Karayolları arazisi resmen satışta...
İzmir Bornova Ağaçlı Yol üzerinde bulunan önemli bir yeşil alanını daha kaybediyor.
Karayolları İkinci Bölge Müdürlüğü’ne ait arsalar, üzerindeki binalarla birlikte resmen satışa çıkarıldı. Bu konudaki hazırlıklarını tamamlayan Özelleştirme İdaresi, toplam 90.266 metrekare arsa için 850 bin lira geçici teminat istiyor.
Pazarlık usulü ile yapılacak ihale için son teklifler 19 Eylül 2013 tarihine kadar verilebilecek.
Doğal olarak arkasından da, aynı bölgede bulunan Devlet Su İşleri, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Zeytincilik Enstitüsü’nün çok değerli arsalarına gelecek.
Kentin planlamasından sorumlu olan belediyelerin, maalesef yapacağı, yapabileceği hiçbir şey yok.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı zaman zaman itiraz edecek olsa da, kentin göbeğinde kalmış pırlanta değerindeki arsaların, arazilerin nasıl değerlendirilmesi gerektiği, hatta imar planlarının hazırlanması konusunda eli kolu “kanunen” bağlanmış durumda.
İlgili bakanlıklardan her hangi birisi, kentin herhangi bir yerindeki bir arsa için imar planı hazırlar ve yürürlüğü koyar. Belediyeye de sadece “haberi olsun-mevcut imar planlarının değiştirerek işlesin” diye haber verilir.
Nitekim Karayolları’nın satışa çıkarılan arsasını alıcılar için cazip hale getirmek üzere, vaktiyle büyükşehir ve ilçe belediyelerinin yetki alanında olan planlamalar bile Ankara’dan hazırlanarak Resmi Gazete’de yayınlaşmıştır.
Merak edenler, Özelleştirme İdaresi’nin internet sitesinden ayrıntılı bilgi alabilir.
Devamında sıranın kent içinde kalan askeri tesis alanlarının “değerlendirilmesi”ne geleceğinden, kimsenin şüphesi olmamalı.
Trafik polisimize yeni oyuncak!...
Kırmızı ışıkta, insanların canına kastedenler sorununu kökten çözemeyen, hala kırmızı ışıkta geçen her 100 kişiden birini bile yakalayamayan,
Ehliyetsiz araç kullanımını bile sıfıra yakın düzeye indiremeyen,
Alkollü araç kullanan her yüz kişiden birini bile tespit edemeyen,
Hatalı sollama, şerit ihlali, aşırı hız, teknik donanımı yetersiz, fenni muayene kaçkını araçla trafiğe çıkma gibi trafikte en çok ölüm nedeni olan sebeplerle bile başedememe durumundaki bizim trafik polislerinin eline bir “yeni bir oyuncak” daha veriliyormuş; uyuşturucu madde tespit cihazı...
Bir televizyon kanalında bir Alman Firması’nın geliştirip Türkiye’ye pazarlama başarısını gösterdiği cihazın insanlar üzerindeki uygulamasını gördüm, “Allah kimseye böyle bir denetim rastlatmasın” demekten kendimi alamadım. En seri şekilde uygulanırsa 7 dakika sürüyor ve görevli elindeki bir ucu sanki pamuklu çubukla denetime tabi tutulan insanın ağzında karıştırmadık nokta bırakmıyor.
Sakın uyuşturucu denetimine “ben ömrüm boyunca bırakın kullanmayı, uyuşturucu madde bile görmedim” diye başlayan nafile itirazlara girişirseniz işiniz daha kötü; hemen adınıza yazılan 2.000 liralık makbuzu cebenize koyacaksınız, en kısa sürede tam teşekküllü bir sağlık kuruluşundan “uyuşturucu maddeye rastlanmamıştır” raporu alacaksınız, yazılan cezayı kaldırmak üze kapı kapı dolaşacaksınız.
Siz böyle bir denetime rastlarsanız, bırakın yapsınlar... 7 dakikada ölmezsiniz...
Uyuşturucu denetimine tabii ki itirazım yok ve olamaz.
Ama bu gibi işlerin bir sıralaması olmalı...
Önce şu insanları öldüren nedenler üzerinde durulmalı.
Denetimde en azından gelişmiş bir Avrupa ülkesinin dörtte biri düzeyi tutturulmalı.
Yoksa tabii ki denetlensin...
Binlerce uyuşturucu kullanandan birisi yakalanıp ocağı sündürülürcesine ceza yazılacaksa, sözde denetimler bazıları için bir “kör talih”e (şimdi olduğu gibi) çevrilecekse, eksik olsun...