Nerdesin aşkım-burdayım aşkım
Artık hırsızlar evde olup olmadığımızı kontrol etmek için apartman görevlileriyle işbirliği yapmak ya da günlerce evinizi gözetlemek zorunda değil. Bilgisayar başında olması yeterli. Neden mi?
Çünkü Facebook'tan, Twitter'dan oradan buradan o sırada fiziki olarak nerede olduğunu belirtmek çok moda. Epeydir... Ve ben epeydir bunun manasını çözemedim. Bilmem nerde yemek keyfi, bilmem nerde içki keyfi, arkadaşlarla bilmem nerdeyiz... Eee?
"Peki bize ne" sorusunun ötesinde daha korkunç bir durum var ki o da "Haa demek evde değilsin" çıkarımı. Özellikle yalnız yaşayan biri için bunun tehlikelerinin bilmem farkında mısınız?
Zaten kendi isteğinle langır lungur deşifre olup (tatildeyim, sokaktayım, canım sıkıldı, dondurma yedim, aşık oldum, arkadaşıma tripteyim, işte o arkadaşımın fotoğrafı, burada da ailemin evi ve adresi, şurada da işyerim, işte tatilde giydiğim bikini, isyanlardayım oyum buyum) özel hayatın adına paha biçilmeyecek bilgileri ortalara saçtığın için zekandan şüphem var... Bir de "Evde yokum istersen birkaç gün önce fotoğraflarını koyduğum mücevherleri yokla, ha bir hafta önce de evimde video çekip detaylı kroki vermiştim zaten" demek nesi?
Sorsalar "Nerdesin" diye bir offf çekip "Sana ne!" diyebilirsin ama değil mi? Sevgilinin adını iş arkadaşlarından gizlerken Facebook'a yanak yanağa fotoğraflarınızı koymak ne?
Cem Yılmaz, şu hayatta "Keşke ondan birkaç tane daha olsa" dediğim ender insanlardan. Son şovunda bunların hepsine değindi. Teknoloji kullanımıyla ilgili "Nerdesin aşkım?-Burdayım aşkım" esprisi dillerde... Facebook'un kullanımıyla ilgili CIA esprisi de muhteşemdi. Evet ne sizi CIA izliyor ne de muhtemelen başka bir istihbarat örgütü... Ama insanın kendisi hakkında bu kadar çok bilgi vermesi de hiç akıl karı değil. Yine de sen bilirsin aşkım!
Evet tabii dik duracaksın
her şeye rağmen...
Dünkü yazımda "İyi ki akla kara, iyiyle kötü ortaya döküldü. Bundan daha kıymetlisi yok. Bu dönemde yaşadığımız için hakkını vermemiz üzerimize düşeni yapmamız lazım" demiştim.
"Her şeye rağmen mi?" diyenler oldu. Evet her şeye rağmen.
Size ve kendisine benzemeyen herkese "İğğğrençsin" ifadesiyle bakanlara...
Göz göre göre yalan söyleyip damarınıza basanlara...
Kendi hakkını savunduğu gerekçesiyle sizin hakkınızı yemek isteyene...
İyi niyetle uzattığınız dostluk elinize düşünmeden tükürene...
Pisi pisine ölen biri için "Allah rahmet eylesin" bile diyemeyen o dilleriyle bile isteye ölünün arkasından kötü konuşanlara...
Her şeyi, Allah inancını, özgürlüğü, hak arayışını bile parselleyebileceklerine inananlara...
Her hareketi davranışı "Bunun altında kimbili neler yatıyoooor" diyerek kötü niyetle kirletmeye çalışanlara...
Kurulan iftar sofrası, ikram edilen Kandil simidi, edilen duayı, iyi dilekleri, kapsayıcı idealleri, güzel hayalleri bile kendi karanlık iç dünyasında kötüye yoranlara...
"Hak varsa sadece benim hakkımdır", "Demokrasi... Ama sadece benim gibiler için" diyenlere...