Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Selçuk’un uluslararası köyü Şirince’nin bugünlere gelmesinde, bu kadar ünlenmesinde, turistik bir köy haline gelmesinde Sevan Nişanyan‘ın katkılarını, köye kattığı vizyonu, kazandırdığı butik otelleri kimse inkar etmiyor. Zaten Nişanyan‘ın köylülerle de bir alıpveremediği yok.

        Onların gözünü açtı, sahip oldukları iki odadan birini veya daha fazla odalı evde daha fazlasını pansiyon olarak işletip para kazanmalarının yolunu açtı. Geldiğimiz noktada, küçücük köyün çarşısı, köyden daha büyük hale geldi. Her gün, özellikle de hafta sonları binlerce kişi soluğu köyde alıyor. Yemek yiyerek, hatıra eşya satın alarak, köylü elinden çıkmış çeşitli yiyecekler alarak para yağmuruna tutuyor. Benim de az-buçuk tanıdığım Sevan Nişanyan, son derece kültürlü ve hoş sohbet birisi. Tartışma ve karşısındakini dinleme kültürü mükemmele yakın. Sinirleri her türlü eleştiriye katlanacak kadar sağlam. Ancak cevap ve savunmaları, karşı eleştirileri hakeret dolu. İkisini okuduğum için söylüyorum; bazılarının içi saçmalıklarla dolu olsa da bir dizi kitaba imza attmış durumda. Bu, Sevan Nişanyan‘ın birinci yüzü...

        Kanunlarla başı hep dertte...

        Ancak Ermeni asıllı vatandaşımızın kanun, kural ve kanun adamlarıyla başı dertte. Birinci derecede sit olan Şirince’de butik otel yapmak üzere aldığı evleri kafasına göre restore etti, müdahale eden müze müdürü, jandarma komutanı gibi görevlilerini de hakaretlere boğdu. Butik otele dönüştürdüğü evleri işletmeye açıp para kazanmaya başlarken, yakasına yapışan kanundan kendisini kurtaramadı. Bundan 8-9 yıl önce “sit alanına inşaat yapmak” Selçuk Cezaevi”nde tam 11 ay hapis yattı. Kitaplarından birisini de özel izinle orada yazdı.

        Şimdi “sit alanındaki arazisine ev yapmak”tan aldığı iki yıl hapis cezasını çekmek üzere Torbalı Açık Çezaevi’ne giriş yapmış. Vaktiyle epey bir telefon görüşmesi yaptığımız, karşılıklı sohbet etmişliğimiz de olan eski eşi Müjde Hanım‘la yaşadığı olumsuzluklara girmek istemiyorum. Ancak, o evlilikten olan ikisi erkek üç çocuk kocaman insanlar olmuş, babalarının cezasını çekmek üzere teslim olduğu cezaevi kapısına eşlik etmiş. Fotoğrafından gördüğüm kadarıyla kız annesinin küçük bir kopyası gibi dururken, oğlanlardan büyüğü Arsen “babasının oğlu” olmuş.

        Cezaevi kapısında şöyle diyor; “Kendisi yıllardır riskli bir mücadele içindeydi. Sonuçlarını biliyordu. Risklerini tatmıştı. Sonuçlarını bildiği bir savaşın içine girdi ve cesurca bir duruş sergiledi. Maalesef sonuç bu...”

        Diğer Yazılar