Kentin hava kirliliğini bana sorun...
Yaratılmış gündemden, şişirmelerden, birinin ağzından çıkan bir sözü kapıp evirip çevirmekten fırsat bulabilirsek, günlük yaşantımızı ve sağlığımızı birinci derecede ilgilendiren konulara da şöyle bir dokunup geçiyoruz... İzmir’de 4 milyona yakın insanı birinci derecede ilgilendiren hava kirliliğinden bahsetmek istiyorum. Evka 3 tepelerinde oturduğumuz için, özellikle rüzgarsız havalarda İzmir merkezinin üzerine çöken kir tabakasını çok iyi gözlemleyebiliyorum. O günlerde merkezde işim olursa, “eyvah, bugün hava kirliliği çok yüksek” diyerek kaytarmanın yollarını arıyorum. Sözü de bacaları denetimsiz fabrikalardan, egzosundan çıkardığı zehirli gazlarla göz gözü görmez hale getiren, sadece – o da giderse- vize kapısından dönen ama, kent havasını kirletmeye devam eden araçlara getirmek istiyorum. Çok iyi hatırlarım; Egzos denetimi uygulaması 1993 yılında çıktı. O zamanlar kanunun savunması en yetkili ağızlardan açıklanırken, yollarda egzos denetim ekipleri oluşacağını, bu ekiplerin özellikle araçların en yoğun yakıt sarfiyatı yaptığı yokuş ortalarına kurulacağını, denetlenen ve havayı kirlettiği tespit edilen aracın trafikten alıkonulmasına kadar bir dizi tedbir açıklamışlardı. Hatta zaman zaman bu tür uygulamalara da tanık olmuştuk. Aradan geçen yıllar, değişen yönetimler o kanunu çoktaaan rafa kaldırdı. Bunun yanında “kuralsız vatandaşı rahatsız etmeme” gibi bir anlayış yerleşti. Egzos denetimi de, muayene istasyonlarının “vize”sine havale edildi. Bugün egzos denetimi, sadece hükümete gelir kapısı olmaktan öte bir işe yaramaz hale getirildi. Sözüm tabii ki vatandaşlık görevini yapıp, araçlarını düzenli muayeneye götüren, zorunlu egzos gazı ölçümü yaptıran vatandaşlara değil. Ayrıca; kafası çalışan, iyi kötü hesap kitap bilen vatandaşların, aracına dünyanın en pahalı yakıtını koyarken, o yakıtın bir kısmının yanmadan egzos dumanı, zehiri olarak havaya karışmasına izin vermez ve aracının düzenli bakımını kanun gereği olsun veya olmasın yaptırır.
Vize kaçaklarına engel yok...
Ya, sayıları sadece İzmir’de on binleri bulan “vize” kaçakları... Onlar ise, hiç bir engele, denetime tabi olmadan kent havasına zehir kusmaya devam ederler. Söz konusu kanun çıktığı zaman, bilmem hangi ülkeye döviz ödeyerek alınmış milyonlarca liralık araçlar da, kullanılmaya kullanılmaya çoktan çürümüştür. Hava kirliliğini “rüzgar esmedi böyle oldu”ya bağlamaktan öte hiç bir şey yapmayan ilgilileri, o kanun maddelerini okumaya davet etmek istiyorum. Maalesef, bir şehircilik garabeti olarak İzmir’in kuzeyine yerleştirilmiş Aliağa Ağır Sanayi Bölgesi’nde, Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde ve aralarda bulunan yüzlerce fabrikanın bacalarından bol bol oksijen gazı ve gülsuyu buharı çıkmadığına göre, bu kent bu yoğun hava kirliliğine, insanları da zehir solumaya mahkum görünüyor. Özellikle Aliağa Bölgesi’nin kotroldan çıkmışlığı da hesaba dahil edilince... Peki ne yapmak lazım? Mevcut çevre kanunlarının omuzlarına yük bindirdiği kamu kurum ve kuruluşlarının denetimlerini ve ölçümlerini aralıksız ve tavizsiz hale getirmesi lazım. İzmir’de bazı belediyelerin, örneğin Büyükşehir’le Bornova Belediyesi’nin modern aletlerle hava kalitesi denetimi yaptıklarını biliyorum. Ancak, hava kirliliğinin tavan yaptığı alanda yapacakları hiç bir şey olmadığını, aletlerden aldıkları verilerin kendilerine saklamaktan öte yapacakları bir şey olmadığını da. Çünkü, taze kanunlar onların sorumluluğunu çoktan alıp Ankara’ya götürdü de ondan...
Ölçüp de ne yapıyorsunuz?
Son günlerde bazı yayın organlarında çıkan "İzmir'in havası kirli" haberlerine İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri enteresan bir açıklama getiriyor; Yaşanan olumsuz hava meteorolojik şartlar nedeniyle anlık kirlilik değerlerinde artış gözlendiği, ancak bunun süreklilik arz etmediği tespit edilmiştir. Yani vatandaş olarak bizler, doğal olarak ciğerlerimize çekmek durumunda olduğumuz havanın zehir yüklü hale geldiği anlarda, havayı temizleyecek bir rüzgar estirmesi için Allah’a dua etmekten öte yapacağımız hiç bir şey yok. Görevlilerin zahmet edip de, hava kalitesi ölçümleri yapmasının hiç bir esprisi yok... “Bugün hava kirliliği tehlikeli boyutlarda... Çoluk çocuğunuzu alıp kenti terkedin. İkinci bir uyarıya kadar da dönmeyin!...” diyecek halleri yok ya. Sayın yetkililer; hava ve ortam kirliliği sadece sigaradan ibaret değildir. Ondan milyon kat daha fazla ve onlarca kat daha çok zehir yüklü olan egzos denetimlerini ve baca gazlarını dikkate alın, günlük mesainizin onda birini de bu ciddi sorunun çözümü üzerine harcayın. Kısacası, elinizdeki kanunları uygulayın...