İyi halt ettin Yekta Kopan!
'BÜYÜYÜNCE BABAMLA EVLENCEM!'
Baba-kız ilişkisinin ne kadar özel olduğunu anlatmaya çalışmayacağım. Benim, babamın 'küçük prensesi' ve 'en büyük aşkı' (anne, sen hariç) olmam da herhalde çok özel bir durum değildir. Hemen her kız çocuğu babasına benim yaptığım gibi; tapar. Ya da ben öyle sanıyorum. Ben, büyüyünce babamla evleneceğimi sanan küçük bir kız çocuğuydum. Gülmeyin, valla. Ve şimdi en azından onun kadar sevdiğim, saygı duyduğum bir adamla
geçirmeye niyetliyim ömrümü. O sebeple, bu öyküye dalmadan önce iyi düşünün. Babanız bugün kanlı canlı, sağlıklı bir şekilde, aslanlar gibi yanınızdaysa bile bu öykü sizi 'fena edecek'!
ÇIKSAN GECELERİMDEN
Anladığınız üzre bu öykü, İyi Uykular, babasını kaybeden bir evladın çığlığı.
Babasız kalan her çocukta olduğu gibi, "Daha konuşulacaklarımız vardı", "Acaba ona layık olabildim mi?" gibi düşüncelerin yanı sıra karmaşık hisler oluşur. Ve benim gibi; babasının sevgisiyle sık sık içi titreyenler bilir, "Ya bir gün onu kaybedersem" hissi bile insanı altüst etmeye yeter. Bu sebeple ben de bir tür 'deli' olduğumu düşündüğümden, çok tanıdık gelen bu babası ölmüş-deli'nin dediklerini daha dikkatli dinledim:
"... Ve hani yaşayacaksın diye her yalan söyleyişimden sonra tutamadığın çişin gibi tutamıyordum ya gözyaşlarımı... ve hani ben seni kurtaramadım ya... İşte öylesine eminim artık öldüğünden! Keşke artık sen de farkına varsan ve çıksan gecelerimden baba."
Babası öldüğünden beri uyuyamamasıyla, hayatla, ölümle ama en çok da kendisiyle kavga ettiği mektubun sonlarında, bütün bu öfkeli cümleleri için özür dileyip, tekrar sarılıyor en büyük aşkı olan babasına: "Ne yaparsın, ben de böyleyim babacığım, gerçeklik buhranlarına kapılıyorum bazen. Şimdi düşünüyorum da ben ölsem sen de aynı şeyleri söylerdin; çünkü bir bakış açısına göre sen bende yaşıyorsan, ben de sende yaşıyorum demektir."
Çok klişe olacak ama, hayattaysa hadi bir babanızı arayın siz en iyisi. Günün
birinde "Bir de Baktım Yoksun" dememek için...