Arap dünyasının lideri Mısır mı, Türkiye mi?
GAZETE HABERTÜRK/ POLEMİK
GÜLİN YILDIRIMKAYA
gulinyildirimkaya@haberturk.com
Arapların lidere ihtiyacı var mı?
SADECE Türkiye’de değil, Batı dünyasında da entelektüel seviyede tartışılan bir konu; Arap Baharı’nın ardından bölge için Türkiye’nin iyi bir rol model olduğu ve hatta liderlik edebileceği... Uzun yıllardır iç meselelerimizde boğulmuş, “One minute” vakasından sonra özgüvenini yeniden kazanmaya başlamış Türk halkına hayli sempatik gelen bu fikir Osmanlı ruhunu da canlandırdığından bir hayli sıcak karşılandı. “Zaten yıllarca bizim topraklarımızdı, neden olmasın?” diyerek romantik düşündüğümüzü anlatmaya çalışanları da ikna etmeye çalışıyorduk ki; Abant Platformu’nun düzenlediği “Arap Baharından sonra Ortadoğu’nun Geleceği ve Türkiye” başlıklı toplantıya katılan Arap akademisyenlerden “Yeniden Osmanlı eyaleti olmayacağız” sesi yükseldi. Toplantıya katılan Habertürk Gazetesi yazarı Nihal Bengisu Karaca, Türk öncülüğü fikrinin Arapları rahatsız ettiğini, Arap dünyasının kendi kendine liderlik edebileceğini düşünen bölge akademisyenlerinin, eğer bir liderlikten bahis açılacaksa bunun ideal yerinin Mısır olacağını söylediklerini yazdı. Konuyu tartışmaya açtık, farklı görüşler şöyle... Arapların lidere ihtiyacı var mı?
"Türkiye liderlik için şu an Mısır'dan daha avantajlı"
Araştırmacı Yazar, Ortadoğu Uzmanı Faik BULUT
KİMSENİN bir lidere ihtiyacı yok. Prensip olarak, hiçbir ülkenin, hiçbir şahsın liderliğinin geçerli olmadığını düşünüyorum. Siyaset sosyolojisinde de bu böyledir. İkincisi, Türkiye bir lider olma iddiasında mı değil mi bilmiyorum. Ama birileri Türkiye’yi lider olarak öne sürüyor ve Türkiye de bu görüşe deyim yerindeyse “İstemem yan cebime koy” diyor. Alttan alta böyle bir liderlik hevesi var fakat ben bunun geçici bir durum olduğunu düşünüyorum. Liderlik konjonktüreldir. Arap ülkelerindeki bu çalkantılar bir-iki sene sonra biter, esas o zaman Türkiye mi Mısır mı lider anlaşılır. Mısır Arap halklarının öteden beri bilinçaltına kazınmış bir liderliği var. Bir lig maçına benzetirsek, “Şu an Mısır mı Türkiye mi şampiyonluğa daha yakın?” derseniz Türkiye derim. Türkiye’nin puanları önde olduğu için lider pozisyonunda gibi gözüküyor, arkasında Batı var, ABD var, medya var. Mısır ise kendi iç hesabına çok fazla düşmüş durumda. Ama Mısır’da Müslüman Kardeşler kazanırsa AK Parti onlara ideolojik bakımdan liderlik yapamayabilir. Müslüman Kardeşler 70’e yakın ülkede kolu olan bir örgüttür, merkezi Mısır’dır, bir çeşit hilafet merkezidir. O merkezi Türkiye’ye kaptırmak istemezler. Mısır iç meselelerini hallettiğinde büyük ihtimalle atağa kalkacak ve o liderliği ele alacak.
