Özel okul çocuklarına, 50 kuruşluk sütü çok görmek...
Hükümetin 3 x 4 piyango-sundan çıkan "okul sütü" projesine biliyorsunuz özel okullar hala dahil edilmedi. Bu gidiş ve anlayışla dahil edilecekleri de yok gibi.
Oysa özel okullar, devletin eğitim açığını kapatmada önemli bir görev üstlenirken, Türk eğitim kalitesinin yükselmesine de önemli katkılarda bulunuyor.
Devletin şu veya bu nedenlerle getirmeyi uygun bulmadığı ya da "olanaklarımız bu kadar" denilerek işin içinden sıyrılıp çıktığı çağdaş eğitim sistemleri, özel okulların çoğunda uygulanıyor.
Devlet okullarının öğretemediği yabancı lisan, özel okullarda öğretilebilirken, ikinci yabancı lisanın da temelleri atılıyor.
Özel okulların sınıfları, tuvaletleri, sağlık birimleri, ulaşımı, yiyeceği, içeceği, devlet okullarıyla kıyaslanamayacak kadar daha iyi.
Kimse alınmasın ama, öğretmen kalitesi de devlet okullarındakilerden daha yüksek.
Çocukları okutan, eğiten özel okullar, devletin önemli bir yükünü alırken, üzerine bir de dolaylı dolaysız vergi ödüyor.
Devlet okullarında okuyan bir öğrencinin devlete maliyeti yılda şu kadar lira iken, özel okullarda okuyan çocukların maliyeti sıfırdır.
Hal böyle olunca, Türk çocuklarını bu ülkenin geleceğine en iyi şekilde hazırlayan özel okullar ve özel okullarda okuyan öğrenciler hep "başka bir ülkenin okulu, hep başka bir ülkenin çocukları" muamelesi görüyor.
Öğrenci başına düşen haftada 2.5 liralık süt bile esirgeniyor.
Belki, "çocuğum vatana millete daha faydalı insan olsun, daha iyi olanaklarla yetişsin" diyerek, dişinden tırnağından artırarak özel okul taksiti, servis parası, yemek parası ödeyen onlarca aile tanırım.
Devleti yönetenler, bu tür kararları alanlar sanıyorlar ki; özel okullarda okuyan çocukların tamamı multi milyoner çocuğu.
Bunca masrafa katlanan aileler, çocuklarına haftada 2.5 liralık sütü de, daha fazlasını da içirebilirler. İçiriyorlardır da...
Ama bu anlamda; devletin yaptığı en hafifinden "ayrımcılık"tır.
Azınlık okulları
sütü kurtardı...
Dün gazetelerde vardı; azınlık okullarının yöneticileri de doğal olarak "okul sütü" talebinde bulunmuş; bir hükümet yetkilisi "elbette" anlamına gelen açıklamalar yapmış.
Onlar da Türk vatandaşı, onlar da bu devletin çarkı dönsün diye vergi ödüyor...
Tersini hiç bir insanın, hiç bir kültürün, hiç bir vicdanın kabul edebileceğini düşünebilmek bile mümkün değil.
Bir karşılaştırma anlamında söylemiyorum ama, özel okullarda okuyan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çocuklarını "okul sütü" gibi bir devlet projesinden dışlamanın mantığını kavrayabilmiş değilim.
Şunu da belirteyim ki; özel okulda okuyan çocuğum falan yok...
Ama bir Türk vatandaşı olarak bu konuda hiçbir gerekçeyi de, savunmayı da dinlemek istemiyorum.
Türkiye’ye duacı olan sanayiciler var...
Geçenlerde, "okul sütü" konusunda bir yazı daha yazmıştım. Telefon ya da maillerle destek veren okuyucularımız oldu. Ama süt konusunda bir hayli kafa patlatmış bir vatandaş, "Türkiye'de uluslararası akrediteye sahip bir süt laboratuvarımız yok" dedi. Devamında da, dünyanın gelişmiş ülkelerinde pastörize süt üretimine önem verilirken, bizde ise "raf ömrü uzun" diye daha az besleyici olan UHT sütün ön palanda olmasına anlam veremediğini, yaptıkları UHT süt makinelerine diğer ülkelerde pazar bulamayan İsviçre, Almanya gibi ülke sanayicilerinin Türkiye'ye duacı olduğunu söyledi.
Neden bu kadar plansız, programsız bir ülkeyiz? Vaktiyle yeterince süt içmediğimizden midir acaba?