Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar
Sultan Abdülhamid 118 yıl önce koyduğu yasakta haklımı?

ÖNCEKİ hafta Siirt’in Pervari İlçesi’nde PKK’lı teröristler çarşafa bürünerek ilçeye sızdı ve polis ile jandarmaya saldırdı. Murat Bardakçı olayın ardından kaleme aldığı “Pervari’de maalesef Abdülhamid haklı çıktı” başlıklı yazısında daha önce bir tarih dergisinde de yer verdiği arşiv belgesini yeniden gündeme getirdi.

Tarihçi Nuri Adıyeke’nin Osmanlı Arşivleri’nde bulduğu belge, Abdülhamid’in başkâtibi Süreyya Bey’in imzasını taşıyor ve zamanın başbakanlığı olan Babıâli’ye gönderilmiş. Belgede özetle “Çarşaf, İslâm’ın kadınlar için koyduğu örtünme konusundaki emirlere asla uygun değildir ve şuraya-buraya girmek için bazı münasebetsiz erkekler tarafından da fesat ve mel’anet için kullanılmaktadır” deniyor ve Sultan Abdülhamid’in gerekli uyarıların yapılarak kadınların çarşaf giymelerinin engellenmesini istediği söyleniyor.

Pervari’de yaşananların Sultan Abdülhamid’i endişelerinde tam 118 sene sonra haklı çıkardığı bir gerçek, peki Abdülhamid’in çarşafın İslam’ın örtünme emirlerine uygun olmadığı şeklindeki görüşü de doğru mu? İnançları gereği örtünen hanımlar yüzyıllardır yanlış mı yapıyor?

İşte farklı görüşler…

‘İslam Çarşaf gibi şart getirmez, kadını müşkül durumda bırakabilir’
İlahiyat Profesörü ALİ RIZA DEMİRCAN:

‘Devamlı rüzgârın estiği bir yörede, çarşaf kadını müşkül durumda bırakabilir. Rüzgâr alttan vurur, kadının vücudunu ortaya çıkarır’

İSLAMİ örtünmede ölçü bir kadının yüz, eller ve ayaklar dışındaki bütün vücudunu örtmesidir. Bu giysiler bir, iki, üç, dört parçadan oluşabilir ama vücudun rengini göstermemesi, dar olmaması gerekir. İslam dünyasında değişik yörelerde farklı giysiler var. Çarşafı andıranlar da olabilir. Ama illa çarşaf olması ya da siyah olması gibi bir şart yoktur. Sultan Abdülhamid döneminde çarşaf, özellikle peçeyle kapandığı zaman erkekle kadını aynı görüntü ya da görüntüsüzlük içine sokabileceği için bir tedbir olarak yasaklanmış. İslami olmadığı için yasaklanmamış. O dönemin yaşadığımız dönemden farklılığı var. O dönemde kadınlar yüzlerini dahi örterlerken bugün kadınların vücutlarını örttükleri yerler sınırlı. İslam manto, çarşaf gibi şartlar getirmiyor. Kadın kendini nasıl daha iyi hissediyorsa öyle giyer.

Devamlı rüzgârın estiği bir yörede çarşaf kadını müşkül durumda da bırakabilir. Rüzgâr alttan vurur kadın vücudunu ortaya çıkarır. Kadınlarımızın şalvar giymesini de peygamberimiz onaylamış. Çünkü o da vücudu korur.

İlahiyat Profesörü BEYZA BİLGİN:

‘Padişah yasakladı ama çok fazla çarşaflık kumaş ithal edildiği için vazgeçilemedi’

KADINLAR her kıyafetin içinde kendilerini sergileyebilir; önemli olan sade giyim ve terbiyeli yürüyüştür. İslami olan budur. Padişah bunu yasakladı ama bu yasak başarılı olamadı. Yani padişah yasakladı diye çarşaftan vazgeçilmedi. Çünkü çok miktarda çarşaflık kumaş ithal edilmişti o zaman. Bunlar ticari olarak birbirine o kadar bağlı konular ki adam kumaşları almış doldurmuş. Bunlar ya dikilecek ya satılacak ve moda olacak, insanlar bunu giyecekler.

Bu yasak tutmadığı için başka tedbirlerle önlem alınması yoluna gidilmiş. Zamanımızda da örnekleri var. Bir şeyin yasaklanması bazen reklam anlamına bile gelebilir. Daha çok insan onunla ilgilenmeye, duymayanlar da duyar hale gelmeye başlıyor. Hırsızlık da dahil birçok şey yapıldığı için padişah bunu yasaklamış. Kadınlar çarşafla örtünecek diye bir mecburiyet yok. Araplar da zaten çarşaf değil, bizim tek parça dediğimiz bütün bir yeldirme gibi yazın terletmeyecek kumaşlardan yapıyor. Bunlar oldukça şık elbiseler. Araplar değil de daha çok İran çarşaf şeklinde kullanıyor.

