatlerine denk gelmemeli; akşam olayımız ise yemekten sonra bitiyor. Oğlan uyuyor, ben başına nöbete... Sabah 6'da kalktığımız için tavuklardan biraz sonra ben de uyuyakalıyorum zaten... Şikâyetim yok... Bu yeni bir hayat...

        Uçak yolculuğu hakkında

        OTOMOBİL yolculuğundan hiç hazzetmeyen oğlumun uçakta ne yapacağı endişe konularımdan biriydi... Kulaktan dolma bilgileri bir kenara atıp doktoruma danıştım. Kadir Bey, uçak yolculuğunun özel hastalıkları olmayan bebek ve çocuklar için zararsız olduğunu; herhangi bir ekstra önlem almaya gerek olmadığını, uçuş sırasında çocuğu fazla beslemenin gaz yaparak onu rahatsız edeceğini, herhangi bir ilaç kullanmaya gerek olmadığını söyledi.

        Uçakla ilgili aldığım tek önlem, uçuş saatini sabahın körüne denk getirip oğlanın uyuma ihtimalini artırmaktan ibaret oldu... Nitekim bir sıkıntı yaşamadan atlattık. (Benim için tek sorun seneler geçtikçe koltukların birbirine daha fazla yaklaştığını görmek. Yakında dizlerimizi ağzımıza almamızı isterlerse şaşırmayacağım.)

        Yeme içme hakkında

        GEÇENLERDE "Baby Led Weaning" adında bir kitaptan; bebekleri kaşıkla beslemek yerine kendi kendilerine yemelerine müsaade etmeyi içeren bir tecrübeden bahsetmiştim... Şimdi burada 2 aylık denemelerimin meyvelerini topluyorum. Meyve püreleri, sebze çorbaları, muhallebilerle hiç tanışmamış olan oğlum bizimle birlikte yemek masasına oturuyor ve karpuz, kavun, ekmek, patates, makarna, enginar, ızgara tavuk... O günkü mönüde tuzsuz, şekersiz ne varsa iki eliyle tutup tek dişli ağzında eme oynaya yiyor... Oğlana ne yedireceğim diye dert etmeme; yanımda kavanoz kavanoz hazır mama taşımama gerek olmadığı için çok memnunum...

        Diğer Yazılar