Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GÜLER YÜZLÜ OLMAYI SEÇTİ

        Can da (Gündüz) seçimlerinin sonucunu yaşayacak olan, henüz 23 yaşında bir genç. Pırıl pırıl gözleri ve su gibi bir sesi var. Assos Kervansaray'da dinledim onu. Yemek saatinde otelin restoranlarından birinde gitarıyla şarkı söylüyor Can. Sesi güzeldi ama öyle çok da dikkatimi çekmedi önceleri. Sonra, gecenin ilerleyen saatlerinde ortamın sıcaklığıyla istek parçaları gelmeye başladı. Gülümseyerek "Repertuvarımda yok ama bakalım... " dedi, hiç "Bilmiyorum, söyleyemem, çalamam" demedi. Her birini de dört dörtlük biçimde, az önce prova etmiş gibi çaldı. Bir iki üç beş derken, dikkatimi çekti. Bu nasıl bir yetenek! Bilmediği, özellikle yaşı icabı ona yabancı olan parçaları bile, önündeki laptop'tan sözlerine bakarak anımsadığı biçimde çalıp söylüyor. Ne yanlış bir söz ne hatalı bir akor, ne bir nota kaçırmak... Böylesini ben hiç görmedim. Üstelik öyle hoş espriler yapıyor, öyle güzel cevaplar veriyor ki izleyenler de mest. Umarım Can gözlerindeki ışığı hiç kaybetmez, umarım şimdi olduğu gibi işini severek, merakla, araştırıp öğrenmeye hiç üşenmeden yapar. O güler yüzlü, çalışkan olmayı seçti. Yolu açık olsun.

        KAÇMAYI SEÇTİ

        14 yaşında bir kız. Ağrı'da doğmuş büyümüş. Daha çocuk tabii, bir sürü hayali var. Derken babası borcu çok kabardığı için kızı satmaya karar veriyor. Afedersiniz ama OHA! Bu cümleyi yazarken bile çok zoruma gitti. Böyle cümle olur mu? Böyle bir gerçeklik olur mu? Olmaz olsun. Kız kaçmayı başaranlardan. Şimdilik kendisini kurtardı. Umarım sonu Melek gibi olmaz. "Hayat seçimlerden ibaret" dedik ya, Ağrılı 14 yaşındaki kız çocuğu bile kaçmak gibi bir seçeneği olduğunun farkında. Peki ama "kaçmak" küçük bir çocuğun hayatında neden bir seçenek olsun?

        SUSMAMAYI SEÇTİ

        "Çocuk Gelinler" gibi bir gerçekle yaşarken, bize ulaşan hikâyelerle baş edemezken "Hikâye Hırsızı" diye bir kitap buldum masamda. Dürsaliye Sahan yazmış. Kitabın adı değişik. "Ne diyor?" diye bakarken fark ettim ki yazar çocuk gelinlere ithafen öyküler yazmış. "Güvercin" isimli öyküsünü 2005 yılında büyük bir yapımcıya göndermiş. Yapım şirketi kendisine iş filan teklif etmemiş, birlikte bir proje yapalım önerisi de götürmemiş. Evet evet doğru tahmin ettiniz! Yapım şirketi fikri çok beğenmiş, kendisine "ilham" olmuş, efsanevi "Sıla" dizisini yapmış. Ancak merak etmeyiniz, Dürsaliye Şahan üşenmemiş, susmamayı seçmiş, dava açmış. Üstelik de haklı bulunmuş ve manevi tazminat kazanmış. Şahan'ın, işte bu sebeple "Hikâye Hırsızı" adıyla yayınladığı kitabı, çocuk gelinlerle ilgili öykülerden oluşuyor.

        İnternetten

        OLİMPİYATLARIN açılışında piyanosuyla sahneye çıkan Paul McCartney "Hey Jude"u söyledi. Daha doğrusu mırıldandı gibi bir şey (spikerlerimizden biri de şarkının büyük bölümünün "nanana" sözlerinden ibaret olduğunu söyleyerek bizi ekran başında epeyce güldürdü ya, neyse). McCartney, her ne kadar rekorlar kırmış, dünyanın en çok üreten müzisyeni filan seçilmiş olsa da benim için "efsanevi Beatles'ın üyesi"... Grubun en parlak günlerinde çekilmiş bu güzel fotoğraf, pinterest'te denk geldi.

        Mürekkebi Kurumadan

        Canım arkadaşım Oben Budak, sonunda çevresindeki herkesin ısrarına dayanamayarak oturup kitap yazdı. Adı “Falan Filan”. Adına da kapağına da kendisine de bayıldım! “O parti benim bu parti senin gezip tozarken buna nasıl zaman yarattı?” diye merak edenler de Ece Saruhan’la yaptıkları röportajı dönüp okuyabilir veya Esin Övet’le “Alt Üst Muhabbetler” programının kaydını izleyebilir. Nice kitaplara Oben! Kitabının da senin de yolunuz açık olsun hep...

        Diğer Yazılar