Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Son zamanlarda arkadaşlarım arasında en çok kafa yorulan şeyin ne referandum, ne hükümetin icraatları, ne küresel ısınma yüzünden yaşadığımız alışılmadık yaz mevsimi ne de futbol takımlarının yeni transferleri olduğunu fark ettim... Havalar ısındı diye mi, yaşlar ilerledi diye mi (ben 36 yaşındayım, yakın çevrem de artı eksi 5) nedendir emin değilim, ama en çok konuşulan şey ilişkiler, evlilik ve çocuk sahibi ol, mak. Taktık! Kafaya bunları taktık.

        Gençliğini okul sıralarında çürütüp kütüphanelerce kitap devirmiş; düşünmüş okumuş yazmış kadınlar olarak biz buna fena takıldık. Daha önceleri, gençliğin de verdiği adamsendecilikle (itelediğimiz, burun kıvırıp "gerçek" meseleleri önceliğe aldığımız ve her şeyi bir arada istediğimiz için insan doğasında aslında ne var ne yoksa şimdilerde üstümüze üstümüze gelmeye başladı. Bütün bilmişliğimizle dedik ki: "İnsan önce kendini mutlu etmeli. Dengeli ve sağlıklı bir yaşam için kendine uygun bir eş, hayat arkadaşı edinmeli".

        Ya, peki öyle mi? Eh be kadın gelmişsin bu yaşa, şimdi mi dank etti! Şimdi madem sarıl o kitaplarına, dergilerine de sana teselli olsunlar. Çok mu gelenekçi oldu? Valla biraz daha derinlemesine bakarsak konuya, birçok meselede olduğu gibi, insanoğlu kendi özünün mantığını kavramadan ve kendisini tanımadan entelektüel birikime sahip olmaya çalışınca işte en basitinden temel meseleleri gözden kaçırmış bir birey oluyor. İşinde gücünde başarılı olsa da (ki bu da bence namümkün) huysuzluk ve mutsuzluktan kararmış olduğundan yapayalnız kalıveriyor. Bu, bu çağın kadınlarının kaderi miydi yoksa?

        BAŞIMIN TACI KİTAP

        "Kadınlara Özel Kader Oyunu" adlı kitap, küçücük kapağında kocaman puntolarla "Kadınların cevabını en çok merak ettiği 107 soru" ifadesiyle ilgimi çekti. Dharma Yayınları'ndan çıkmış. Hikâyesi de şöyle; yazarı, teyzesinin ölümünün üzerinden geçen kısa bir süre sonra, çatı katındaki yazı masasındaki gizli bir bölmede eski bir kitap bulur. Ölümsüz olduğu söylenen Saint Germain Kontu'ndan esinlenilerek yazılmış "Kader Kitabı"ydı bu kitap. Kitapta kadınların sıklıkla sordukları 107 soru ve bu soruların paha biçilmez cevapları vardı! Sor sorunu al cevabını. İşin eğlenceli, oyunlu kısmını burda anlatıp hevesleri kursaklarda bırakmak olmaz. O sebeple sadece tavsiye ediyorum. Eğlenmek isteyenlere...

        BATSIN BU DÜNYA

        Bu arada geçtiğimiz hafta bol bol yazılıp çizildi, tartışıldı Fazıl Say'ın "arabesk" çıkışı. Ben de merak ettim, arkadaşlarım hangi arabesk şarkıları seviyordu. İyi kötü hangi yabancı grupları, hangi tür müzikleri severler bilirim. Ama işte konu arabesk veya türkü olunca hiç kimsenin tercihini bilmiyorum, çünkü bizim nesil bunu hiç konuşmadan büyüdü. Bazı beğenilerimizden utandık. Neyse ki sonra büyüdük :) İşte sonuçlar: "Batsın Bu Dünya" açık ara ile önde. Orhan Baba en sevilen yorumcu. İbrahim Tatlıses'i, Bergen'i, Selami Şahin'i de ananlar oldu. Ancak nasıl olduysa muhabbet sonunda şuraya geldi: Sezen Aksu yakınlarda bir konser verse de gitsek!

        Diğer Yazılar