Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Kar yağıyor, yollar tıkanıyor, elektrikler kesiliyor, sular gidiyor, evsizler donuyor; biz bağırıp çağırıyoruz: "Lanet olası kar! Allah kahretsin bu karı kışı!" Birazdan biri çıkıp diyor ki: "Ama kar da yağması lazım, mikroplar kırılır iyidir". Susuyoruz.

        Bir memur, iki çocuklu ailesini zor geçindiriyor. Bir de arkadaşları gaza getirince kredi alıyor. Ödeyemiyor. Tefecinin eline düşüyor. Onu da ödeyemiyor. Tehdit ediliyor. Baskıların altında ezildikçe eziliyor. Eşini, çocukları kör bıçakla doğruyor. Kendisi de intihar ediyor. "Cinnet getirmiş yazık" diyoruz. Birisi çıkıp "Borç yiğidin kamçısıdır ama adamcağıza ağır gelmiş. Yazık" diyor. Susuyoruz.

        Deprem oluyor, evler yıkılıyor, insanlar ölüyor; biz bağırıp çağırıyoruz: "Depremden nefret ediyorum. Deprem diye bir şey hiç olmasa! Perişan etti bizi!" Biri çıkıp diyor ki: "Deprem de doğal bir afet. Allah'ın işi işte... Geçmiş olsun". Susuyoruz.

        Bir kadın, minibüse binerken şoför aniden, hızla hareket ediyor. Kadın düşüp yollarda sürünüyor. Hastaneye yetiştiriliyor. Hastane "Burada yoğun bakım ünitesi yok" diyor. Kadın başka hastaneye nakledilirken ölüyor. "Ahhh" diyoruz. "Talihsiz kadın!" Biri çıkıp "Allah rahmet eylesin" diyor. Susuyoruz.

        Bir kadın, eşinden işkence görüyor. Boşanıyor. Ama işkence bitmiyor, boşandığı adam tarafından sürekli hakarete uğruyor, şiddet görüyor. Darp raporuyla devlete başvuruyor. "Can güvenliğim yok" diyor. Hiçbir şey değişmiyor. Bir gün o adam gelip kadını öldürüveriyor. "Ahhh ya" diyoruz, "Belliydi!" Biri çıkıp "Ne pis adamlar var. Yazık kadına Allah rahmet eylesin" diyor. Susuyoruz.

        ÇÖZÜMÜM BİRAZ ÜTOPİK

        Bir şeyleri tamamen yanlış anlıyor olabilir miyiz? Yani kar yağdığında olan biten için kara kızmak, deprem olunca yaşananlar yüzünden depreme sövmek, insan ihmali veya hataları yüzünden olanlar için boşluğa haykırmak ne kadar akıllı insan işi?

        Biraz ütopik olacak ama lisede bizlere verilen mantık, felsefe ve psikoloji derslerini önemsesek, artırsak, ilkokuldan başlatsak, acaba kelimelere kızmaktan ötesini becerebilir miyiz? Kavramlarla karışan kafamızı biraz netleştirip, yeri geldiğinde elimizi taşın altına sokmayı, yeri geldiğinde adil bir biçimde hakkımızı aramayı öğrenebilir miyiz? Bütün bu yanlış anlamalardan bir gün kurtulabilir miyiz? Ne dersiniz?

        ***

        Hepimiz engelleniyoruz

        İstanbul sokaklarında topuklu ayakkabılarımla yürümeye çalışırken aklıma gelir: Ben sağlıklı halimle, ayağımda topuklu ayakkabı var diye yürüyemiyorum. Ya engelli olsaydım? Ya engelliler ne yapıyor? Nasıl sokağa çıkıyor?

        Dik bir merdivenle karşılaşsam, gideceğim yere başka yol yoksa yine alır beni bir düşünce: Ya çok yaşlı veya engelli olsam? Nasıl olacak bu iş? Nasıl varacağım ben gideceğim yere?

        Bir trafik ışığı ki, koşarak geçmezsem yolun yarısında kalacağım. Yine aklımda benzer sorular... Ya engelli olsaydım, ya çok yaşlı olsaydım?

        O anlarda aklıma "Bu durumları bir yere bildirsem de gereği yapılsa" gibi düşünceler gelirdi. İşte şimdi bu imkan var. www.buradaengellendim.com işte tam da bu iş için! Lütfen zaman ayırıp siteyi inceleyin. Şahane bir iş yapılmış.

        ***

        Mürekkebi Kurumadan

        KIBRIS'TA NELER OLUYOR?

        Doç. Dr. Mehmet Hasgüler ve Dr. Murat Özkaleli tarafından yazılan "Kıbrıs'ta Kimlik ve Değişim", Alfa Yayınları'ndan çıktı.

        EĞER MALZEME AZSA...

        En çok 4 malzemeyle neler pişirebilirsiniz? İşte "4 Malzemeli Yemekler" adlı kitap burada devreye giriyor. Pegasus Yayınları'ndan çıktı.

        Diğer Yazılar