Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Manisa Trafik Düzenleme ve Denetleme Büro Amirliği ekipleri, kentin işlek caddelerinde “kırmızı ışıkta geçen yaya” avına çıkmış.

        Bir hafta süre ile kırmızı ışıkta geçen yayaları uyaracaklarmış, ondan sonra “olay” başına 77 lira ceza keseceklermiş.

        “Vallahi yeşilde geçtim yalanları”na önlem olsun diye de, “suçüstü fotoğrafları” çekilip, itiraz edenlere gösterilecekmiş.

        “Kuralsız vatandaşı rahatsız etmeme” üzerine kurulmuş Türkiye düzeninden bir parça daha.

        Görevli polislerimiz, yaya vatandaşların canına kastedercesine kırmızı ışıkta geçen araç sürücülerinin hakkından gelip onları hizaya getirmiş de, sıra yayalara gelmiş dedirtecek cinsten bir uygulama.

        Manisa’daki trafikçiler alınmasın, aynı uygulama zaman zaman tüm kentlerde yapılıyor.

        Trafik polislerimiz, bu göstermelik görevlerine öylesine konsantre oluyorlar ki, “uygulama dakikaları” içinde bile kırmızı ışıkta geçen sürücülerden canlarını zor kurtarıyor.

        Yazdık-larımdan, yayaların kırmızı ışıkta geçmesini savunuyorum gibi bir anlam çıkmasın. Hangi alanda olursa olsun, kural ihlal eden her 100 vatandaştan 99’u cezayı yesin ki, önümüzdeki 5-10 yıl içinde kuralcı vatandaşlar haline gelsin.

        Benim demem; başkalarının hayatını tehlikeye atma pahasına kırmızı ışıkta geçen araç sürücülerini gözmezden gelerek, yayalarla oyalanmak, fantezi gibi bir şey. Koy kamerayı, çek fotoğrafı, kural ihlal eden yayanın da, sürücünün de adresine gönder. Bak bakalım vatandaş nasıl eğitiliyormuş...

        Evde anne babanın, okulda öğretmenin, camide hocanın eğitemediği vatandaşı, sokakta trafik polisi mi eğitecek?

        Düğmeye basmadan işlemeyen kurallar...

        Sanki yeni bir trafik uygulaması çıkmış da, durum vatandaşa “yumuşak yumuşak” anlatılıyormuş.

        Yayalar için kırmızı ışıkta geçmenin cezasını belirleyen tarifenin yanında, “görmezden gelinir, uyarılır, affedilir, uygun görülmesi, içten gelmesi halinde de yazılır” diye bir ek mi var?

        Bir de bizde, eline yetki geçirenin bol keseden “affa” yönelmesi gibi bir psikoloji içine girmesi var.

        Bu ülkede her alanda bir türlü dikiş tutmuyorsa, bunun sebebini, ne zaman kime çarpacağı belli olmayan, uygulanmaya uygulanmaya “vatandaşı suça teşvik eder” bir özellik kazanan kanun ve kurallarda aramak lazım.

        Bir zamanların yetkilisine “sokak suçlarının arttığından yakınıyordum. “Öyle görünse de, İzmir’in nüfusuna göre işlenen suç sayıları ile, Londra’nın nüfusa oranlı suç sayısı aynı” diye savunma yapmaya girişen yetkili beni hayretler içinde bırakmıştı.

        Bakış açısına, Lonra’da işlenen her 100 suçtan kaçının failinin yakalandığını, bizde o oranın ne olduğunu da ekleyebilse, sorunu görecek...

        Kentin trafik suçu makineleri...

        Geçenler de ayak üzeri sohbet ettiğim bir İzulaş şoförü anlattı; tam duraktan hareket etmişken, nefes nefese o otobüse yetişmeye çalışan bir yolcuyu aldığı için kendisine, aynı hatta çalışan minibüs şoförlerinin şikayeti üzerine uyarı cezası verilmiş. Minibüsçüler Odası yetkilileri de arkadaşlarını sürekli uyarıp; “durak harici yolcu alan belediye şoförü görürseniz, plaka numarasını bize bildirin...” diyorlarmış...

        Ellerini korna üzerinden çekmeyerek, sürekli telefonla görüşerek, yolculara laf yetiştirerek, istedikleri yerde yolcu alıp, istedikleri yerde yolcu indirerek trafiği alt üst eden, yoğun saatlerde üst üste yolcu bindiren, durak kavramlarını yitiren, kendilerini birer trafik suçu makinesi haline getiren minibüs şoförleri, belediye otobüs şoförlerini “adam” etmeye çalışıyor.

        Tepeden tırnağa dökülüyoruz...

        Diğer Yazılar