Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Biliyorum; üç gündür zeytinyağına bulandığım için sıkılmış olabilirsiniz. Onun için konuyu değiştiriyorum. Ama yine Güre kaynaklı... Edremit’in bu şirin beldesi, denizle termal suyun birleştiği bir noktada yer alıyor ve otellerin çoğu da bünyelerinde termal havuzlar ve SPA denen sağlıklı yaşam merkezleri bulunduruyor. İki gece konukladığımız otel de bu türdendi.

        İsmi; Adrina Hotel de Lux-SPA... Denize sıfır konumda, 80 bin metrekare arazi üzerine kurulu, 650 yataklı güzel bir tesis. Ancak otel sıradışı bir kuruluşa, bir sendikaya ait... Nitekim kapı girişinde de yazıyor; Bu tesis Tes-İş Sendikası tarafından 2008 yılında yaptırılmış ve tahmini rakamlara göre 30 milyon lira harcanmış. İçeride resepsiyonun duvarlarında bir yazı; Bu tesis Tes-Tur tarafından işletilmektedir.

        Bilmeyenler için hatırlatayım; Tes_İş, Türkiş’e bağlı Türkiye Enerji Su ve Gaz İşçileri Sendikası’nın kısaltılmışıdır. Tes-Tur da, ilgili kanun sendikaları bu tür faaliyetlerden men ettiği için oluşturulmuş bir işletmeci kuruluştur ve sendika ile bu kuruluşun yöneticileri de aşağı yukarı aynı kişilerdir. Sendikanın bu ilk oteli değil. Benzerleri Didim ve Mersin’de de var. Bu işçi sendikası son yıllarda hastane işletmeciliği de yapmaktadır. Öğrendiğime göre; her Tes-İş üyesi, her şey dahil günlüğü kişi başı 65 liradan yılda 6 gün süre ile tatil yapabiliyormuş.

        12 EYLÜL'ÜN ASIL MAÜDURU İŞÇİLER...

        İlgilileri bilir; 12 Eylül Darbesi ile Türk işçi hakları ve sendikacılığına da büyük darbe indirildi, 1963 yılında rahmetli Bülent Ecevit’in Çalışma Bakanlığı sırasında gelen çağdaş işçi hakları ve sendikalılaşma özgürlüğü, 17 yıllık kazanımları ile birlikte yürürlükten kaldırıldı, yerine de işçiden kopuk, şekilsiz, çağdaşlıktan uzak sendikacılık getirildi. İşçinin, ilgili sendikanın üyesi olması zorlaştırılırken, çalışanların toplu sözleşmelerde en önemli silahı olan grev hakkı, “açlığı göze almakla eşdeğer” hale getirildi.

        Sendikaların, greve giden işçiye maddi destek vermesi yasaklandı. Sendikalara, işçiye asla geri dönüşü olmayan bir aidat ödeme düzeni kuruldu ve bunun üzerinden de tam 30 küsur yıl geçmiş olmasına rağmen, işçi haklarının geri kazanımı konusunda bir arpa boyu yol alınamadı. Son 32 yılın hükümetleri bu konuda kulaklarının üzerine yatarken, cılız sendikacı söylemleri de etkili olmadı.

        Hatta sesi çıkan sendikacıların karşısına “alternatif sendikalar dikilerek”, söylemleri daha da etkisiz hale getirildi. Mevzu uzundur da uzatmayayım. Demek ki günümüz sendikacıları, masalarına oluk oluk akan işçi aidatlarını “yemeyipiçmeyip” bu tür yatırımlara harcıyor, gerçek sendikacılık yerine işletmecilik yapmayı tercih ediyor. Kimi “yandaşlıkla stabil olmuş”, kimisi “karşıtlıkla sessizliğe mahkum edilmiş” günümüz sendikacıları hakkında Türk işçi hareketi tarihi iyi şeyler yazmayacaktır.

        KARŞIYAKA VE SÖKE'YE SELAM...

        Adrina Otel’in içinde, zeytin ve zeytinyağı ağırlıklı ürünlerin yanında, yöre ürünlerinin satıldığı bir dükkan var. Küçük bir alış-veriş için girdiğimde, sağdan-soldan derken dükkan sahibi Yılmaz Bostancı ve eşi Aygül Hanım‘la tanışıyorum. Yılmaz Bey, sporla da yakın ilgisi olan köklü bir Karşıyakalı. Sökespor’a profesyonel yönetici olarak gittiği Söke’de uzun yıllarca kalırken, Çanakoğlu Ailesi‘nin güzel kızı Aygül‘le tanışıklığını evlilikle noktalamış. Uyumlu çift bir süre sonra kısmetlerini aramak üzere Kuzey Ege’yi seçip Edremit’e yerleşmiş. 4 yıldır Adrina Otel’deki bu dükkanı işleten Bostancı Çifti, Karşıyaka ve Söke’ye selam gönderdi.

        Diğer Yazılar