Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Son yıllarda tartışmadığımız, "masaya yatırmadığımız", ölçüsüz, kültürsüz, fikir sahibi olmadan söz sahibi olmayı marifet sayan ağızlara sakız etmediğimiz bir "milli bütünlüğümüz" kalmıştı, onu da çok şükür el birliği ile dağıtma peşindeyiz.

        Gem vurulamayan kişisel hırsların önünde, ayakların altında her türlü milli-manevi değerimiz tekmeleniyor.

        Bu ülke insanlarının kanla, göz yaşı ile, aç-susuz, yalınayak, kadın-erkek, çoluk-çocuk yazdığı, dünyaya parmak ısırtan kurtuluş destanı bile tartışılıyor. O gururla, o coşkuyla yaratılmış dev bir "Kurtuluş Savaşı Destanı" yok edilmeye çalışılıyor.

        "Bu vefasızlığın, bu gözü dönmüşlüğün, bu inkarcılığın, bu nankörlüğün, bu ülke üzerinde kirli emelleri olan yabancılar haricinde kime ne faydası var?" diye bir soru sorsan, aralarında cevap verecek kültüre sahip kimse de yok.

        Okusalar, irdeleseler, bilseler, bunun üzerine bir de "geçmişte yaşanan böyle bir olay karşısında biz olsak ne yapardık?"a kadar gelebilseler yüreğim yanmayacak.

        Utanmadan, sıkılmadan, bilmedikleri, bilmek istemedikleri konular hakkında dakikalarca konuşabiliyor, "ahkam kesebiliyor"lar...

        Oysa bir parlamentere yakışan; söz aldığı konular üzerinde en az doktora düzeyinde bilgi sahibi olması, değilse susmasıdır.

        Eğer bir konuyu tartışmak için geçekten kültür sahibi olmak istiyorsanız "Muhtaç olduğunuz bilgi, birikim, kültür, Türk kütüphanelerindeki on binlerce ciltlik kitaplarda mevcuttur."

        Yeter ki niyetiniz temiz olsun...

        Yeni gündem; İstiklal Mahkemeleri...

        Yazı yazma saatlerim, genelde televizyonların öğlen haberlerine denk geldiği için, etkilendiklerimi zaman zaman sizlerle paylaştığım da oluyor.

        Nitekim; önceki gece iktidar partisi ile, muhalefet partisi milletvekilleri "İstiklal Mahkemeleri" için birbirlerine girmiş.

        Sadece ismini, bir de CHP yönetimleri döneminde kurulduğunu duydukları kurum hakkında ahkam kesiyorlar. Hele birisi, çatılmış kaşları, yerinden fırlayacak gibi olmuş gözleriyle "zulüm mahkemeleri" diye bas bas bağırıyordu. Dersim, Anadolu isyanları derken, İstiklal Mahkemeleri'ne kadar geldik. Hazırlıklı olmalıyız; sırada "şeriat isteriz"cilerin başını kestiği Kubilay olayı var. Buna da tartışmaya hazırlıklı olmalıyız.

        Birileri, CHP yönetimleri döneminde Türk tarihine ne yazılmışsa, karalama peşinde. Oysa o tarih, sadece CHP'nin değil, bu topraklarda yaşayan her görüşten, her kültürden, her dinden, her mezhepten insanların tarihidir. En üzücüsü de, o günleri anlatan on binlerce cilt kitaptan hiç birisinin kapağını bile kaldırmamış, sadece karalama ve koşulsuz red kültürü ile kulağına fısıldananlarla yetişmişlerin o günleri tartışmaya kalkışmasıdır.

        Teröriste rozet takma telaşı...

        Bir de Bolu'da yaşanan olaylara gelmek istiyorum...

        Teşhisimi baştan koyayım; tam bir rezalet, yüz karası...

        Bir siyasi heyet üyeleri tartaklanmış, taşlanmış, bir grup tarafından taciz edilmiş, sığındıkları Öğretmen Evi'nden saatlerce çıkamamış...

        O ilde, o protestocu kendini bilmez grubu susturacak kadar polis var mı?

        Var... Hem de, onları anasından doğduğuna pişman edecek, tövbe ettirecek yöntem ve araç-gerece sahip polisimiz var, jandarmamız var...

        Yakalanmışlar mı?

        Bazıları yakalanmış...

        Ama olay burada bitmiyor... Bu anarşistleri yamayacak, "aleyhinde delil olarak kullanabilecek" bir siyasi parti lazım.

        O da bulunuyor ve "vur abalıya" yapılıyor. O gün Sinop'ta olmayan, hayat arkadaşının tedavisi peşinde olan belediye başkanı bile topa tutuluyor; "Elimizdeki deliller onu da işaret ediyor..."

        Madem delil var, yetki var... Al içeri, "delilleri karartma ve kaçma ihtimaline karşı" at hapse, "dışarıdaki suçsuzluğunu içeride ispat etsin.."

        "Dini olmayan terör"de, parti rozeti aramak niye?

        Diğer Yazılar