ORSAM Ortadoğu Danışmanı Veysel AYHAN
‘Türkiye ve Mısır birleşip ortak lider olmalı’
ÜLKELERİN ekonomik yapısı, siyasal yapısı, askeri yapısı, coğrafi konumu, teknolojik durumu, eğitim seviyesi, ülkelerin gelişmişlik seviyesi bütün bunları birlikte düşündüğünüz vakit aynı kültüre veya ortak bir tarihe sahip, aynı bölgede bulunan güçlerin ve bu güçler arasındaki ilişki, etki ve sonuç doğurma olarak düşünüldüğü zaman bölgeye Türkiye’nin etkisi ile Mısır’ın etkisi tartışmaya açık bir konu değildir. Mısır bir süreçten geçiyor ve nasıl sonuçlanacağını kestiremiyoruz. Ama bugünkü duruma baktığımız zaman Faslı Müslüman Kardeşler’in, Tunuslu Müslüman Kardeşler’in en azından yönetimde etkili olduğu bir dönem başlıyor. Ürdün’de Müslüman Kardeşler‘in etkili olduğunu biliyoruz. Suriye’de Müslüman Kardeşlerin muhalefetin öncüsü konumunda olduğunu görüyoruz. Mısır’ın böyle bakıldığı vakit bugüne kadar hiç olmadığı kadar büyük bir avantaja sahip olduğunu görmemiz gerekir. “Bu iki ülke rakipse ve arasında bir güç mücadelesi varsa hangisi daha önemli, hangi ülkenin hangi avantajları var?” tartıştığımız vakit iki ülkeyi ayrı sayfaya koymak ve hangi ülkenin Ortadoğu’daki krizlerde, sorunlarda veya siyasal olayların belirlenmesinde etkili olduğunu ölçmek gerekir. Ve bu yolla hareket ederek hangi ülkenin daha aktif olduğunu söyleyebiliriz. Bence liderlik tartışmasına bu noktada biz bırakalım da o bölgedeki insanlar karar versin. Biz ekonomik olarak çok daha üstünüz, bir de modernleşme, şehirleşme, gelişme, insan kalitesi, bürokrasinin oturmuşluğu bütün bunları bir ülkede düşündüğün vakit Türkiye’nin karşısına geçilmeyecek bir üstünlüğe sahip olduğunu görmekteyiz. Ancak Arap kimliği, bir dönemler Arap siyasal sisteminde etkili bir aktör olması ve son dönemde Arap coğrafyasında etkili olan siyasal ideolojinin Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in türevleri olmaları ve bunların arkasında doğrudan siyasal ilişkilerin sürekli bir şekilde sürmesi ve şimdi sistemin dışına itilmiş olmaları... Belki bölgede liderlikten ziyade iki ülke birlikte çalışarak Ortadoğu’daki diğer liderliklere karşı, İran etkisine karşı, İsrail etkisine karşı ve yarın öbür gün oluşacak Irak-İran birliğine karşı birlik olabilirler. Çünkü bu güçlere karşı iki ülke de tek başına mücadele edemez.
HABERTÜRK Gazetesi Yazarı Nihal Bengisu KARACA
'Aranan günah keçisi Türkiye olmamalı'
ARAP ayaklanmaları ile sarsılan diktatörlüklerden geriye kalan boşluğun nasıl dolacağı hem Arap kamuoyunu hem Batılı kamuoyunu endişelendiriyor. Bu noktada Arap dünyasının kimi önemli simalarının “Türkiye model olabilir mi?” diye sorduğunu biliyoruz, dahası Tunus’ta ipi göğüsleyen partinin “Ak Parti gibi olacağız” dediğini biliyoruz, Mısır’da Ak Parti’yi gerek ismiyle gerek cismiyle hatırlatan ve daha öncede Ak Parti’yi örnek aldıklarını söyleyen Müslüman Kardeşler’in Adalet ve Özgürlük Partisi oyların yüzde 36 .7 ’sini aldı. Ancak ikinci sırada selefilerin partisi var. Oyların yüzde 65’i İslamcılara gitti.
Bu noktada Batı diktatörlerden boşalacak koltuğa İslamcı da olsa dünya sistemine entegre olmak isteyen eğilimin oturması gerektiğini düşünüyor. Bu nedenle Türkiye modelinin, yani Ak Parti modeli benzeri hareketlerin öne geçmesi isteniyor. Zira hem ekonomik çıkarlarının hem İsrail’in güvenliğinin buna bağlı olduğunu düşünüyorlar ve bu noktada Türkiye’yi model olarak öne çıkarmaya çalışıyorlar. Öte yandan AB’nin ‘değiştiği’, her bir gelişmiş Avrupa ülkesinin krizlerle sarsıldığı bu süreçte, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik nüfuzunu artırma eğilimi de bölgedeki etkinliğini sürdürmesine bağlı . Bu coğrafyanın kıyısında olup, olanlardan hiç etkilenmiyormuş gibi yapmak da üç maymunu oynamak olur.
Lakin alınacak rolün çerçevesi çok önemli. Liderlik gibi ifadelerle yüklenilen bir misyonun ‘Arap milliyetçiliğine’ toslama riski çok yüksek. Bu milliyetçilik damarının diktatör rejimlerine karşı olan muhalif Araplarda bile bulunduğunu görmek lazım . Özellikle Mısır’da bu eğilim çok zorlayıc ı. Türkiye, demokratik taleplerin yanında olmalı , Arap kardeşleriyle dikey değil yatay ilişkiler kurmalı. Liderlik rolüne soyunması milliyetçi ve giderek mezhepçi dirençlerle, hatta salvolarla karşılaşmasına yol açabilir. Öncülük ya da liderlik rolü, yaşanacak her olumsuz gelişmede, misal muhalif hareketlerin şiddet kullanımı ile ilişkisi gibi konularda, bölgenin ‘yeni ABD’ si olması ve ‘emperyalist günah keçisi’ haline getirilmesi ile sonuçlanabilir.
"Atama ile lider olunmaz, Mısır'la rekabet edemeyiz"
Ankara Strateji Enstitüsü Başkanı Prof.Dr. Mehmet ÖZCAN
ÖNCELİKLE atama ile lider olmayacağını söylemek isterim. Türkiye’nin liderlik için rol modelliği hep tartışılır ve ben hep şunu söylerim: “Evet bir ülke rol model alınabilir ama eğer sizi rol model alacak başka toplumlar varsa bu mümkündür.’’ Türkiye’nin demokratik dönüşümünü rol model olarak almak isteyen üç-dört ülkeden bahsedebiliriz. Arap Baharı denilen olay da çok geniş bir coğrafyayı kapsamıyor. Mısır, Tunus, Libya ki bu ülkelere Başbakan Erdoğan gittiğinde laiklik vurgusu çok önemliydi. Ama bu ülkelerde Türkiye’nin anlamış olduğu ölçüde bir laiklik anlayışı henüz çok erken. Bu nedenle Türkiye’yi bölgede liderlik meselesinde Mısır’la bir yarıştan ziyade, doğal bir süreç sonucunda bir liderliğe doğru götürmek lazım. Türkiye belki Arap Dünyası’nın ekonomik anlamda ve siyasal boyutuyla belirli ölçüde lideri olabilir. Fakat entelektüel düzeyde şu an Türk medyasını, Türk edebiyatını, Türk kültürünü takip etmeyen bir Arap dünyasında entelektüel bir liderlik mümkün değildir. Dolayısıyla bu anlamda Mısır’la rekabet mümkün değil. Dini anlamda baktığımızda Arap dünyasında ya da İslam dünyasında bütün dini eserler Arapça veriliyor. O nedenle bu anlamda dini eksenli tartışmalarda, laiklik meselesi bile bunun içine girebilir, Mısır’la Türkiye’nin şu anda rekabet etmesi söz konusu değil. Ama ekonomik ve siyasal anlamda belirli ölçüde Türkiye lider olabilir ama tabii bunun da altyapısını doldurabilirsek. Yani Suriye ile bir sene önce çok iyi bir ilişki varken bir sene sonra çok kötü bir ilişkiye geliyorsa işler, burada siyasal anlamda sorun var demektir. Bunu da çok göz ardı etmemek gerekir. Siyasi liderlik meselesinde Türkiye içini doldurabildiği ölçüde ekonomik ve siyasal anlamada bir liderlik söz konusu olabilir. Ama içini doldurmak için zamana ihtiyaç var. İki güneş açmasıyla bahar gelmez, bunun devamını getirebilmek gerekiyor. Türkiye bir şekilde bu bölgeye dönmüş oldu. Liderlikten ziyade henüz bu bölgeye yeni dönmüş bir Türkiye var.
KKÜ Uls. İlş. Böl. Öğr. Üy., Ankara Strateji Enstitüsü Danışmanı Prof. Dr. Erol KURUBAŞ
‘Arap dünyası liderliği Araplara yakışır’
ARAP dünyasının liderliği Türkiye’ye değil, Arapların kendisine yakışır. Ve aslında Türkiye’nin iddiası da tam olarak bu değil. Türkiye’nin son zamanlarda belirginleşen liderlik iddiası sadece Arap dünyasıyla sınırlı değil. Türkiye tüm Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya’yı içine alan yakın bölgesinin “merkez ülke”si olmak istiyor. Buna isterseniz “bölgesel liderlik” de diyebilirsiniz. O nedenle bu iddiayı “Araplık” üzerinden okumak yerine coğrafya ve tarihten referans alan daha kapsamlı bir dış politika vizyonunun parçası olarak görmek gerekir. Türkiye’nin son yıllarda Ortadoğu’da öne çıkan pozisyonu olduğu doğrudur ve bu pozisyonun Arap dünyası üzerinde çok önemli etkileri olduğu da açık. Ama unutmamak gerekir ki, Ortadoğu’da Türkiye’nin popülerliği, biraz da Arap dünyasındaki liderlik boşluğundan kaynaklanmakta. Kısa vadede Arap sokağını coşturan ve peşinden sürükleyen bir lider çıkma olasılığı da yok. Ayrıca Türkiye, Arap dünyasına çok yakın kültürel ve tarihsel bağlara sahip olmakla birlikte, bu dünyanın asli bir parçası da değil. O nedenle de sadece Arap dünyası açısından düşünürsek Türkiye’nin bugünkü pozisyonunun konjonktürel olduğunu söyleyebiliriz. Kaldı ki liderlik dediğimiz olgu, belli bir süreklilik kazandığında ve ortaya çıkan sorunları çözme konusunda kendinizi ispatladığınızda anlamlı olacaktır. Örneğin Arap dünyasında kendi modeline uygun bir düzen kurabilirse ve Filistin, Irak gibi sorunlarda gerçekten nihai çözüm mercii olabilirse Türkiye’nin liderliğinden söz edilebilir. Bugünkü şartlar altında Mısır’la Türkiye arasında bir liderlik mukayesesi yapmak da doğru değil. Şu anda Arap dünyasının içine düştüğü bir bunalım var, bunun parçası olan Mısır ya da başka Arap devletlerinin bir liderlik iddiası ya da konumu olamaz. Böyle durumlarda kim anlamlı ve makul yol gösterici olursa, o ülke lider gibi görünebilir. Şimdilik bu, Türkiye gibi.
- Spor yapmak kalp krizini tetikler mi?12 yıl önce
- Haliç Köprüsü'nde neler oluyor?12 yıl önce
- "İmam hatip mezunlarının sınavı iptal edildi!"12 yıl önce
- Adalet Sarayı'nı özel güvenlikçiler koruyabilir mi?12 yıl önce
- Özel güvenlik güçlerinin halka karşı zor kullanma hakkı var mı?12 yıl önce
- Atilla Kavdır'ın da hayatını kaybetmesinin ardından organ nakilleri tartışılıyor12 yıl önce
- İzmir günlerdir sallanıyor, dün de Kütahya sarsıldı12 yıl önce
- Başbakan Erdoğan'ın 'Tiyatrolar özelleştirilecek' açıklaması tartışılıyor...12 yıl önce
- Bu üstgeçitte bir "terslik" var mı?12 yıl önce
- Vergi rekortmenleri neden kimliklerini gizliyor?12 yıl önce