Türkiye-İtalya farkı kaç yıl?
İyi eğitimli, kültürlü, kafası çalışan, IQ’su yüksek, vatanını ve milletini seven bir arkadaşım bundan yaklaşık 10 yıl önce ortaya çok iddialı bir laf attı; Yapılan hesaplamalara göre; İtalya ile Türkiye arasındaki gelişmişlik farkı 176 yılı buluyor...
İnanın; o lafın edildiği tarihten bu yana, yaşamın, eğitimin, genel kültürün, ekonominin, teknolojinin, evrensel ahlak anlayışının, her şeyi iktidar olma, ya da iktidarda daha fazla kalma cinliği üzerine oturtmuş siyasetçi varlığının her an, her yerde karşıma çıkışında, arkadaşımın o sözü aklıma gelmiştir.
İlk zamanlar “çok abartılı” bulduğum, geri kalmışlıkla eşdeğer olayların sıklığı ile “abartılı”ya indirgediğim, yavaş yavaş “normal” karşılamaya başladığım “176 yıl”, ne yazık ki şimdilerde “az bile”ye kadar geldi.
Eğer siz de bu “gelişmişlik açıklığı”nı, dünya ile aynı anda kullanmaya başladığınız elinizdeki teknoloji harikası cep telefonunu kullanabilmiş olmanıza, üretici ülke insanından önce sizin bindiğiniz otomobile, icatçılardan daha önce sizin kumandasını ele geçirdiğiniz televizyon ve benzerlerine bakarak karşılaştırma yapacaksanız, kalsın... Durumumuz “elhamdülillah” gayet iyi, stratejik konumumuz mükemmel, dünyada iki kıta üzerinde kurulmuş kaç ülke var ki... Eh... İnsanlığın keşfettiği en iyi yönetim şekli demokrasiyi de geri kalmışlara ikram edecek kadar bol buluyorsanız, hele hele beyninizi de birilerinin ağzının içine kilitlemişseniz, yolunuz açık olsun.
Siz hesaplayın
Eğer Avrupa’da icat edilen matbaanın ülkemize 200 yıl sonra gelebilmesinden girip, klasik ülke sorunlarından çıkacaksanız, “bu ülke neden bir Almanya, İngiltere, Fransa, Japonya, G.Kore, İsveç, İtalya olamadı?”nın üzerine sağlam basıp bir sıçrama tahtası oluşturacaksanız devam edelim ve şu olaylara bir bakalım;
1- Sağlık Bakanlığı, yıllardır kullanılan, halen raflarda, evlerde, olan, çoğu ithal bir dizi ürünü sakıncalı ilan ediyor ve ortaya bir liste atıp “ey vatandaş bunları almayın” diyor. Oysa; medeni ülkeler şöyle yapıyor: İlgili bakanlıklarda analiz edilip testten geçirilmemiş hiçbir ürünün reklamının yapılmasına, satılmasına izin verilmiyor.
2- İzmir gibi 4 milyon insanın yaşadığı bir kentte, 11.250 kanser hastasına karşın, 49 yatak olduğu açıklanıyor ve kanser hastalarının durumu “hekimlerin içini sızlatacak” düzeyde.
İmtiyazlı sınıflar yönetimi...
Oysa; makam aracı katarlarında, “devlet büyüğü” korumasında, kanunla denetim dışına çıkarılmış, kişi inisiyatifine bırakılmış harcamalarda, imtiyazlı maaşlarda, gelişmiş batı ülkelerini yaya bırakan Türkiye’nin, sade vatandaş sağlığı konusunda o ülkeler seviyesine ulaşması için kaç yıla ihtiyaç var?
3- Ayvalık’ta milli eğitim temsilcileriyle bir araya gelen öğrenciler yemekhanelerde yeteri kadar kaşık olmamasından, yabancı dil derslerinin boş geçmesine kadar bir sürü sorun anlatıyor. Milli Eğitim Müdürü de “anlatın... anlatın açılırsınız” gibi bir yaklaşımla “Projelerinizi bize anlatın, fikir jimnastiği yapalım” diyor. Öğrenci ihtiyaçları ilkellik ölçüsünde, yönetici ise pişkin mi pişkin...
Sizce, gençlerimizi geleceğe tam donanımlı olarak hazırlayabilmek, onlara ışık olabilecek iyi yetişmiş eğitim kadrolarının gerekliliğine inanmış olmak, kullandıkları olanak standartlarını en alttakilere göre belirleyecek yönetici kadrolarının oluşması için kaç yıl gerekli? Bu gidişle 176 yıl iyimser bir rakam...