İlahiyat Profesörü ABDÜLAZİZ BAYINDIR:

‘Çarşafı Türkiye’ye Tanzimat Döneminde hacca gidenler getirdi’

NUR Suresi’nin 31. ayetinin giysilerle ilgili bölümü şöyle: “Mümin kadınlara söyle: Gözlerine hâkim olsunlar, edep yerlerini korusunlar. Dışta kalan kısımdan başka süslerini açmasınlar. Başörtülerinin bir kısmını yakalarının üzerine salsınlar…” Ne burada ne diğer ayetlerde ne de Peygamberimizin sözlerinde kadınlar için bir elbise modeli, kumaş çeşidi veya rengi belirlenmemiştir.

Bunda bütün mezhepler görüş birliği içinde. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nde Sabahattin Türkoğlu tarafından yazılan çarşaf maddesine göre çarşaf Türkiye’ye Tanzimat döneminde hacca gidenler tarafından getirilmiş. Önceleri tutmamış, hatta bidat olduğu ileri sürülmüş ama sonra yaygınlaşmış.

II. Abdülhamid, çarşaf altına gizlenen bazı erkeklerin çeşitli suçlar işlemeleri ve saraya girmeye teşebbüs etmeleri üzerine 4 Ramazan 1309 tarihli bir emirname ile yasaklamış ama bu yasağa sadece saraya girilirken uyulmuştur. Kadın ister çarşaf, ister başka elbiseler giyer, ona müdahale edilemez.

‘Çarşafın İslam’ın şartı olup olmadığını tartışmak bile ayıp’
İslami Yazar ABDURRAHMAN DİLİPAK:

‘Cumhuriyetin ilk döneminde dahi çarşaf yasaklanmamıştır. Bunun İslam’ın şartı olup olmadığını tartışmak bile anlamsız’

İSLAM’ın Öngördüğü örtünmenin sınırları belli. Çarşaf için İslami değildir demek uygun değil. Çarşafın tümü ile yasaklandığı bir dönemde yoktur.

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde de yasaklanmış değil. Yüz örtmeye gelirsek; Bizim güney bölgemizden başlayarak ekvatorun tümünde yüz örtme geleneği var. Eğer yüzünüzü örtmezseniz katarakt olursunuz, kum fırtınaları gözünüzü mahveder, yüzünüz katmerlenir, kırışır, yaşlanır. Tabii İskandinavlar burkayı konuşursa yüzlerine gözlerine bulaşır. Ya da bu mesele çarşafı Abdülhamid yasakladı meselesi değildir.

Elbette birileri kapıma geliyorsa kim olduklarını bilmek isterim ya da birinden kimlik istiyorsam yüzün görünür olması gerekir. Ama onun dışında insanlar kendi kimliklerini dışa vurmak istemiyorlarsa çarşaf giymesi beni rahatsız etmez. Bence çarşafın İslam’ın şartı olup olmadığını tartışmak ayıp olur. Gereksiz ve anlamsızdır.

Yazar İSMAİL NACAR:

‘Çarşaf İran geleneğidir, İslamiyet’ten öncesine dayanır’

İSLAMİYET’te belirli bir tesettür kuralı vardır. Müslüman kadınlar için yüz hariç vücudun geri kalan yerleri kapatılır. Peçe dediğimiz yüzü tamamen kapatan şeyse İslamiyet’te yoktur. Peçe başka ülkelere ait gelenektir, İslamiyet’e ait değil. Çarşaf, Müslüman İranlı kadınlarla başlayan bir gelenektir.

İran’daki çarşaf geleneği ise İslamiyet’ten önce, II.Yezid dönemine aittir. Bu dönemde kadınlardan utanıldığı için genç kız mı, kadın mı olduğu anlaşılmasın diye dışarı çıkarken giyilen kıyafettir çarşaf. Onlar buna çadur derlerdi, bu gelenek İslam’dan sonra da devam etti. Çadur biraz daha modernize edilip çarşaf halini aldı. İslamiyet’te kadın için de, erkek için de belirli tesettür ölçüleri vardır. Kadınlar bu tesettüre riayet ederek çarşaf mı giyer, yoksa boydan boya maksi mi giyer, o konuda bir şey söyleyemeyiz.

Abdülhamid döneminde İstanbul’da suikastlar yapılıyordu. Bazı suikastçılar kadın kılığında eylem gerçekleştiriyordu. Bu bağlamda Abdülhamid’in de çarşafı yasaklaması gayet normal. Bu, Abdülhamid’in İslami bir giyim tarzını yasakladığı anlamına gelmez.

İlahiyatçı Yazar: İHSAN ELİAÇIK:

‘Aslolan tesettür’

ALBÜLHAMİD dönemi yasağı tarihi bir olay. İdari tedbir olarak Abdülhamid çarşafı yasaklamayı düşünmüş olabilir. İslam’da aslolan tesettürdür, örtünmedir. Bunun illa ki çarşafla olması gerekmez ama çarşafla örtünenlere de “sen İslami örtü içerisinde değilsin” denemez. Örtünmenin şekli kişinin tercihidir. Çarşaf giyerler, başörtüsü takarlar, manto giyerler… Bunlar makbuldür ve İslam’da kabul görür. Çarşaf İslami değil veya çarşaftan başkası olmaz gibi tek tipçi yaklaşımlar yanlış. Abdülhamid’in çarşafa karşı olması için bütün Osmanlı’da çarşafın yasaklanmış olması lazım ki, şu anda bilinen çarşaf, Osmanlı’dan günümüze geçmiş bir kültürdür.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar