"60 yaş kartı" olmadıysa "65 yaş ve üzeri" olsun...
“Koyun can derdinde, kasap et...” diye bir deyimiz var ya; ben de bugün öyle bir şey yapacağım.
Başkanı hakkında 180 yıl hapis cezası istenen, 40 personeli halen tutuklu bulunan, tüm olumsuzluklara rağmen, adeta bağırlarına taş basıp halka eksiksiz hizmet vermeye çalışan, yeni yatırımlardan, yeni projelerden bahsedebilen İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimini, “60 yaş kartları” konusunda izninizle eleştireceğim.
Belediye otobüslerine yazı asmışlar;
60 yaş kartı uygulaması, yasal zorunluluktan dolayı 1 Şubat 2012 tarihinden itibaren kaldırılmıştır.
10 yıldır uygulanan ve İzmir’de 45 bini aşkın vatandaşın yararlandığı uygulamanın kaldırılmasında Sayıştay’ın “yasal değil” uyarısının elbette rolü var ve yasal olmayan uygulamanın da adeta “öküz altında buzağı arandığı” bir dönemde sürdürülmesini hiçbir İzmirli de istememektedir.
Ancak Sayıştay uyarısının bir bölümünde “65 yaş ve üzeri vatandaşlara toplu ulaşım kartları verilmesinin yasal dayanağı olduğu halde, 60-65 yaş arası vatandaşların böyle bir durumdan faydalandırılmasının yasal dayanağı yoktur” ifadesi yer almaktadır.
Bu da “kusura bakmayın, iptal ettik” açıklamasının ötesinde bir düzenlemeyi gündeme getirmektedir.
Buna göre yapılacak iş, 65 yaş üzerin vatandaşlara toplu ulaşım kartları verilmesi konusunda yeni bir düzenleme yapıp, Büyükşehir Belediye Meclisi’ne onay için sunmaktır.
Ya da Meclis’te konuyu enine boyuna tartışmaya açmaktır.
Çok sayıda emekli için ihtiyaç...
Bir emekli kenti olan İzmir’de en az 30 bin vatandaş, Büyükşehir Belediyesi’nden bu yönde bir kararı beklemekte, zaten dar olan bütçesine bir de ulaşım bedeli eklenmesini istememektedir.
Sorunları büyük, işleri başından aşkın olan İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetiminin, bu önemli konuyu da bir ara gündeme alıp, yürürlükten kaldırılan kart uygulamasından yararlanan 65 yaş üzeri vatandaşları sevindireceğinden şüphem yok. Sayıştay’ın “60 yaş kartı uygulamasını yasal bulmayan açıklaması”nın ardından, bazı gazetelerde bu devlet kurumuna yönelik bir hayli ağır yorumlar yapılmış, onlar da sert bir açıklamayla eleştirenleri eleştirmişti.
Ben de hemen ardından, “o açıklamanın sertliğini ele almış, daha düzgün, daha seviyeli bir açıklama yapılabilirdi” şeklinde bir yazı yazmış, bir grup yazara yönelik eleştirilerden kendime de pay çıkarmıştım.
Bunun üzerine geçtiğimiz hafta sonu, Sayıştay Başkanlığı Kurumsal İletişim Bölümü’nden “kişiye özel” bir açıklama aldım;
“Size söylememiştik ama...”
-..........................Gerekli hassasiyeti göstererek kaleme aldığınız 30.12.2011 tarihli yazınızda, amacını aşan herhangi bir ifade söz konusu olmadığından, doğal olarak basın açıklamamızın size yönelik bir boyutu bulunmamakta idi. Buna rağmen 02.01.2012 tarihli köşe yazınızda açıklamamızı farklı algılamış olmanızdan üzüntü duyduk. Toplumun doğru bilgilendirilmesinde üzerimize düşen görevi yerine getirmek dışında herhangi bir niyetimizin olmadığını, sizin gibi değerli yazarımızı üzmeyi ise asla arzu etmediğimizi bilgilerinize sunar, iyi çalışmalar dilerim.
Saygılarımla.
Dr. H. Ömer KÖSE
Sayıştay Başkanlığı Kurumsal İletişim ve Yayın Grubu Başkanı
Sayın Dr.Köse’ye, bu nazik açıklaması için teşekkür ederim. Aslında ben de söz konusu yazıda “alınganlık” göstermemiş, Sayıştay gibi saygın bir devlet kurumundan daha düzeyli basın açıklamaları beklediğimin, aksinin yakışmadığından bahsetmiştim.
Herkese güzel bir hafta dilerim...